Puan vermedi·184 syf.··
2026 1. kitabı
Dil Belası, sarf ettiğimiz kelimelerin kalbimizin aynası olduğunu hatırlatıp insanı derin bir öz eleştiriye davet ediyor. Dilin terbiyesinin aslında ruhun ve ahlakın terbiyesi olduğunu gösterirken, acilen ıslah etmemiz gereken hastalıklarımızı yüzümüze vuruyor. ​Okurken çok etkilendim ancak eserde zayıf hadislere sıkça yer verilmesi, sürekli kaynak ve sıhhat kontrolü yapma ihtiyacı doğurduğu için okuma sürecimi biraz yavaşlattı. Her ne kadar helal-haram gibi kesin hüküm bildirmeyen, ahlaki öğüt ve teşvik içeren konularda zayıf hadislerin nakledilmesinde usulen bir beis görülmese de hadislerin sıhhat durumlarına bakmadan geçemedim.
Din
Dil Belâsıİmam Gazali · Ketebe Yayınları · 202616,9bin okunma
Bir Gönüle Aşk Girince
Puan vermedi·272 syf.·
2026 23. kitabı
Son zamanlarda okuduğum kitapların içinde aşkı görüyorum. Bu ay içerisinde okuduğum kitaplardan biri de Mesihpaşa İmamı adlı eserdi. Son derece inançlı, disiplinli, işlerine haram bulaştırmayan bir imamın gönlüne aşk düşünce neler oldu, neler... Okurken hem ufak ufak tebessüm etmiş hem de şaşırmıştım. Şimdi ise İstanbul Galata'sının en meşhur orospusu Fosforlu Cevriye'nin gönlüne aşk düşünce ne oldu? Bir türkü geçiyor aklımdan Sevcan Orhan’nın TRT kaydındaki performansı harikadır: Bir gönüle aşk girince, hey can Ateşte yanmışa benzer, hey can Bir de hasretlik olunca Aşk umut etmektir. Aşk dönüşüm demektir. Aşk için ölmek varken de aşkın için yaşamaktır. Aşk her şeydir... Nazım Hikmet Ran 'in 1920 yılında yazdığı Gölgesi adlı şiiri Suat Derviş'e yazdığı iddia edilir; hatta ona platonik bir aşk beslediği de söylenir. "Ağlasa da gizliyor gözlerinin yaşını; Bir kere eğemedim bu kadının başını." Suat Derviş ise sol görüşlü, feminist bir yazardır. Dikkat edin; o dönemde bu iki kelimenin yan yana gelmesi büyük bir cesarettir. Hele ki bir kadınsanız... Toplumcu gerçekçi eserler kaleme alan hemen hemen her yazar soruşturmalardan geçmiş, tutuklanmış, dışlanmış ve sürgünü andıran bir hayat yaşamıştır. Fosforlu Cevriye ilk bakışta bir aşk romanı gibi görünse de aslında bundan çok daha fazlasıdır. Roman, İstanbul'un arka sokaklarını, yoksulluğunu, dışlanmış insanlarını ve toplumun görmek istemediği yüzünü anlatır. Suat Derviş'in başarısı da burada ortaya çıkar. O, okuyucusunu sadece bir aşk hikayesine değil, aynı zamanda dönemin sosyal gerçeklerine de tanık eder. Fosforlu Cevriye, toplumun "düşmüş kadın" olarak damgaladığı bir karakterdir. Fakat roman ilerledikçe onun yalnızca bu sıfatla açıklanamayacağını görürüz. O, seven, özleyen, fedakarlık yapan, umut eden ve hayal kuran bir
Aşk
Fosforlu CevriyeSuat Derviş · İthaki Yayınları · 20212,641 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Minnet, bakım
Puan vermedi
Ali nin anasına bakım vermesi bir minnet borcum mu? Eğer bu minnet borcuydusa borcu ne zaman bitecek. Meryemce Ali’yi kendisine baksın diye doğurdu. Alinin hayatını ipotek altına aldı. Ali arada bu üstündeki minnet hırkasını çıkartmaya çalıştığında “ ak sütüm haram olsun” diyerek oğlunu manipüle ediyor.
OrtadirekYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 20183,481 okunma
Puan vermedi·328 syf.··
2026 151. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 10:19
#305973426 “En büyük korkularımız da, en büyük umutlarımız da, gücümüzü aşan şeyler değildirler; zamanla korkularımızı yenebilir, umutlarımızı gerçekleştirebiliriz.” #305972398 “Ben öldükten sonra insanlar ne isterse düşünebilir.” Bu sözlerle incelememe başlayayım. Bir aşçı okurumuz 4-5 ay önce bu kitaptan alıntı paylaşınca dikkatimi çekti. Başladım şu seriye. Ölenin arkasından konuşulmaz demişler, ben de ölünün arkasından kötü konuşmayacağım. Bazı ciltlerini keyifle okudum, bazılarını da ne zaman bitecek diye bitirmeye çalıştım. Genel olarak seri güzeldi ama beni en çok etkileyen son cilt olan 7. Ciltti. Eserde genel tema eşcinsellik üzere idi. İnsanların psikolojik tahlilini çok güzel ifade etmiş yazar. Yer yer Türklerden de bahsetmiş ve biraz havalı yönlerinin olduğundan bahsetmiş. Eşcinsellik bölümlerini hiç beğenmedim çünkü dinimiz İslam, erkeğin erkek ile kadının kadın ile cinsel ilişkisini haram ve yasak kılmış, onun haricinde okunmaya değer bir eser. Keyifli okumalar Yakalanan Zaman Marcel Proust
1K
Yakalanan ZamanMarcel Proust · Yapı Kredi Yayınları · 20241,401 okunma
8/10
·423 syf.··
Beğendi
·
2026 16. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 20:08
Mâverdî –A‘lâmü’n-Nübüvve Gül suyu (mâü’l-verd) işiyle iştigal eden babasının mesleğine nispetle Mâverdî ismiyle meşhur olan Ebü’l-Hasen Alî b. Muhammed b. Habîb el-Basri 364/974 yılında Basra’da dünyaya gelmiş, Mu‘tezilî Ebü’l-Kāsım es-Saymerî’den (ö. 386/996) fıkıh tahsil ederek başladığı ilk öğreniminin ardından 398/1008’de Bağdat’a geçerek 450/1058 senesinde vefat edinceye kadar orada ikamet etmiştir. Bağdat’ta birbirinden farklı mezhep ve meşrepteki hocalardan tefsir, hadis, fıkıh, fıkıh usulü ve edebiyat gibi ilmî disiplinlerde tahsilini tamamlayan Mâverdî, ilim dünyasında fıkıh, siyaset ve ahlâk felsefesi alanındaki önemli çalışmaları ile tanınmıştır. Şâfiî, mezhebinde müctehid derecesine yükselmiştir. Kitabımız 423 sayfa olup Darun nefais yayınları tarafından Beyrutta yayınlanmıştır. Maverdi kitabın giriş kısmında , Allah’ın insana onu diğer canlılardan ayıran anlamaya sevk eden ifade yetisi ( nutuk) ve bilmeye götüren akıl gibi iki büyük nimet verdiğini söyler. İnsan bu nimetlerle şeriatı kavrar. Fakat itaat arzusunun uyanması ve isyandan alıkoyacak bir bilincin oluşması için peygamberlerin gönderilmesine ihtiyaç olduğunu belirtmiştir. Yazar kitabı da peygamberliğin ispatı ve ona dair kuşkuları gidermek için gereksiz delillendirmeye girmeden yazdığını ifade eder. Kitap iki kısımdan oluşmaktadır, ilk kısım Peygamberlik kurumunun genel olarak ispatı ve bunun delilleri, ikinci kısım Peygamberliğin kendi içindeki farklı kısımları ve hükümleri hakkındadır. Yazar, konu dağılımını bu şekilde kurgulamış olmakla birlikte, ele aldığı meseleleri toplamda yirmi bir başlık altında sistematik bir biçimde incelemiştir. Bunun yanı sıra, çalışmanın ikinci bölümünde yer verdiği peygamberliğin kısımları ve buna bağlı olarak ortaya çıkan farklı hükümlere ilişkin tartışmaları,
Alamün-Nübüvve - أعلام النبوةİmam Maverdi · Darü'n-Nefais · 19941 okunma
Puan vermedi·216 syf.··
2026 20. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2026 01:28
Yaşar Kemal başlı başına bir efsane… Güç denilen kavram güçsüzlükten üremiştir ve bu güç öyle kalıcı bir güç değildir. Belli bir zaman diliminde kilo kilo haram yendikten sonra güç te utanır haklı olanın gücünü elinden alırsan günü gelir seni o geçici gücünle beraber yerin dibine gömer hem de sen kudururken arsızlığın tüm çıplaklığıyla işte o gün sen de ölürsün sahip olduğunu sandığın gücün de ölür. Dünya dünya olalı zulüm vardır olmaya da devam edecek bir küçük karınca olup filleri yenebilir misin evet yenersin imkansız gibi gözükse de yenebilirsin. İnancın üstünde bir güç varsa o da okumaktır. İnanca okumayı eklersen kimse seni yenemez. Yenmeyi hayal bile edemez. Filler Sultanı hayal edemedi çünkü içten içe korkuyordu bir (kalleş Ulukepez’e söylemiş gibiydi). Korkuyu öğrettiğin varlık aklını kullanmaya başladı mı var sen kork ondan! Masallar çocuklar uyusun büyükler uyansın diye vardır. Kırmızı Sakallı Topal Karınca güç zehirlenmesi yaşayan ahmaklar içindir.Güç için güç değil! Hak için emek için azim için kardeşlik için özgür bir yaşam için kimsenin hakkının yenmediği bir dünya içindir. Adalet dediğimiz kavram bugün nasıl sözlükte anlamı olup da gerçekte hükmünü yitirdiyse işte budur yiten günü gelince yeniden dirilecek olan… Karıncalar çalıştı Filler yedi Zamanı geldi Karıncalar düşündü Filistan çöktü İnsanistan al dersini de Filler yemesin seni Yerse hapır hupur yer Fikret dediydi Yiyin yutun diye Sakın çekinmeyin Yaşar Kemal, yaşar Ölmezleşir kırmızı sakallı topal karıncalar
Filler Sultanı ile Kırmızı Sakallı Topal KarıncaYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202515,6bin okunma