Bir gün her şey son bulacak... Acıların, yarım kalışların, yaraların, yangınların... O gün geldiğinde yani geçmez sandığın şeyler geçtiğinde, alıştığında, artık umursamadığında... Birilerinin pişmanlığı, yeni birilerinin umudu olacaksın. Sabret...
Alışamam deme, alışırsın çünkü.. Elinden gelenin fazlasını yaptığın halde karşılık göremeyerek alışırsın. Defalarca kalbin kırılır, zamanla ona da alışırsın... Hatta zamanla unutursun bile bazı şeyleri. Sesini mesela, unutursun zamanla.. Geçmez diye bir şey yok, her şey geçer bir gün. Geçmeyecek sandığın her şeye alışırsın. İsteyerek değil, mecburen alışırsın.. Çünkü başka yolu yok bunun..!
Diya wê serê xwe dihejand û digot: "Ji wan gotinan bawer neke keça min. Bi dirûvê însanan nexape. Tu hîn zarok û bê tecrûbe yî. Tu nizanî çawa kîvroşkeke nerm û nazik û bê ziyan ji nişka ve dibe jûjiyekî gij û zivir. Çawa miheke belengaz dibe gurekî har û dirinde. Çawa giyanên bi dirûv perperokî dibin moz û şandelîk, dibin dûpişk, dibin mar, marên heft serî, dibin ejdeha..."