Harun Kaya

Harun Kaya

, bir kitap okudu
8/10
·52 syf.··
2025 16. kitabı
Stefan Zweig
7/10 · 33,6bin okunma
Reklam
Amok Koşucusu
8/10
·60 syf.··
2025 15. kitabı
1912 yılının Mart ayında gemi yolculuğu sırasında puro içen bir adam kahramanımızın dikkatini çeker. Gizemli adam karanlık bir köşededir ve sadece puronun ateşi görünmektedir. Kahramanımız yanına gider ve sohbete başlarlar. Gizemli adama "anlatıcı" demek istiyorum. Anlatıcı, kahramanımıza yaşadığı bir olayı anlatmaya koyulur. Anlatıcı bir doktordur. Bir gün ormanlıktaki izbe evine biri gelir. Bir kadındır ve doktordan kısaca bebeğini aldırmak ister. O gün çarşamba günüdür. Kadının kocası cumartesi gününe kadar iş için evinden ayrılmıştır. Karısı da fırsattan istifade bebeğini aldırmak ister. Doktora üstten tavırlarla ve otokratik şekilde davranır. Doktora para teklif eder. Doktor da kadına sinirlenir ve kadının hal ve hareketlerinden biraz da etkilenip ona sahip olmaya çalışır. Kadına bunu teklif eder. Kadınsa buna oldukça sinirlenir ve evi terk eder. Doktor bir süre afalladıktan sonra dışarı, kadının peşine koşar. Kadın oldukça uzaklaşır ve doktor da bisiklete atlayıp onu yakalamaya çalışır. Karşısına bir genç dikilir. Genç, kadının oğludur. Genç bisikleti durdurmaya çalışır. Doktor genci güzelce pataklar. Ancak kadın artık gitmiştir. O saatten sonra doktorun tek bir isteği vardır: O kadını bulmak ve ona sahip olmak. Artık doktor bir "Amok Koşucusu"dur. Amok koşucusu etrafını görmez. Çılgınca koşar. Önündeki her şeyi parçalar. Hemen kadının bulunduğu yeri öğrenip oraya gider. Ancak kadının evine girmeye cesareti yoktur. Oradaki yere atanmaya çalışır. Doktoru atayacak kişi bunun en az 2 hafta süreceğini söyler. Doktorsa bunun hemen olması konusunda ısrar eder. Atayacak kişi de doktoru sakinleştirir ve onu akşamki baloya davet eder. Doktor akşamki baloda kadını görür. Ve ona doğru koşar. Herkesin içinde koşması oldukça ilginç karşılanır. Kadınsa uygun konuşmasıyla
Amok KoşucusuStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2021134,7bin okunma
Hayatın Mucizeleri
8/10
·74 syf.··
2025 14. kitabı
Eser iki adamın kiliseye girip dua ettikten sonra daha genç olanın, tüccarın dışarı çıkması ve daha yaşlı olanın, ressamın onu takip etmesiyle açılış yapar. Tüccar ressama yaptırdığı sunağın hikâyesini anlatır. Tüccar önceden parasını har vurup harman savuran, babasının tehdit mektuplarını görmezden gelen biriymiş. Yine bir gün babasından mektup gelmiş. Tam eline alacakken arkadaşlarından biri mektubu alıp duvara fırlatıp üstüne bıçak saplamış. Tüccar da eğlencesine devam etmiş. Bir kadınla odaya geçmişler. Tam öpüştüklerinde tüccarın aklına annesinin öpücüğü gelmiş ve hemen toparlanıp, kadına para verip oradan ayrılmış. Babasının mektubunu almış ve açmış. Mektupta annesinin çok kötü durumda olduğu yazıyormuş. Tüccar hemen aile evine gitmiş. Tüccar o günün bir mucize olduğunu düşünmüş. Tüccar annesi iyileşirse kiliseye bir sunak ve Meryem Ana resmi yaptıracağı adağında bulunmuş. O günden sonra annesi iyileşmiş. Tüccar da sözünü tutmuş. Genç, İtalyan bir ressam tutmuş ve ressam şu anda kilisede bulunan sunağın üstündeki Meryem Ana resmini çizmiş. Ressam bu resmi eski, hasret duyduğu sevgilisinin yüzüne dayanarak çizmiş. Hayranlık uyandıracak bir resimmiş. Şimdi tüccar sunağa ikinci bir resim adadığını hatırlamış. O sözü gerçekleştirmek için bu yaşlı ressamı çağırmış. Ressam İtalyan ressamın çizdiği Meryem Ana tasvirini görünce ona hayranlık duymuş ve bundan daha iyi bir resim çizemeyeceğini düşünmüş. İlk 2 hafta tuvaline hiçbir şey çizmemiş. Sonra sokakta dolaşırken camın önünde bir kız görmüş. Onun aradığı Meryem Ana tasviri olduğunu düşünmüş. Sonra yolun ortasında ona bakarken arkasından bir araba ressama çarpmış ve penceredeki kıza mı baktığını sormuş. Ressam da ona nasıl ulaşabileceğini sormuş. Adam da yakındaki hanı göstermiş ve han sahibinin onun babası olduğunu
Hayatın MucizeleriStefan Zweig · İş Bankası Kültür Yayınları · 202219,1bin okunma
Ay Işığı Sokağı
7/10
·74 syf.··
2025 13. kitabı
Kitap 5 tane öyküden oluşuyor. İlk öykü "Ay Işığı Sokağı"dır. Kahramanımız geciken gemi yüzünden Almanya trenine yetişememiş ve Fransa'nın liman kentine inmiştir. Kimseyi tanımamaktadır. Akşama doğru bir kadının şarkı söylediğini duyar. O sese doğru gider. Ses bir barın içinden gelmektedir. Bara girerken karşısına birden barın kenarına sokulmuş bir adam çıkar. Kahramanımız bara girer. İçeride üç tane kadın vardır. Bunlardan ikisi bar çalışanıdır. Kahramanımız bir şarap ister. Dışarıdaki adam da utanarak bara girer. Çalışan olmayan kadın kahramanımıza yaklaşır ve yabancı adamı kıskandırmaya çalışır. Yabancı adam sinirlenip cebindeki içinde para olan cüzdanı kadına atar. Kahramanımız bundan rahatsız olur ve parayı ödeyip bardan ayrılır. İlerlerken bardaki yabancı adam karşısına çıkar. Adam o kadının karısı olduğunu söyler. Adamın pintiliği yüzünden karısı ondan ayrılmıştır. Adam karısını kızdırmak ister ve adama yalvarması için ona para vermez. Bir gün kadın annesi için para ister ve adam yine karısının ona yalvarmasını ister. Diğer gün karısının evde olmadığını görür. Onu her yerde arar. Bulduğu zaman ise karısı artık ondan nefret ediyordur. Adam kahramanımıza yardım etmesini ister. Aksi takdirde kadını öldürmek zorunda kalacağını belirtir. Elinde parlayan bir bıçak vardır. Kahramanımız o gece otele gider ve uyur. Diğer gün akşama kadar o barı bulamaz. Almanya'ya giden tren akşam 9'da kalkacaktır. Son anda o barı bulur. Adam da oradadır. Ancak kahramanımız treni kaçırmasından korkarak oraya gitmeme kararı alır. Yabancı adam da elinde bıçakla bara girer. İlk öykü böyle sonlanır. İkinci öykü "Leporella"dır. Sert bir kadın olan Crescenz, çocukluğundan itibaren ağır işler yapmıştır. Şu an 37 yaşında olan Crescenz pek anlaşamayan bir çiftin evinde hizmetçilik yapmaya başlar.
Ay Işığı SokağıStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202182bin okunma