Sâdi Şirazî 'ye sormuşlar; İnsan nedir? “Yek katre-i hûnest, sâd hezârân endîşe..” “Bir damla kan ve bin bir endişe..” demiş.
Bundan âlâ biyografi düşünemiyorum.
Doğanın ölçümü ve incelenmesinin, dua etmenin ileri bir biçimi, Tanrı’nın evreninin yüceliğinin kutsanışı olduğunu biliyorum. O’nun yaratısının karmaşıklığını ne kadar iyi öğrenirsek, ne kadar az şey bildiğimizi, ne kadar küçük olduğumuzu da o kadar
iyi anlarız. Bize beynimizi O verdi, bu olağanüstü zekâmızı da O bağışladı. İnsanların bu armağanı O’nun gerçekliğini yadsımak için kullanmaları nasıl da çocukça ve üzücü bir durum. Günümüzde kimya bilgimizin, dünya üzerinde yaşamın nasıl başladığına ilişkin fikir yürütmemize olanak tanıyacak kadar geliştiğini yazıyorsun.
Güneşin ısıttığı küçük mineral havuzları, kimyasal bağlanma, protein zincirleri, aminoasitler, bunun gibi şeyler. İlksel çorba. Bu hikâyeden Tanrıyı söküp attık, demişsin, şimdi kuantum fiziğinin molekül ve parçacıktan arasındaki son kalesine çekilmiş Tanrı. Ama bu işe yaramıyor, Joe. Çorbanın nasıl yapıldığını anlamak onun neden yapıldığını, aşçının kim olduğunu bilmekle aynı şey değil.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Sürekli bana ne yapmaya çalıştığını düşündüm. Beni incitmeye mi çalışıyordun? Aşağılamaya mı? Sınamaya mı? Bana bunu yaptığın için senden nefret ettim, ama seni sevdiğimi de unutmadım hiç.
De Clerambault sendromu, aşka kayıtsızca boyun eğişleri deliliğe varmayan âşıklara özgü daha aydınlık bir dünyayı taklit eden, görüntüleri çarpıtarak yansıtan karanlık bir aynaydı.