İşit: On dört asırlık bir cihânın inhidâmından , Kopan ra’dın, ufuklar inliyor, hâlâ devâmından! Civârın, manzarın, cevvin, muhîtin, her yerin mâtem; Kulak ver: Çarpıyor bir mâtemin kalbinde bin âlem! Ne hüsrandır ki: Doldursun bugün tevhîdin enkâzı, O, hâkinden nebîler fışkıran, iklîm-i feyyâzı! Gezerken tavr-ı istilâ alıp meydanda bin münker, Şu milyonlarca îman “Nehye kalkışsam” demez, ürker! Ömürlerdir bir alçak zulme miskin inkıyâdından, Silinmiş emr-i bi’l-ma’rûfun artık ismi yâdından. Hayâ sıyrılmış, inmiş: Öyle yüzsüzlük ki her yerde... Ne çirkin yüzler örtermiş meğer bir incecik perde! Vefâ yok, ahde hürmet hiç, emânet lâfz-ı bî-medlûl ; Yalan râic , hıyânet mültezem her yerde, hak meçhûl. Yürekler merhametsiz, duygular süflî , emeller hâr ; Nazarlardan taşan ma’nâ ibâdullâhı istihkâr. Beyinler ürperir, yâ Rab, ne korkunç inkılâb olmuş: Ne din kalmış, ne îman; din harâb, îman türâb olmuş! Mefâhir kaynasın gitsin de, vicdanlar kesilsin lâl... Bu izmihlâl-i ahlâkî yürürken, durmaz istiklâl! Mehmet Âkif Ersoy
Şiir

KerZeY35

@kerzey35
·
Umar mıydın?
Görünmez âşinâ bir çehre olsun rehgüzârında; Ne gurbettir çöken İslâm’a İslâm’ın diyârında? Umar mıydın ki: Ma’bedler, ibâdetler yetîm olsun? Ezanlar arkasından ağlasın bir nesl-i me’yûsun? Umar mıydın: Cemâ’at bekleyip durdukça minberler, Dikilmiş dört direk görsün, serilmiş bir yığın mermer? Umar mıydın: Tavanlar yerde yatsın, rahneden bîtâb? Eşiklerden yosun bitsin, örümcek bağlasın mihrâb? Umar mıydın: O, taş taş devrilen, bünyân-ı mersûsun, Şu vîran kubbelerden böyle son feryâdı dem tutsun? Mehmet Âkif Ersoy
Şiir
Hâr ile demlenen çayın tadını kor ile yanan yürekler bilir... yudum yudum sessizliğe bürünen anı, bir iç çekişe sığdıran bilir..
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Hâr ile demlenen çay'ın tadını kor ile yanan yürekler bilir... Yudum yudum sessizliğe bürünen anı, bir iç çekişe sığdıran bilir...! Rûmî
"Yürekler merhametsiz, duygular süfli, emeller hâr! "
Ez Memê te bûm tu nebû Zîn, Piştî tu çû, bûm har û dîn.
Kurdî
Yâr çün gül gibi her hâr ile seyr-i bâg ider Sîne bâğın lâleler gibi ser-â-ser dâğ ider