TİPİ DİNDİ
MAHMUT YESARİ
Mahmut Yesari’nin "Tipi Dindi" adlı eserini kahramanımız Macit’in ağzından dinliyoruz. Macit, çalıştığı işten ayrılmış, arkadaşlarıyla birlikte sefahat dolu bir hayatın içine sürüklenmiş bir gençtir. Annesinden kalan mirası düşüncesizce har vurup harman savurur. Bu savruk hayat devam ederken sevgilisinden ayrılır, parası tükenir ve giderek boşluğa sürüklenir. Hayat onun için bu şekilde akıp giderken, bir gün her şey değişir.
Günler önce kendisine ulaşması gereken kız kardeşinin mektubu, Macit’e sarhoş olduğu bir gece ulaşır. Mektupta babasının ağır hasta olduğu, ölümünün yaklaştığı, onu son bir kez görmek istediği ve kardeşleri Müzehher ile küçük Niyazi’nin de kendisine ihtiyaç duyduğu yazmaktadır. Bu mektubu alır almaz ailesinin yanına gider; ancak ne yazık ki babası çoktan vefat etmiştir.
Eve vardığında evin tanımadığı akrabalarla dolu olduğunu görür. Kız kardeşi Müzehher ile küçük kardeşi Niyazi, ondan kendilerine sahip çıkmasını, her gün olmasa bile birkaç günde bir gelip onlarla ilgilenmesini isterler. Fakat Macit yalnızca ilgilenmekle kalmaz, kardeşlerine tamamen sahip çıkar. Babasından kalan borçlarla uğraşır ve ailenin sorumluluğunu omuzlarına alır.
Roman boyunca varlıklı bir ailenin yavaş yavaş değişen hayatına tanıklık ederiz. Konaklardan, antika eşyalardan, bol harcanan mutfak masraflarından; süt ninelere, kahya kadınlara ve hizmetkârlara kadar alışılmış ihtişamın geride bırakılıp sade bir hayata geçişini izleriz. Bu değişim, aynı zamanda imparatorluktan cumhuriyete geçiş döneminin toplumsal dönüşümünü de hissettirir.
Taziyeye gelmiş gibi görünüp acılı insanları sömürmeye çalışan, ölümü fırsat bilerek evdeki kıymetli eşyaları ucuza alıp pahalıya satmak isteyen esnaf ise beni en çok öfkelendiren kısımlardan biri oldu.
Mahmut