Hasan Karademir

Hasan Karademir
@hasankrdmrr
- DEĞİŞMEYEN MANZARA...
Ya bütün sahaları içine alan ahlâk?.. Onda nasılız?.. Buyurun: Emekli Hâdimünnâs Efendinin resmen ayda 1500 lira gelir belirten, hakikatteyse gideri 15000 liraya varan evini, biri Gülây, öbürü Tülây adlı iki bekâr kızı karşılar... Hangisi dişi ve hangisi erkek, farkedilemez, üstüste binmiş gençler, havada, suda ve yerde pervaz eder, durur... Alakalı kişi, yüzlüğün ucunu görmedikçe dosyayı rafından indirmez... Üniversite giriş imtihanlarında milyonlar döner ve çalınmış veya alınmış sualler bakkal dükkânında satılır... Para basma makinesi, elini uzatmadan ceplerdeki nakitleri insafı nisbetinde (35 yılda bire 400 fark) eritmeyi bilir... Bankalar loteryacılık yapar ve keyfiyetten kaybetme pahasına kemmiyet köpürüşlerini terakki diye gösterir... Kasap her sabah etiket değiştirir, dilenci bile sadakaya zam ister... Politikacı, doğruyu söylemeyi, donuna etmişcesine bir ayıp sayar... Profesör, güneş tepe noktasındayken «vakit gece yarısı» fetvasını basar ve Batı ilim adamlarından arakladığı eserleri tertip yanlışlariyle birlikte adına mal etmekten utanmaz... Talebe, kopya çekmeyi zekâ, boşluğa yumruk sallamayı da ideal kabul eder... Gazete umumhane ve beyin yıkama işletmeciliğini döndürür; TRT ise, şiir sanat, fikir ve kültürü kendi nefsanî ölçüleriyle yerlerde süründürür... Köylü, şehirliye atmadığı madik ve giydirmediği külah bırakmaz... İşçi ve sendika, en zalim patrondan daha sömürücü ve kan emici sahte hak simsarları marifetiyle eşkiya çeteciliğine zorlanır... Neticede: **Fuhuş, şehvet, hırsızlık, rüşvet, sahtekârlık, kalpazanlık, yalan, riya, cehalet, şirretlik, küfür, gaflet, yaftacılık, gözbağcılık, samimiyetsizlik, adaletsizlik, her işde rezalet ve her noktada kepazelik, günde 20 bin ton kazurat ve
Sayfa 72 - 3. Levha / İÇ MUHASEBE, ÇIKMAYAN BÜYÜK DOĞU -Bir Hal ki, İBDA Yayınları
Hâlimiz
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
- DEĞİŞMEYEN MANZARA
Bir hal ki, bir hal ki, demeyin gitsin! Bu hal, tarihin çöküntü sahifelerinde kendisine misal aramanın değil, tarihe destanlık çapta yeni bir felâket örneği vermenin mevzuu... Yine tıp tabiriyle (psikasteni-ruhi inhitat) hali... Dış politikada manzara: Zaten kendisi «muhtac-ı himmet bir dede» olan Doğu ve İslâm âlemiyle, ruh muvazenesi allak bullak Batı ve Hıristiyanlık dünyaları gözünde, kendisine karşı aynı teşhis: İtibarsızlık, iktidarsızlık, şahsiyetsizlik, ne olduğu ve ne olacağından habersizlik... Koptuğu âlemle, yapışmaya çalıştığı dünyadan herbirince reddedilme, muallakta kalma, boşlukta yaşama haline katlanış politikası... İç manzara: (Tek cümleyle) Her şehirde yükselen arsız gökdelenlere rağmen her sahada çöküş ve yere kapanış... İktisatta: Açlıktan ölmek üzere olan bir delinin, önündeki pilavı kaşıklayıp ağzına mı, kulağına mı, ne tarafa götüreceğini bilmediği, ancak yatalak etmeye yarar hesapsız yatırımların saadet, montaj sanayiinin de makineleşme sanıldığı doktorsuz bir tımarhane... İdarede: İç ve dış, şu veya bu darbeye en elverişli zemini besleyici ve millet emrinde Meclis, Meclis emrinde hükümet, hükümet emrinde icra kuvvetleri şeklindeki devlet ehramını hâlâ tepetaklak tutma zorundan kurtulamayıcı kırık çark... Partilerde: Kel kafalara türlü saç üretme ilaçları veya akimlere «adem-i iktidar hapları satan, «sağ» ve «sol» dan gayrı bir sınıflandırma ve (6) ile (9) arası maddelerle yaftalama hünerinden başka bir şeye aklı yetmeyen, sefil, cüce politika işportacılığı... Maarifte: __İlk mektebinden üniversitesine kadar, insan memuriyetini, vazifesini, eserini, hedefini, gayesini, kısaca vücut hikmetini en kaba tarafından bile göstermek liyakatinden mahrum yetiştiriciler elinde, eczahane
Sayfa 70 - 3. Levha / İÇ MUHASEBE, ÇIKMAYAN BÜYÜK DOĞU -Bir Hal ki, İBDA Yayınları
Hâlimiz
— I —
Bu vaziyet, ah bu vaziyet!.. Muharrir beyninin her noktası yamalı bir otomobil lastiği gibi her defa yeni yamalara ve pompalamalara ihtiyaç belirttiği... Profesörünün, kendisinde mevcut olmayan cevheri lütfen vermesi için, sizi, günde on defa kapısını çaldırarak dilenciliğe zorladığı... Bu davaya canına kadar her şeyini adamış, fakat pratik iş dehâsı bakımından bir çivi çakmaya bile istidatsız, sâf ve masum Anadolu gençleri bir tarafa, hiç kimsenin davaya yardımcı olamadığı ve palavracı kabadayılar gibi bol keseden atıp, daha zora gelmeden harp meydanından tüyüverdiği... İslâmi neşriyatın, ağzındaki tıkaç sökülür gibi olur olmaz, esasta en mukaddes şeyleri tatbikatta en mülevves seviyeye düşürücü bazı âyet ve hadis esnaflarınca, şurada burada, beyaz veya kara saraylarda pazarlandığı... Matbaa, kâğıt, şu, bu en hurda ve basit madde unsurlarındaki sıkıntının bile insanı boğmaya yettiği... Bir vaziyet!!! Bu umumi akamet, iktidarsızlık, fesat ve çürüme vasatında, bu taaffün havasında, tefessuh ikliminde...
Sayfa 65 - 3. Levha / İÇ MUHASEBE, BÜYÜK DOĞU -Bu Vaziyette, İBDA Yayınları
Ölçüler ve Anlayış
Evet; bugün 7-8'e varan dergileri ve Beyazıt Meydanının «esafil-i şark» kahvehanelerindeki hırs, haset ve dedikodu meclisleriyle, kimi veli kimi müştehit, kimi reformcu, kimi müceddit ve hepsi birden mücahit geçinen bu kavruk gençler, buz dağlarını eritip elinde olmaksızın ortalığın çamura döndüğüne şahit olan Büyük Doğu'nun hilkat kanunu icabı, ibtidaî oluş habercisi düşük çocukları sayılabilirler. Bunların hiçbirinde davamızın gerektirdiği (ideolojik) bir dünya görüşünden, sanat ve (estetik) anlayışından, büyük irfan (kültür) edasından, soylu bir idrak çile ve hummâsından, hususiyle dâva aşk, ahlâk ve namusundan, hem de en basit komünistin bile sahip bulunduğu iş ve (aksiyon) zekâsından zerrece alâmet yoktur. Öyle bir ruh karışıklığı içindedirler ki, konuştukları dil bile Türkçe değildir. Hepsi de, geceleri yorgan altında kendilerini kendi kendilerine teselli ettirici ve şiltelerinin nasıl olup da boylarını aştığına tahammül etmeyici, fikir ve şiir istimnacılarıdır bunlar... Ve zaferimizden doğma ilk hayat başlangıcı, gizli bozgun bayraktarları... Her zaferin içinde gizli bir bozgun vardır. Ve bunlar odur! Sade, tam alamadan ve olamadan vermeye ve oldurmaya çalışan böylelerini değil, bugün Meclislerde elli küsur âzası bulunan bir partiyi de aynı teşhisin, alamadan ve olamadan verme ve oldurma yeltenişinin teşhis dairesi içine alabiliriz: Düşük çocuklar!.. Nihayet 6. madde: Topyekûn, alet, yardımcı, işbilgisi yetersizliği ve mânevî plânda, su, ekmek, şeker, tuz, hatta çatal, bıçak, bardak, tabağa kadar, hailevî bir kıtlık, yokluk ve umumi iktidarsızlık tablosu... Büyük Doğu harp yaptı, bunlar çapulculuk peşinde...
Sayfa 64 - 3. Levha / İÇ MUHASEBE, BÜYÜK DOĞU -Büyük Kıtlık, İBDA Yayınları
Mücerret Fikir
- İBDA ÖNCESİ
Tarihin efsanelik büyük kıtlık devreleri arasında manevî ölçüyle «en büyüğü diye kaydedeceği bir kaht» çığırı bu; (entellektüel-fikirci) kıtlığı... Şöyle ki: 1971'de Örfi İdarenin ilâniyle beraber kapılarını kapayan Büyük Doğu, o son 15. devresinde, birincisinden başlayıp kuvvetlene kuvvetlene gitmiş bir laboratuvar müşahedesi halinde bana, şu cayılmaz hükmü telkin etmişti: 1- Olan olmuş, devrim dedikleri samyeli ruh tarlamızı kavurmuş, kurutmuş ve bu memlekette «aydın, yazar, düşünür denebilecek hiç kimse kalmamıştır! 2- İlminin vecdini yaşıyan, hakikatinin namusunu savunan bir dünya görüşü belirten, eli kalem tutar ve dili samimilik kokar, tek profesör gösterilemez! Bu ehliyete namzet üç-beş kişiyi ayırmaya değmez. 3- Politikacıda dâva, ahlâk, irfan ve çilesi diye bir şey mevcut değildir! 4- Tıpkı makineyi yapan makineyi yapamadıkça makineleşmenin felaket olduğu gerçeğine eş, Sultan Abdülaziz'den «Mekteb-i Fünun-u Bahriye-i Şahane» de sınıf arkadaşım, mektep künyesiyle 1033 Fahri Sabit Efendi (Korutürk)e kadar bütün devlet reisleri boyunca, bütün partiler, Batının parti işportacılığı dışına çıkamamış ve bu âdi kopya hokkabazlığı seviyesini aşacak ve gerçek partiyi kuracak üstün ve asli fikir temelini, inşa ve imal edememiştir. 5- Arada, bir nesil kopuntusu olmuş ve Büyük Doğu su şebekesinin musluklarından gelenler, ancak kendilerinden sonra gelecekleri vadedici bulanık bir cereyan halinde akmaya başlamış tır. İşin en hazin tarafı şudur ki, bunlar «tavaif-i mülük küçük beylikler tâifesi halinde minik ve dar arazilerinin mutlak hükümdarları rolüne sevdalanmışlar, istiklâl ve hatta isyanlarını ilan etmişler ve günümüzün gûya sağcı aceze basınına denk soluksuz ve hareketsiz birer «cenin-i sakit-düşük çocuk mahiyetinde kalmışlardır.
Sayfa 62 - 3. Levha / İÇ MUHASEBE, BÜYÜK DOĞU -Büyük Kıtlık, İBDA Yayınları
Büyük Doğu - İbda