Hasan Karademir

Hasan Karademir
@hasankrdmrr
Sadece âhenk ve muvazenenin bozulmasından doğan, bu, dışı toz pembe, içi kapkara vaziyet, illet ve tehlikelerin en büyüğüdür. Bir kere çöküş başladı mı, her şey gider. Dâva, işte bu gizli nükteyi görebilmekte... Bu vaziyette, diri diri gömülmüş insanlar gibi iniltisi duyulmaz bazı sınıflar müstesna, kent istilâcısı köylüler de dahil, milletin birbirini yağlaması şeklinde tezahür eden yalancı refah, felâketlerin tebessüme benzer en feci tezahürüdür ki, her şeyden evvel bu yalancı refahın tedavisi, hattâ olanca acısiyle sıkıntının meydana çıkarılarak çaresine bakılması şarttır.
Sayfa 20 - YALANCI REFAH, 11 Mart 1978, b.d.y
Çerçeve
Reklam
Efendim ve Mürşidim Esseyyid Abdülhâkim Arvâsi Hazretlerinin evliya sıfatları hakkında muazzam bir sözü vardır: “–Mevzuunu bulamaz ki, “ben” diyebilsin!..” Veli, “ben” mefhumunun mevzuunu bulamayacak kadar yükseklerdedir. Fakat biz ki, alçaklardayız ve bu âfetin ahtapot gibi her koliyle sarılıyız, her ân, her fiilimizle Allah’a sığınmaktan ve benlik yılanını ezmeğe çalışmaktan gayri bir cehde mâlik olmamak mevkiindeyiz. Böyleyken ve kendimizi en hâkir müminin ayağındaki tozdan daha hakir görmeye çalışırken, başta küfür ve dalâlet örnekleri bulunmak üzere, kibir satanlara, kendilerini bir şey sananlara ve sapıklıkları içinde mağrur ve mes’ut yaşayanlara karşı da mukaddes şeriatten aldığımız emirle tepeden bakmayı ve kırıp dökücü olmayı ihmal edemeyiz. Bu hale de “Ene - Ben” tavrı değil, prensip ve hakikate bağlı (otorite) edası derler ve aradaki ince farkı ancak derin ve gerçek mümin kestirebilir. Buhara’dan kalkıp gelmiş, herbiri seyyid ve şehzade, irşat isteklilerine “Sizi kendimden başka irşada ehil kimse göremiyorum?” buyuran çoban, büyük veli Zengi Ata kibirli ve benlikçi miydi? Bu yazıyı, küfür ve dalâlet bedbahtlarından sonra şimdi bana benlikçilik isnadına kalkışan ve sapık yollarını beğenmediğim için çırpınan bazı sözde Müslümanlara ithaf ve hakkımı gerçek ve derin müminlere havale ediyorum. “Kibirliye kibretmek sadakadır!” hadîsinin nuru içinde, ”Allah” diyen çobanın ayak tozundan âdi gördüğümüz nefsimizi, kimlerin ve nelerin üstünde kabul ettiğimizi takdir hakkı gerçek ve derin mümine aittir. Ben dünyanın en üstün adamı olmak isterdim; O’nun ümmetinden en hakir ferde ait dereceyi belirtmek, O’nun ümmetinden olmanın şeref payını göstermek için...
Sayfa 18 - KİBİR - ÜSTÜNLÜK, 10 Mart 1978, b.d.y
Çerçeve
Yeni doğmuş çocuğu göbeğinden pompalayarak şişirmek istercesine besledikleri “Büyük Türkiye” hayali, bu yolda uydurdukları ve giriştikleri ağır sanayi masalı ve milletin boğazından ve “setr-i avret” bezinden keserek harcadıkları milyarlar... İşte 10 küsur milyar dolara (300 milyar Türk lirası) varan dış ticaret açığının hikâyesi... Baş rol “el-mâlum” sıfatlı tek adamda... İslâm ruh ve dünya görüşünün hükümette yer almasıyle gerçek inkılâp ve kurtarıcılık bakımından neler yapılabileceği mevzuunda, kökü 1943 Büyük Doğu’larıyla atılmış, 1945’ten itibaren de geliştirilmiş ideolojik bir (tez) var ya! İşte bu muazzam ve münezzeh (tez)in parti çerçevesinde aksiyon ve tatbikat plânına çıkarılmasındaki hazin iflasa tek sebep, aynı (tez)i satıhta güdenlerin “İslâm için hükümet” gayesi yerine “hükümet için islâm” hırsını beslemeleri ve dâvanın ulviyet ve azametinden yana her türlü ehliyet ve liyakate yabancı olmaları... Baş rol yine aynı adamda... Ortada vecd, hamle, heyecan ve fedâkarlığı yalnız solcu gençlikte gösteren bir ruh boşluğu ve istikâmet şaşkınlığı var ya!.. Bunun da tek sebebi, yalnız islâma has olması gereken vecd, hamle, heyecan ve fedâkarlık kıymetlerinin karşı tarafa kayması önünde hissiz ve anlayışsız kalınması... İşi polise havale etmekten başka bir tedbire akıl erdirilememesi ve devşirme usulü parti gençlik kolları dışında sâf ve som Türk gençliğinin şekillendirilememesi ve harekete geçilememesi... Dolayısıyle sorumlu yine o adam, hep o adam, daima o adam... Bu adam bir “ulvi”ye yeltenip, onu şahsında süflileştirmenin azabına olsun istidat sahibi olmamaya en acıklı misal...
Sayfa 16 - SEBEP NE, SORUMLU KİM?, 7 Mart 1978, b.d.y
Çerçeve
Ulu Hâkan Abdülhamîd Hân devrine kadar her memlekette millî menfaatlerin gözcüsü olmak mevkiindeki gizli istihbarat teşekkülleri henüz tam mânasiyle keşfedilmiş, verimlendirilmiş ve geliştirilmiş değildi. Abdülhamîd’i küçültmek için onu hafiyelik teşkilâtını kurmuş olmakla suçlandıranlar bilmelidir ki (Entelijans Servis)den (G.P.U.),(Gestapo) ve nihayet (C.I.A.) ve (K.G.B.)ye kadar bütün büyük haber alma ve tedbir gösterme müesseseleri bu gün her memlekette iç ve dış emniyetin usta bekçileri halinde maddî ve manevî hudut koruyucuları mahiyetindedir. Vücut hikmetini bu kadar değerlendirdiğimiz bizim (MİT)imizin ise (mitoloji) ve malûm (Mit)ler dışında ne yaptığı, neyle ve nasıl uğraştığı ve devlete ne çapta faydalı olduğu, umumî hatlariyle olsun malûmumuz değildir. Mahrem ve hususî hatlar kendisine kalsın... Şu kadarını kaydetmeden duramıyacağız ki, bembeyaz bir kar zemini üzerinde sırtlanların takip edildiğini gösteren çizme izleri adına hiçbir işaret görmemekteyiz.
Sayfa 14 - MİT, 6 Mart 1978, b.d.y
Çerçeve
Olur iş mi bu?.. Ya?.. Kafa, yürek ve millete sevgi sahibi bir hükümet tedarik etmekten başka hiçbir çare yoktur!.. Eksik olan, hayatî ithal malları değil, adam... Son 50 yıl, herşeyle beraber adamı da kuruttu...
Sayfa 14 - ÂSAYİŞ, 5 Mart 1978, b.d.y
Çerçeve
Reklam