"Zaman, her şeyin ilacıdır. " Bu laftan büyük yalan görmedim.
Zaman, öyle hızlı akan bir nehir ki, sevdiğimiz ne varsa önüne katıp götürüyor. En sonunda bizi de alacak.
Sahi zaman her şeyin ilacıysa nedir bu geçmişe duyulan özlem?
İnsan zaman makinesi icat eder de neden geçmişe değil de geleceğe gider.
Ben geçmişe giderdim mesela. Özlediğim o kadar çok şey, kişi ve an var ki...Geleceği görüp neden işin büyüsünü kaçırayım?
(---ŞİMDİ SPOILER---)
Ama zaman yolcumuz benim gibi düşünmüyor. Atlıyor zaman aracına gidiyor 802.701 yılına... (Ulan imansız benzine de mi acımıyon?)
Bu kadar uzağa gitmişken, büyük bir bilim kurgu harikası bekliyoruz. Uçan insanlar falan. Ya şu havalanan kaykaylar bari olsaydı! Playstation 3.897 bile çıkmamış..
Yok, zaman makinesinin kendisi dışında öyle büyük icatlar falan yok. (o makine de zaten burdan gidiyor canım)
Ben bu kitabı daha çok distopya türüne sokardım (Ayrı bir tür olarak geçiyorsa o)
Edebi türü bilmem ama insan ırkı gelecekte sadece iki türe dönüşüyor:
Flash TV'deki gibi dertsiz tasasız sürekli halay çeken Eloylar (Eloilar) ve sanırım Metro'da üstüste gitmekten insanlığını kaybeden yeraltındaki Marlocklar...
Günümüz insanının aşırı kolaylığa alışıp, gittikçe tembelleşeceğini Wells amcam yıllar önce öngörmüş zaten. Eloi dediğimiz tür, yer üstünde yaşayan, gölgesinden korkan, sabah akşam malibu içip (yani sert içki bile içemezler) laylaylom dolaşan tipler.
Marlocklar ise yeraltında yaşayan, Splinter Ustaları olmadığı için gittikçe vahşileşen, tuttuğunu yiyen bir tür. Bedensel güç çağı bittiğinden, erkek-kadın ayrımı bile belirsizleşmiş (Cinsiyetçiler aç kalacak)
Günümüzde Yükseköğrenim yaygınlaşacağı için diyor Wells, pahalı ve uzun sürüşünden dolayı, sınıflararası evlilikler minimuma inecek böylece varlıklı ve yoksul iki sınıf