Benim ben ben Hızır
Çankıranım ben
Hamam soğutan
Görklü bakışlara gece aralayan
Yumurtada bekleyen
Kafataslarını koruyan
Bahçelerde
Hıdrellez pikniklerinde
Ateş avcısı bilge develerin
Öfkesini gün batımlarına taşıyan
Yaşlının gençliği gence genç
Çığ yuvarlayıcısı
Kaya atıcısı
Dağ bôlen
Depremin özü
Şimşek mayası
Hardal kokusu
Çekirge sabrı
Arı vahyi
Ölü etkisi
Bitişik odadaki boşluk
Cihan savaşlarının ilk başyazısı
İlk insan
Son türbe
Ben
Hızır
Annesi, "Yavrum bize ait olmayan bir eşya sırf hoşumuza gitti diye alınmaz. Arkadaşına 'Bu benim hoşuma gitti, alabilir miyim, benim olabilir mi?' diye sormalıydın. Arkadaşın eve gidip kalemini bulamadığında çok üzülür, kaybettiğini zannedip ağlar. Belki ailesi bu yüzden ona kızabilir," dedi.
Tonkinos,
"Söylediğin sözler hiç hoş değil. Okulda öğretmenimiz bize her zaman yerlere çöp atmamamızı öğütlüyor. Temizlik görevlileri maaş alıyorlar diye yerlere çöp atılmaz. Biz elimizden geldiğince çevremizi temiz tutmaya çalışırız. Onlar da yanlışlıkla yere düşen ya da rüzgârın getirdiği çöpleri toplarlar, her taraf daha temiz olur. Hem onlara da yazık değil mi? Sen onların iş yükünü daha da fazlalaştırıyorsun. Empati kur, o temizlik görevlisi senin baban ya da annen olabilirdi. Çok yorulduğu için akşam eve geldiğinde seninle ilgilenmeye hâli kalmazdı. Sen de bir çocuk olarak ebeveyninle fazla vakit geçiremediğin için üzülürdün," dedi.
Sayfa 45 - Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık·Kitabı okudu
"Yavrucuğum! Yaptığın iyilik veya kötülük hardal tanesi ağırlığında bile olsa, bir kayanın içinde saklı da olsa, göklerin veya yerin herhangi bir nok-tasında bile bulunsa, Allah onu çıkarıp âhirette karşına getirir. Çünkü Allah her şeyi bütün incelikleriyle bilir, her şeyden hakkiyle haberdardır." (Lokman, 16)
"Türkçemizdeki öfke sözcüğünün mecazi olarak Orta Asya'da ciğer karşılığı olarak kullanılan "öpke"den geldiğini de unutmayalım: Divanü Lügat-it Türk'ün Kaşgarlı Mahmud'un da değindiği gibi, ciğer pişerken, hele üzerine sirke ve hardal dökülünce nasıl iyice "kabarırsa", insan da kızıp, öfkelenir."