Hasan Karademir

Hasan Karademir
@hasankrdmrr
Şimdiye kadar yaptığım konuşmalar, muhtelif ana fikir aynalarında cemiyetin gösterdiği kemal ve zeval tezahürlerinin kendi teşhislerimiz zaviyesinden parça parça aksettirilmesiydi. Ama bu defaki öyle değil... Bu defaki, dâvaların dâvası... Bu defaki, temelinden, topyekûn meselemiz... En çetin ve belki yükü kaldırılmaz dâva.. Onun için, Yunus'un dediği gibi «zehirle pişmiş aşı yemeye kim gelir?» diye ifadelendirebileceğimiz bu dâvaya, dünyalar arası büyük murakabe göziyle bakabiliriz. Belki sahura kadar 3 gece sürecek olan bir konuşma... îşte sizi, sofranıza zehirle pişmiş bir kazan aş sunduğum takdimiyle, lezzetli iftarınızdan sonra, öyle bir acı iftara davet etmekteyim ki, fikir çilesini sevmeyenlerin dilini yakabilir ve yüzünü buruşturabilir. Büyük muhasebe işi bu, kolay değil..!
Birinci Bölüm: BATI TEFEKKÜRÜ, b.d.y
Üstad Necip Fazıl Kısakürek
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Kapalı bulunduğumuz devre içinde ölenler... İsmet İnönü, Yakup Kadri, Fikret Adil, Arif Nihat, Reşat Ekrem, Nurettin Topçu, Bedri Rahmi, Nihal Atsız ve daha birkaç isim sahibi... Muhterem eşi Mevhibe hanımefendi tarafından kefenine Tevhid Kelimesi yazılı bir hâmâil konulan ve böylece Anıt Kabre lâyık görülen İnönü; ve son günlerinde televizyonda «Herşeyi yendim ihtiyarlığı yenemedim!» buyuran Yakup Kadri başta olarak o diyara gidenlerden bir haber gelseydi oradaki rütbeleri ve halleri üzerinde tahminimizi doğrulayabilecek bir vesika gösterebilirdik. Ne çare ki, hesap dünyasına göç edenlerin âkıbetine dair vesika bu dünyada kalanlara gösterilmiyor. Aralarında Arif Nihat, Reşat Ekrem ve Nurettin Topçu'ya ait iyi hâl vesikalarından söz edilebilirse de gerisi hakkında sözümüzü lâtif bir (espri) ile mühürleyebiliriz: Bir generalin cenaze namazında, imam «er kişi niyetine!» diye sesini yükseltince cemaatten biri haykırmış: — «Ayol, imam efendi, o er değil general!» Bunlar da Müslüman değil, şey...
Sayfa 88 - 3. Levha / İÇ MUHASEBE, ÇIKMAYAN BÜYÜK DOĞU -Ölüler, İBDA Yayınları
Ölçüler ve Anlayış
- KOMÜNİST REJİMLER VE HAYLAZLAR
Cevaplarını almak istedikleri, sualler, şunlar olmuştur: «Bu memlekette mevcut olmadığını gördüğümüz hükümetten eser ne kadardır? Tepeden inme bir komünist darbesine karşı, ordu ve halkın tutumu ne olabilir? Ya işçilerin tutumu?» İşte aldıkları cevaplar: «Hükümet, gerçek (otorite) manasına yok; fakat ordu ve halk Türk ruhunun izlerinden çok şeye malik... Dış destekle karışık, ordu ve halktan ufak tefek istinatlara sahip bir yükleniş olmadıkça Türkiye'de «sol»un zaferi hayal edilemez! İşçi sınıfının ruh kıvamı henüz istediğimiz ve beklediğimiz dereceye ulaşamamıştır. Kısaca Türkiye'de bir komünist ihtilâli olamaz, sadece yıpratışı olabilir.» (Lenin) de Rusya'da 1905 darbe teşebbüsünün kanla boğulması üzerine demişti ki: «Burjuva ve başıboş işçi sınıfına dayanmayı istemekle ne büyük hata işlediğimizi anladık. Bu teşebbüs bizim için ilerisi bakımından bir manevra olmuştur.» Evet: Emekçiler sınıfı ve sendika isimli, işçi hakkını mübalağa ve sermaye nefretini istismar ve bu yoldan güdücülerine menfaat sağlama organları, hakikatte bir komünist darbesine destek olabilecek kudrette değildir; dikkat edilirse 1973 umumi ve 1975 ara seçimlerinde sola verilen reyler, Zonguldak ve Karabük gibi işçi havzalarından değil, İstanbul'da Beyoğlu, Şişli, Moda ve Kadıköy, Ankara'da da Yenişehir, Çankaya gibi züppe, favorili, keçi sakallı ve mini etekli veya (blûcin) pantolonlu gençler panayırı, kökünü kaybetmiş muhitlerden gelmektedir. **Bilançomuza, usule ve dış görünüşe ait bu içten ve noktaları kısaca özleştirdikten sonra esastan devam etmek üzere, haber verelim ki, şimdiye kadar manevra sahasında boy gösteren komünist toslamalarını asıl bundan sonra beklemek ve bu defa işe çok kanlı bir istidat ve ihtimal biçmek gerekiyor. Şimdiye kadar olanlarsa,
Sayfa 78 - 3. Levha / İÇ MUHASEBE, ÇIKMAYAN BÜYÜK DOĞU -Toslamalar, İBDA Yayınları
Ölçüler ve Anlayış
- DEMOKRASİ VE CUMHURİYET DEDİKLERİ
Demokrasi dediler, yalnız Allaha ve Resulüne sımsıkı kapadıkları kapı ve pencereleri başkalarına açık bıraktılar. Giren de girdi! Ve başımızdaki bela, dâsitâni, efsanevi bir başsızlık, sahipsizlik halinde tecelli etti. Sopası kırılan rejim, onsuz idareyi bilmediği ve idrakine en uzak şey demokrasi olduğu için, öz sopasiyle dayak yemeye başladı ve hükümet mefhumunun bu türlü, yerlerde sürünmesini demokrasi sanmak dalaletinden kurtulamadı. Ve kimse farkına varmadı ki, Cumhuriyet devresini yirmibeşer yıllık iki çığıra bölecek olurlarsa görürler ki; çürütülen ruh ve ahlâkın ilk çığırda atılan tohumları, mahsulünü ikinci çığırda verdi ve büyük hasadını da son yıllara sığdırdı. Artık akıl, kültür, idrak, ahlâk, terbiye, anane, mantık, muvazene, her şey müflistir; dünyada eşsiz bir keyfiyet olarak, Meclis kendisine rağmen getirilmiş hükümetlere itimat reyi vermekle mükellef tutulmuştur ve hükümet de alacağı tedbir ve çıkaracağı kanun üzerinde akıl almak için Avrupa'dan mütehassis getirmek ihtiyacındadır!!! Bir zamanlar da Osmanlı devleti, kendi öz valisinden (Mısır Valisi Mehmet Ali Paşa) yakasını kurtarması için Ruslara el açmıştı. Fark nedir acaba?.. Milli dehâya, milli kalkınış ve silkiniş hamlesine bu kadar uzak hükümetlerden isterlerse her bankanın kapısı önünde bir manga, her sokak başına da bir makineli tüfek bölüğü yerleştirsinler, hiçbir şey beklenemez. Ve başımızdaki bela müthiş bir yangın gibi alevlerini göğe yükseltirken hemen işe başlaması gereken bir itfaiyenin işi yeni teslim aldığı ve biraz düşünmeye muhtaç olduğu tarzında bir mazeretten daha feciî hayal edilemez!!!
Sayfa 75 - 3. Levha / İÇ MUHASEBE, ÇIKMAYAN BÜYÜK DOĞU -Başımızdaki Belâ, İBDA Yayınları
Ölçüler ve Anlayış
- “C.H.P MARKALI RUH”...
Bugünün külli mes'ulü bilmem kaç koldan yürüyüşler göstermesine rağmen hep aynı yön üzerinde giden ve yekpareliğini daima muhafaza eden ve ne kadar sulandırılırsa sulandırılsın, mutlaka dipte kalan o ruh!.. Hep o, daima o, mutlaka o!.. Kaç kılığa bürünürse bürünsün, birbuçuk asırlık sahte Avrupalılaşma ve sonunda iflâsa sürüklenip kalakalma cereyanının 50 yıllık mostrası fikir ve mâna cellâdı C.H.P. markalı ruh...
Sayfa 74 - 3. Levha / İÇ MUHASEBE, ÇIKMAYAN BÜYÜK DOĞU -Başımızdaki Belâ, İBDA Yayınları
Ölçüler ve Anlayış