Yine midemi alt üst ettim ( galiba bu sefer ciddi doktor hap verdi)
1000Kitap
Kadın-Erkek İlişkileri ve 3 Renk
Merhaba Sayın 1000 Kitap Üyeleri. Herkese akademik ve sosyal hayatında başarılara doyduğu mutlu bir 2026 yazı dilerim. Bugünkü yazımın başlığı "Kadın-Erkek İlişkileri ve 3 Renk" Bu başlıkta üç renkten Kırmızı, Mavi ve Siyah renklerini kastederek kadınların gözündeki "Erkek Hiyerarşisinde" değişmez yerinizi bilmeniz ve böylece kadınların size olan tavırlarını daha iyi anlamanızı sağlayacağım. Kırmızı renkteki hapla simgelenen Red Pillci erkekler erkeklerin yüzde 15-20'lik kesimini oluşturan ve paraları statüleri ayrıcalıklı özellikleri vb. sayesinde kadınların kendilerine her türlü haylazlık, afacanlık ve fırlamalık yapma hakkını verdiği "Badboy-Playboy-Mafyatik Erkek" üçlüsündeki erkeklerdir. Bunlar kadınların gözünde her hakka sahip olduklarından kadınları ne kadar üzerse üzsünler kadınlar için vazgeçilmezlerdir. Çünkü para ve güç bunlardadır. Örneğin sosyal medyadan kadın katili olduğunu bilmelerine rağmen milyonlarca Türk kızının aşk mesajları yazdığını gördüğümüz malum saç traşlı tayfa kadınların gözünde bu "Üstün ve dokunulmaz erkeği" temsil eder. Mavi renkli hapla simgelenen, kadınların peşinde koşup onlara yaranmak için kendini paralayan "Köle ruhlu - Hanımcı - Light Erkek" modeli ise erkeklerin yüzde 70-75'ini oluşturur. 30-35 yaşlarına kadar Kırmızı hapçı badboylarla her şeyi yaşadıktan sonra bedenen ve psikolojik olarak yıkıntıya dönüşen hanımefendilerin kendilerini garantiye almak için yamandıkları son durak olma özelliğini taşırlar. Ve nihai olarak bu analizi yapan, gerçekleri gören "Gerçekçi-Gözlemci-Yalnız erkek" modelini ise siyah hap ile simgelenen hürriyetine düşkün ve sömürülmeye karşı erkekler oluşturur. Siz bir erkek olarak hangi rengi kendinize yakın buluyorsunuz?
Doktor MBC'den Hayata Dair Dostça Tavsiyeler
Reklam
21. yüzyıl insanı, tarihin en büyük paradokslarından birini yaşıyor: Bilginin hiper-enflasyonuna maruz kalırken, anlamın derin kıtlığını çekiyoruz. Dijital simülasyonlar, algoritmalar ve sürekli bir "görünme" arzusu, insanı kendi özünden koparıyor. Modern kent yaşamı ve dijital ekosistem, bireyi sürekli bir rasyonellik, nezaket ve uyum kalıbına zorlarken, insanın derinliklerinde bastırılmış, ehlileştirilemez bir kaos yatar. Sigmund Freud bu çelişkiyi, "İnsanın aynı zamanda uygar bir varlık olmaya çalışması trajik bir durumdur. Sonuç, uygarlığın kaçınılmaz huzursuzluğudur" diyerek çarpıcı şekilde ortaya koyar. Freud burada insanı trajik bir özne olarak konumlandırır; çünkü insan, doğası gereği dürtüsel bir kökene sahipken, varlığını sürdürebilmek için kültürel normlara boyun eğmek zorundadır. Ve Arthur Schopenhauer’ın dediği gibi, "Hayat, bir sarkaç gibi acı ile can sıkıntısı arasında gidip gelir." Modern insan, arzularının peşinde koşarken acı çeker; onları toplumsal baskıyla bastırdığında ise anksiyeteye mahkum olur. Araya girmeme izin verin;))) yani sabahları alarmı üç kez erteledikten sonra yataktan fırlayıp, kahve bardağını kapıp metrobüse yetişmeye çalışırken hissettiğiniz o gizli "her şeyi yakıp yıkma" arzusu var ya? İşte o tam olarak Freud'un bahsettiği hayvani dürtülerinizle, plaza insanı olma çabanızın tatlı bir savaşı. Medeniyet sizden her sabah güler yüzlü bir günaydın bekliyor ama içinizdeki mağara adamı hala elinde sopayla dolaşıyor. Kabul edelim, modern insan dediğimiz canlı, aslında şık takım elbiseler giymiş kronik bir anksiyete yumağından başka bir şey değil! Neyse..... Günümüzün dijital dünyası, bu baskıyı daha da derinleştiren modern bir Panoptikon’dur. Filozof Jeremy Bentham’ın tasarladığı ve Michel Foucault’nun felsefeye
Edebiyat
Deli gönül, neyi özler durursun? Acınacak dostun, cananın mı var? Dünya yansa yorganın yok içinde, Harap olmuş evin, dükkânın mı var? Hatır, gönül bulamazsın birinde, Dama dedi dişisinde, erinde, Vatan dedikleri yangın yerinde, İnsanlığa hâlâ imanın mı var? Nene yetmez senin şu kuru kaval? Pir aşkına sıkıldıkça durma, çal.Malta'daki kurnazlardan ibret al, Paran mı var, bağın, bostanın mı var? Sana giren, çıkan nedir, be dürzü? Be Allah'ın numunelik öküzü! Ben mi yuttum on dört bin okka düzü, Bekri Mustafa'dan fermanın mı var? Ne uymazsın zamaneye be domuz? Kırk senedir.... ne verdin omuz Nâzır olmuş desem sana ıstakoz, Reddedecek kılıç, kalkanın mı var? Çünkü neden? Dalyanın yok, ağın yok, Bir tek hamsi kızartacak yağm yok. Ocağın yok, dalın yok, budağın yok, Yoksa Gökalp gibi Turan'm mı var? Uyanmadın gitti, dalgın uykudan, Sana ne be âlemdeki kaygudan? Dem vurursun siyasetten duygudan, Beynelmilel bir imtihanın mı var? Feylesofum dedi herif, pap çıktı, Nâzır oldu, saman sattı sap çıktı. Reçetede şurup yazdı, hap çıktı,
Şiir
Değerli 1000k ailesine dua ve saygı ile
Namazlarında huşu içinde olan müminler kurtuluşa ermişlerdir. Namazda Huşu İmam İbni Recep Didem @Didem46 Kitap ilerledikçe insan ‘ben ne okuyorum’ sorgusuna girer Tüfek, Mikrop ve Çelik Jared Diamond Zübeyde BAYIK Zübeyde BAYIK Onun delici bakışlarla süzüp "Her şey kazanıp kaybetmekle mi ilgili?" diye çıkıştı. "Diyelim ki sen haklısın. Geri kalan herkes de yanılmış. Ne fark eder ki?" "Benliğim, prensiplerim açısından çok şey fark eder." Yılan Avı John Verdon Volkan Ş.Volkan Ş. Ve Son "Hatıralar her zaman elle tutulamaz, okşanamaz. Bazı hatıraları yalnızca beyinlerimizin en derin köşelerinde, hepimizin evrilmiş olduğu sürüngen çekirdeğinde saklayabiliriz." Cerrah Tess Gerritsen Mehlikâ Mehlikâ Aşk bir uçan tekmeydi, suratının ortasına patlamadıkça tadına varamazsın! Operatöre Bağlanıyorsunuz - 1K. Kübra Berk Gökçe Gökçe Hastalık ve Ölümün Kokusu
Kaç tane müslüman kadın Cüleybib'in ve Zahir bin Haram'ın hikayesini biliyor? Incelleri ve Siyah Hap'ı anlamanız için kritik önem taşıyan örnekler.
İslam
Reklam
Reklam