Özümüzü hızla kaybettiğimiz için insanın, bireyin, milletin, tarihin yahut varlığın özünden bahsederken dilimiz dolanıyor. Kelimelerimizi öz-ensiz ve rastgele seçiyoruz. Sonuç olarak da düşünce kekemeliğinden kurtulamıyoruz. Asıl konuşulması gerekeni konuşmamak için sürekli bir şeyler anlatıyoruz ama neyi ne için anlattığımızı bilmiyoruz. Bize özümüzü hatırlatmaya çalışan iç sesimizi bastırmak için gürültünün sesini biraz daha yükseltiyoruz ve bunu yeni bir teknolojik zafer olarak kutluyoruz.
Bugün müslümanların güce ihtiyacı var. Doğru. Daha zengin, daha müreffeh, daha sağlam olmalılar. Ama biz gücü de yanlış anlıyoruz. Güç sadece para pul, yapı, siyaset, silah, nüfus değildir.Fakat eğer ahlâk olmazsa bütün bunlar bir işe yaramaz. Çünkü en büyük güç, kendisi olmaktır, kişilikli olmaktır. Bunun için 200 yıldır güç peşinde koşacağımıza adamlık peşinde koşsaydık bugün hem adam hem de güçlü olurduk. Siyasi ve ideolojik farkları tefrika haline getirmeseydik, bugün kardeşliğimiz daha kuvvetli, daha sağlam olurdu.