Eser iki adamın kiliseye girip dua ettikten sonra daha genç olanın, tüccarın dışarı çıkması ve daha yaşlı olanın, ressamın onu takip etmesiyle açılış yapar. Tüccar ressama yaptırdığı sunağın hikâyesini anlatır. Tüccar önceden parasını har vurup harman savuran, babasının tehdit mektuplarını görmezden gelen biriymiş. Yine bir gün babasından mektup gelmiş. Tam eline alacakken arkadaşlarından biri mektubu alıp duvara fırlatıp üstüne bıçak saplamış. Tüccar da eğlencesine devam etmiş. Bir kadınla odaya geçmişler. Tam öpüştüklerinde tüccarın aklına annesinin öpücüğü gelmiş ve hemen toparlanıp, kadına para verip oradan ayrılmış. Babasının mektubunu almış ve açmış. Mektupta annesinin çok kötü durumda olduğu yazıyormuş. Tüccar hemen aile evine gitmiş. Tüccar o günün bir mucize olduğunu düşünmüş. Tüccar annesi iyileşirse kiliseye bir sunak ve Meryem Ana resmi yaptıracağı adağında bulunmuş. O günden sonra annesi iyileşmiş. Tüccar da sözünü tutmuş. Genç, İtalyan bir ressam tutmuş ve ressam şu anda kilisede bulunan sunağın üstündeki Meryem Ana resmini çizmiş. Ressam bu resmi eski, hasret duyduğu sevgilisinin yüzüne dayanarak çizmiş. Hayranlık uyandıracak bir resimmiş. Şimdi tüccar sunağa ikinci bir resim adadığını hatırlamış. O sözü gerçekleştirmek için bu yaşlı ressamı çağırmış. Ressam İtalyan ressamın çizdiği Meryem Ana tasvirini görünce ona hayranlık duymuş ve bundan daha iyi bir resim çizemeyeceğini düşünmüş. İlk 2 hafta tuvaline hiçbir şey çizmemiş. Sonra sokakta dolaşırken camın önünde bir kız görmüş. Onun aradığı Meryem Ana tasviri olduğunu düşünmüş. Sonra yolun ortasında ona bakarken arkasından bir araba ressama çarpmış ve penceredeki kıza mı baktığını sormuş. Ressam da ona nasıl ulaşabileceğini sormuş. Adam da yakındaki hanı göstermiş ve han sahibinin onun babası olduğunu