Hasan Karademir

Hasan Karademir
@hasankrdmrr
Gazete ve dergilerde bir münakaşadır gidiyor: "Dağ başını duman almış" şarkısı Cumhuriyet Halk Partisinin malı olabilir mi, olamaz mı? Halkçılar diyorlar ki: Bu türkü Atatürk'ündür.. Partimizin kurucusu da Atatürk olduğuna göre bu türkü bize aittir. Diğer taraftan Demokratlar, "Ne münasebet!" diyorlar, "bu türkü millete malolmuştur, milletin malıdır, hürriyet, kurtuluş mücadelesinin şarkısıdır. Bu, C. H. Partisinden ziyade bize yakışır." Doğrusu ya biz demokrasi ve hürriyet mücadelesinin, türkülere, şarkılara kadar sirayet edeceğini bilmiyorduk. Memleketin bin bir dert ve sefalet içinde süründüğü şu anda böyle şeyleri ciddiye alıp, münakaşa edenlerin, muhakkak akıllarından zoru olsa gerek. Fakat mâdemki bu işi ciddiye almış, mesele haline getirmişler. Biz de bu hususta görüşümüzü açıklıyalım. Bize kalırsa bu şarkı Halk Partisi'nin malı olmalıdır. Çünkü Halk Partisi, hele onun içinden bâzıları başa yazmıya, başa geçmeye, başa oturmaya pek meraklıdırlar. Mahut başmuharirleri gibi.. Dağın başını da onlar alsın, bitsin.. Ötedenberi Atatürk'ün şu türküyü çok sevdiği söylenir: Asmalarda üzüm Yosmalarda gözüm Biraz daha büyürsem Çapkınlıkta gözüm
Sayfa 18 - Türk Edebiyatı Vakfı, 1994, “Dağ Başını Duman Almış”!
Osman Yüksel Serdengeçti
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Zamanımızın adamları asrımızı türlü türlü tarif ederler. Makine asrı, elektrik asrı, atom asrı gibi.. Bize kalırsa asrımızı ihtisas asrı diye tarif etmek daha doğru olacak.. İhtisas, mütehassis dendi mi akan sular duruyor. Meselâ karnınız ağırıyor, dahiliye mütehassısına gidiyorsunuz. Sizi muayene eden doktor, "efendim, ben yalnız mide üzerinde çalışıyorum; barsaklardan anlamam" diyor. Barsak mütehassısına gidiyorsunuz; o da, "ben kalın barsaklardan anlamam, ince barsak mütehassısıyım." İş o kadar incelmiş ki.. Her şeyde böyle.. Ciğerin içine bakan başka, dışına bakan başka, karasının mütehassısı başka, akının başka.. Bir kere hasta olmıyagörün idrarınız mı alınmaz, kanınız mı, canınız mı? İş bu tempoda giderse insan bedeninde nekadar hücre varsa, her hücrenin ayrı mütehassısı olacak. Bir gün doktor tabelâlarında şöyle şeyler görürsek şaşmıyalım: Birinci sınıf sağ burun deliği mütehassısı. Amerika'dan diplomalı tırnak mütehassısı. Gözkapağı ve kirpikler mütehassısı. İlâhiri...
Sayfa 11 - Türk Edebiyatı Vakfı, 1994, “İhtisas Hastalığı”
Osman Yüksel Serdengeçti
Yine inkılâptan, inkılâpçılıktan bahsediliyordu. Serdengeçti, sanki ne oldu, "âlem yine o âlem, devran yine ol devran" diye söze başladı: "Lâ teşbih, tenbellik bakımından tekkelerin yerini birer kumarhane olan kulüpler, kahveler aldı. Hızır Aleyhisselâm yerini piyango gişelerine, at koşularına, poker masalarına bıraktı. Yeşil Türbeyi kapattık Mavi Gişeyi açtık. Falcı kadını kaldırdık, yerine Müzeyyen Ablayı oturttuk. Ne yaptık, neyi değiştirdik?! Sadece kelimeleri.. Mukadderat, alınyazısı, kader gibi ortazaman kelimelerinin yerini şans, talih, sürpriz aldı. Mâziyi yıktık, böylece asrî olduk, çıktık...
Sayfa 10 - Türk Edebiyatı Vakfı, 1994, “Değişmeyen Zihniyet”
Tarih
Mevhum “yarın”lardan korkacağımıza, hakiki “bugün”lerin hakkını verelim. Zira yarın, bugünün ertesidir.
Sayfa 114 - Haziran 2010, “BUGÜNÜN HAKKI”, b.d.y·Kitabı okudu
Çerçeve
- GÖZ ZİNASI VE EDEB
Çakır, ela veya siyah gözünü, cumhuriyet lirası gibi yusyuvarlak açar, karşısındakine diker. Zavallı karşısındaki, öfkelenir, sinirlenir, ezilir büzülür, terler sıkılır, fakat ağzını açıp da bir şey söyleyemez. Ne desin yani? “Efendi, ne bakıyorsunuz?” mu desin. Cevabi hazırdır: – Göze yasak mı var? Yoldan bir kadın geçerken, teftiş gören asker gibi, başıyla 180 derecelik bir daire çizer ve kadının topuğundan saçlarına kadar, gözlerini sokmadığı yer bırakmaz. Zavallı kadın ne yapsın yani? Dönüp de bu küstaha iki tokat mı aşk etsin? Göze yasak olur mu hiç? Evinize misafir gelir, tahtakurusu yuvalarına kadar gözüyle her deliğe girer Hulasa bakar, her şeye bakar, bakar oğlu bakar. Başvekil olursanız, yüzünüze menfaati için; mübaşir tarafından takip edilirseniz, zevki için bakar. Hele mümkün olsa da birini ameliyat masasında, teneşirde, idam sehpasında seyredebilse. Hep aynı mazeret: Göze yasak olmaz. Halbuki en büyük, en ince ve en güzel yasak budur; göz yasağı... Göz yasağını anlayabilmek, derin bir terbiye ve kültür işidir.
Sayfa 111 - Haziran 2010, “GÖZ YASAĞI”, b.d.y·Kitabı okudu
Çerçeve