(...) Bu arada, bütün bölmeleri delik ve her tarafından su hücumuna mâruz bir gemide 4 kol iskambil oynamaktan, kâğıt çalmaktan ve birbirinin gırtlağına sarılmaktan gayrı gemiyi kurtarma fikirleri olmayan tayfalar misalî partiler...Tarihimizin hiçbir devrinde Türk vatanının ufukları, hiçbir güneşin delemeyeceği şekilde bu kadar yoğun bir karanlığa gömülmemiştir.Namık Kemal’in“Kalkın ey ehl-i vatan!”nârasının zamanı bugün...
Yuf olsun!Bir Fransız şairinin “ıstırabımı görmeyen körün yüzüne tükürmek istiyorum!” mısraındaki nefretle bütün çilesizlere, hissizlere;televizyonda gurup manzarası seyreder gibi, batan bir tarih ve toplumun son çöküntülerini rahat rahat seyredenlere, gözleri uyku tutan, karnından gurultu sesi ve dudaklarından (demagoji) irini gelen bilcümle, (A)’dan (Z)’ye kadar bilcümle politikacılara!..
Enflâsyonu durduramayanlara, gümrükleri kapatamayanlara, mektepleri açamayanlara, millete askerî mektepler gibi 24 saatinin programını veremeyen ve ona doldurmaya mecbur olduğu çileyi öğretemeyenlere!..
Yuf olsun! Kimlere mi?.. Bugün tek hüneri mazisini unutturmak ve kendisini herhangi bir futbol kulübü gibi aynı parti oyunlarına hak sahibi göstermek isteyen o maddî ve manevî “katliâm” loncasının bu yeni hokkabazlığını yutanlara!..
Nedir o, Millî Eğitim ve bütün devlet dairelerindeki kıyım?.. Bu hâl, artık tek meselenin “sen getir, ben kovayım; sen kov, ben getireyim!” tahterevallisinden ibaret kaldığına en can yakıcı misâl değil midir?..