Gerçekten hayatımda hiç bir kitabı yarım bırakmadım. Ama bu ne? Her ne kadar emek verilmiş bir eser de olsa, bu kadar ağır hareket edemezdi. Fakat hakikaten insan, bir noktadan sonra, kitabın ne zaman biteceğini sorgulamaya başlıyor –en azından ben öyleydim–. Yazarın ve eserin uygulamada ki puanına göz gezdirdiğimde zaten iyi değil ama ben bunu aldırmadan yoluma devam ettim. Galiba ne yazık ki insanlar haklıymış. Umarım başka eserleri güzeldir. Biraz kafamı toparlayıp öyle okumaya devam edeceğimi düşünüyorum (umarım).
Duygu ve Düşünce
Üç HayatGertrude Stein · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2021393 okunma
9/10
·93 syf.··
2026 42. kitabı
İnsanın Dört Zindanı, Ali Şeriati'nin farklı fakültelerde vermiş olduğu konferanslardan derlenmiş bir eser. Şeriati, "İnsan Nedir?" ve "İnsanı beşerden ayıran nedir?" sorularını detaylıca cevaplandırarak insanı, bilinçli, seçici, yaratıcı ve sürekli gelişim/oluş süreci içinde olan bir varlık olarak tanımlıyor. İnsana özgü en üstün varoluş "başkaldırıyorum o halde varım"dır. Burada yazarın değindiği nokta, bilinç ve seçme özgürlüğüne sahip insanın, dört zindanından kurtularak hakikat perdesini aralaması ve ona ulaşma çabasıdır. Bu dört zindan; doğa, tarih, toplum ve benliktir. İçine doğmuş olduğumuz toplum, doğa ve sahip olduğumuz tarih, bizi şekillendirir, sınırlandırır, belli bir kalıba sokar ve roller biçer. Yani bi nevi bugünümüzü ipotek altına alır. Bu üç zindandan kurtulmak, bunların yapısını, felsefesini anlamak ve bu doğrultuda hareket etmekle mümkündür. Dördüncü zindan benlik(ego) ise, insanın en aciz olduğu zindandır. Buradan çıkış "Aşk" ile mümkündür. Yazarın aşktan kastı şudur: " Muktedir bir güç hesapçı ve oportünist akıldan daha üstün bir güç olmalı ki benim özümde, insan beninin özünde, fıtratımın derinliklerinde beni fışkırtsın, harekete geçirsin, içten kendime karşı bir devrim koparsın; yoksa bu iş doğal yasalarla olmaz, içten bana, bene karşı bir baş kaldırı kopmalı. Çünkü dördüncü zindan benim içimin bir parçasıdır." Tanrı varlığımızı bize vermiştir fakat mahiyetimizi kendimiz, kendi irademiz ile yapmalıyız, der. Bu dört zindanın esiri olan insan, geliştiği, tekamül kazandığı ölçüde bu zorlayıcı etkenlerin elinden kurtulabilir ve o zaman insan olma sürecine girerek bu belirleyicilik ve zindanlardan kurtulup özgürleşir.
İnsanın Dört ZindanıAli Şeriati · Fecr Yayınları · 20175,9bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
8/10
·264 syf.··
Beğendi
·
2026 78. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 15:37
DAĞLARDA KOŞAN KADIN-YÜKO TSUŞIMA,264 sayfa Dağlarda Koşan Kadın 1970 Japonya’sında 🪭modern toplumun dayattığı şekillere , anneliğin gerektirdiği kalıplara ve yalnızlığa karşı sessiz,kararlı ve devasa bir başkaldırının romanıdır. 21 yaşındaki bekar bir anne olan Takiko’nun hikayesini anlatır .Evlilik dışı bir çocuk dünyaya getiren Takiko, hem muhafazakar ve baskıcı ailesiyle hem de 1970'lerin sonu Japon toplumunun acımasız ahlak normlarıyla mücadele etmek zorunda kalır.Alkolik ve işsiz bir baba,evin geçimine katkıda bulunmak için gece gündüz dikiş diken bir anne ve liseye giden erkek kardeşiyle aynı küçücük evi paylaşmak zorunda olan Takiko…Şimdi bir de minik erkek bebeği Akira ile bu evde yaşamak zorundadır kendi başına bir eve çıkacak kadar para kazanana kadar… Takiko, ne ailesinden ne de çocuğunun babasından destek görür; tamamen yalnızdır. Zaten bir gecelik ilişkinin meyvesidir bebeği,adamın haberi bile yoktur. Kitap kahramanı dik başlı,fevri hareketlerde bulunan,kendi ayakları üzerinde durmaya,parasını kazanmaya çalışan ,yaşı çok küçük olmasına rağmen aile baskısına karşı gelen bir karakter. Takiko'nun ailesi ise toplumun küçük bir modelidir. Özellikle şiddete meyilli babası ve kızını korumak yerine elalem ne der korkusuyla hareket eden annesi, Takiko’nun kaçmak istediği o basık-boğucu dünyanın kendisidir adeta. Dağlarda Koşan Kadın ,sadece bir kadının hayatta kalma mücadelesi değil; bireyin, toplumun çizdiği sınırların dışına çıkıp kendi sınırlarını keşfetme hikayesidir. Buradaki dağ,kişinin kendisini,gücünü tanımasını sembolize eder. Yazarın hayatını incelediğimizde Dağlarda Koşan Kadın kitabının kendi yaşam öyküsünden kesitler sunduğunu,ünlü yazar Osamu Dazai’in kızı olduğunu görüyoruz.Yani yazarın hayatı da bekar bir anne olarak geçmiş,eşinden boşanıp iki
Dağlarda Koşan KadınYūko Tsushima · Jaguar Kitap · 202543 okunma
-BEN BOĞULMAKTA OLANIM,ARTIK BATMAKTAN KORKMAM-
8/10
·406 syf.··
Beğendi
·
2025 176. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 15 Aralık 2025 00:00
Yahya Sinvar-Diken ve Karanfil (Bir Komutanın Kaleminden) Kitap İncelemesi Yahya Sinvar’ın İsrail hapishanelerindeki uzun tutsaklık yıllarında, oldukça zor ve kısıtlı imkânlar altında parça parça kaleme aldığı Diken ve Karanfil romanını bitirdiğimde, sadece bir direniş hikâyesi okumuş gibi değil; bir halkın elli yıllık kederini, onurunu ve sarsılmaz iradesini bizzat tecrübe etmiş gibi hissettim. Bu eser, 16 Ekim 2024’te tüm dünyanın zihnine kazınan o son direniş anında, yaralı koluna rağmen düşman dronuna sopa fırlatarak teslim olmayan bir adamın, dünyayı sarsan hayatının ve ruhunun kâğıda dökülmüş halidir. Sizinle bu sarsıcı kitaptan yaptığım, her biri birer hayat dersi niteliğindeki alıntılar eşliğinde bu eseri neden mutlaka okumanız gerektiğini paylaşmak istiyorum: "Ey insan, evet, bir dakikalık onur ve şeref içinde yaşamak, işgal askerlerinin çizmeleri altında bir ömür yaşamaktan daha değerli..." Sinvar bu satırları yazarken aslında 1962’de Han Yunus Mülteci Kampı’nda başlayan ve ateşle örülmüş hayatının felsefesini ortaya koyuyordu. Onun için özgürlük sadece çalınmış bir hak değil, acıdan doğan ve sabırla şekillenen bir fikirdi. Bu kitap, onuru her şeyin, hatta canın bile önünde tutan bir ruhun manifestosudur. "Kısa sürede kamp bir 'Direniş Akademisi’ne dönüştü: Bir çadırda Filistin davası tarihi dersleri, diğerinde güvenlik bilimleri ve sorgu teknikleri, bir başkasında cihat ve şehitlik fıkhı, okuma-yazma kursları ve Arapça hat sanatı eğitimleri veriliyordu." Hikâyeyi küçük Ahmed’in gözünden izlerken, mülteci kamplarının sadece sefalet yuvaları değil; gençlerin altı aylık idari gözaltı sürelerinde bile kendilerini her alanda geliştirdiği devasa birer bilinçlenme merkezi, yani bir "direniş akademisi" olduğuna şahitlik ediyorsunuz. Sinvar, siyasi
Otobiyografi
Diken ve KaranfilYahya Sinvar · Vera Kitap · 20251,042 okunma
Aylak Adam ve yeraltı edebiyatı üzerine
Puan vermedi·192 syf.··
2026 22. kitabı
C. karakteri ile Dostoyevski’nin *Yeraltından Notlar*’daki isimsiz anlatıcısı arasında kurulan bağ, oldukça yaygın bir karşılaştırma.Her iki eser de "yeraltı insanı" veya "yabancılaşmış birey"i merkeze alsa da, onları farklı şekillerde işler. İşte bu iki eserin kesiştiği ve ayrıştığı noktalar mevcut.Her iki karakter de içinde yaşadıkları toplumun "sıradan", "doğal" ve "mekanik" işleyişine karşı derin bir tiksinti duyar. Toplumun genel kabul görmüş değerleri onlara sahte ve bayağı gelir. *Yeraltından Notlar*'ın anlatıcısı, "fazla bilincin bir hastalık olduğu" üzerine bir tez geliştirir. C. de benzer şekilde, sürekli analiz eden, gözlemleyen ve sorgulayan zihni yüzünden eylemsizliğe itilen bir karakterdir. İkisi de "hareket etmek" yerine "düşünmeyi" bir savunma mekanizması haline getirirler. İkisi de ait oldukları toplumun dış çeperinde yaşarlar. Bir nevi "gözlemci" konumundadırlar; sürekli başkalarını izlerler ama o hayatın içine tam olarak dahil olamazlar. Temel ayrımlar üzerine bir şeyler söylemek gerekirse: *Yeraltından Notlar*'ın anlatıcısı, dünyayla olan kavgasını daha saldırgan, hınç dolu ve çoğu zaman kendine zarar veren bir noktada tutar. C. ise daha pasif, melankolik ve bir arayış ("O"nu bulma arzusu) üzerine kurulu.Dostoyevski’nin kahramanı, insanın iradesini kanıtlamak için acı çekmeyi ve başkalarına acı vermeyi seçer. C. ise bu tiksintiyi daha çok bir "estetik mesafeye" dönüştürür; toplumun içinde fiziksel olarak bulunur ama ruhsal olarak kendini izole eder. *Yeraltından Notlar* çok daha monolog/savunma odaklı, yer yer öfkeli ve hitabet gücü yüksek bir metinken; *Aylak Adam* daha içe dönük, şiirsel ve modernist bir bilinç akışı ile kurgulanmıştır. Sonuç olarak*Aylak Adam*'ı, *Yeraltından Notlar*'ın Türkiye’deki modernist bir yansıması veya Türk
Alıntı
Aylak AdamYusuf Atılgan · Can Yayınları · 202571,1bin okunma
Puan vermedi·464 syf.··
2026 30. kitabı
·
42 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 16:41
‘’çünkü nasıl olursa olsun sevgi, zamanla yorulur, kendinden bir şeyler kaybeder; hele sevmek isteği yoksa tamamen söner” çok hoşuma giden cümlesi ile… Mevlevi tekkesinin şeyhi olan Ahmed Nureddin’in iç dünyasını ve trajedisini konu alır. Ahmed Nureddin, dış dünyadan ve onun pisliğinden kaçıp tekkede huzur bulmuş, inancıyla kendine korunaklı bir kale inşa etmiş saygın bir derviştir. Ancak bu huzur, erkek kardeşi Harun’un haksız yere tutuklanıp idam edilmesiyle paramparça olur. Kardeşini kurtarmak için adalet arayışına giren derviş; devlet mekanizmasının soğukluğu, yolsuzluğu ve acımasızlığıyla yüzleşir. Kardeşinin ölümü sonrası içindeki intikam ateşi onu tekkeden çıkarıp güç ve iktidar mücadelesinin tam ortasına fırlatır. Roman, totaliter sistemlerin ve bürokrasinin bireyi nasıl ezdiğini mükemmel bir şekilde işliyor.Ahmed Nureddin, adalet ararken devletin adaletsizliğiyle; din adına hareket ederken dinin nasıl bir baskı aracına dönüştürüldüğüyle yüzleşir. En trajik olanı ise, dervişin daha sonra iktidarı ele geçirdiğinde, eleştirdiği o acımasız çarkın bir parçası (kadı) haline gelmesidir. Ahmed Nureddin, roman boyunca sürekli kendisiyle ve Tanrı’yla hesaplaşıyor.Kardeşinin ölümü, onun sarsılmaz sandığı inanç dünyasında devasa bir gedik açar. Roman bu yönüyle Dostoyevski romanlarını veya Albert Camus'nun varoluşçu felsefesini andırıyor..İnsanın mutlak yalnızlığı, hayatın anlamı ve ölümün kaçınılmazlığı dervişin iç sesinde yankılanıyor. "İnsan her zaman kaybeder, kaybetmek için yaşar."
Derviş ve ÖlümMeşa Selimoviç · Timaş Yayınları · 20242,189 okunma