Düğün davetine icabet etmenin müstehab olması; orada oyun, dinen yasak olan şeyler (münkerat) ve boş eğlenceler bulunmaması şartına bağlıdır. Eğer davette haram bir unsur varsa icabet etmek haram; mekruh bir unsur varsa icabet etmek mekruh olur.
Resûlullah “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” hazretleri buyurdular ki: (Patlıcan yiyiniz ki, o bir ağaçdır. Ben onu Cennet-ül Me’vâda gördüm. Allahü tebâreke ve teâlâ hazretlerinin vahdâniyyetine ve Benim Peygamberliğime ve Alînin velîliğine şehâdet etdi. Her kim patlıcanı, zarar niyyeti ile yirse, zarar olur. Eğer şifâ niyyeti ile yirse, şifâ olur.)
Haklar korunduğu ve inanca saygı duyulduğu sürece, barışın kimseye zararı yoktur. Ancak barış, teslim olmak ve alçaklığı kabul etmek demekse, işte buna saygı duyulamaz! Bu dengeyi, Kur'an'ın haram aylarda savaş yapmayı serbest bırakan açıklamasında görebilirsiniz;
"Sana haram ayda savaşmayı soruyorlar. De ki: O ayda savaşmak büyük bir günahtır ... " (Bakara, 2/217)
Yani savaş caiz değildir, ancak haram ayda saldırıya uğramışsanız, emniyet içinde yaşayanların güvenliği tehdit edilmişse ve doğru bir şekilde Allah'a ibadet edenler sıkıştırılmaya başlanmışsa ne yapmalı? Böyle bir durumda saldırıya karşılık vermek ve hak ve hukuku korumak gerekmez mi?
Çin devleti, zaman zaman güncellediği bazı genelgelerle, aşağıdaki belli başlı fiilleri radikallik belirtisi olarak ilan ediyordu
Islamia uymayan şeyleri dışlamak ve kötülemek
Dindarlarla dini konularda tartışmak
Sincan bölgesinde Islam öncesinde yaşanmış dinleri eleştirmek
Uzun sakal bırakmak
Başını veya yüzünü tamamen örtmek
Dini kıyafetleri almak, satmak veya hazırlamak
İçki ve sigarayı aniden terk etmek
Dükkanlarda satılan mallar arasında "haram" ve "helal" ayrımı yapmak
Müzik, dans, spor vb. faaliyetleri "Islam dışı" saymak
Düğün ve diğer törenlerde dans etmemek
Kadınlarla tokalaşmamak
Çocuklarını resmi eğitim kurumlarına göndermemek
Restoran ve lokantaları Ramazan ayında kapatmak
İkamet ettiği yeri devletten izinsiz terk ederek başka bir şehre yerleşmek
Peygamber Efendimiz (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmustur:
"Helal belli haram da bellidir. ikisinin arasında şüpheli şeyler vardır. O şüpheli şeyleri insanların çoğu bilmez. Her kim şüpheli şeylerden sakınırsa dinini de ırzını da kurtarmış olur. Her kim bu şüpheli şeylere dalacak olursa, her an harama düşebilir. Tıpkı (içeri girmesine izin verilmeyen) koru etrafında (davarlarını) otlatan bir çoban gibi. (Hayvanlar, yasak olan koruya girerek orada otlayabilirler.)"