Hasan Karademir

Hasan Karademir
@hasankrdmrr
Sanki Millî Kurtuluş hareketi Türk’ü düşman elinden kurtarıp, ondan bin kere beter bir eşkiya çetesi elinde hem ruh ve hem madde plânında tahrip etmek fikrinden doğmuş gibi, peşinden ferdî ve içtimaî öyle bir zulüm zemini açılmıştır ki, bugün vatan uzviyetinde beyin, kalb, ciğer, böbrek ve mide, hangi illet varsa hepsi birden işte Halk Partisinin açtığı bu zemin üzerinde biten, haşhaşından zakkumuna kadar zehirli otlar yüzünden meydana gelmiştir. Bu defa da demokrasi haşhaşının ehlileştirdiği zannını aşılayan aynı canavar, dönüp dolaşarak, millî irade kefesinden çaldığı sahte ve sahtekâr dirhemlerle ibresini iktidar sınırından 10 parmak boyu ileriye aşırınca hemen aslî tiynetini açığa vurmuş ve zulüm pençesini topyekûn devlet kadroları, mukaddesatçı halk ve ülkücü gençler ve öğretmenler üzerine atmıştır.
Sayfa 7 - ZULÜM, 28 Şubat 1978, b.d.y
Çerçeve
Reklam
İslâmda sopa atmaktan, kol kesmekten, kafa uçurtmaya kadar her ceza var, fakat zulüm ve işkence asla yoktur. Kolu kesilen hırsızın akıbeti, cemiyeti için de, nefsi için de aynı şey... Hiçbir ceza, tırnaklar sökülerek, koltuk altlarına kızgın yumurtalar yerleştirilerek, aç ve uykusuz bırakılarak, kıvrandırılarak ve kan kusturularak verilemez. Ceza her neyse en kolay tarafından yerine getirilir ve herşeyden evvel nefsanî buğz ve intikam hırsına değil, hak ve hakikat kutbu emirlerine dayandırılır. İşte bunun içindir ki, “şeriatin kestiği parmak acımaz!”...
Sayfa 6 - ZULÜM, 28 Şubat 1978, b.d.y
Çerçeve
Cumhuriyet Halk Partisini, ilk sürekli 27 ve son kesikli 17 yıllık görüntüsü içinde seyredenler, ona lâyık devamlı sıfatının iki heceli tek kelimede toplandığını görürler: ZULÜM... Nasıl adalet, hakkı “mâ-vuzualeh - ait olduğu yer”e oturtmak demekse, zulüm de bunun tam aksi... Hakkı gayr olduğu yere dikmek...
Sayfa 6 - ZULÜM, 28 Şubat 1978, b.d.y
Çerçeve
İman, ıstırap, vicdan ve halisiyet ukdelerini ruhlarından söküp atmış, fikir ve mânâ tahrifçisi, eyyamgüder demagocya cüceleri, her devirde ve 24 saatlik hayatın sefil kadrosunda, uşaklığın sırmalı kaftanı içinde yaşamışlardır. Şimdi demagocya ustalığı, Halk Partisi sultanî şekavet devrinin yeni dölü solculuk nâracılarında... Derisini yüzüp votka tulumu halinde kullanmak istedikleri milletten küçücük bir tokat gelince, mazlum mevkiine geçerler ve başlarlar demokrasi adına âh-ü-zârâ... İktidardaysa, malûm... Bu adamların nefs müdafaası yolunda gösterdikleri gayret, fikir dolandırıcılıklarının, dolayısiyle demagocyaların en iğrencidir. Müdafaaları alınmadan idamı caiz masumlar (!) zümresi fikir cânileri, beden kaatillerinden beter mi beter!
Sayfa 6 - FİKİR CÂNİLERİ, 26 Şubat 1978, b.d.y
Çerçeve
Demagocya zanaatı... Evet, sanatı değil zanaatı... Sahte para basmaktan daha şenî bir fikir suistimali... Kalpazan, hiç değilse, hakikî paranın sahtesini basar, demagocya zanaatçısı ise, sahte fikrin, sahte nakdini... (Paskal)a sorarsanız, bir lâfın gelişinden, bir hâdisenin gelişiminden, onun zahirî münasebetlerine göre yalancı mânâlar çıkararak hüküm yürütenler, bir evde, tenazura uygun olsun diye sahte pencere açanlara benzer. Beyin kanserine tutulacak kadar derin düşünen (Paskal), bu harikulâde tarifiyle demagocya zanaatçısını anlatmış oluyor.
Sayfa 5 - FİKİR CÂNİLERİ, 26 Şubat 1978, b.d.y
Çerçeve
Reklam