Hasan Karademir

Hasan Karademir
@hasankrdmrr
Komünistin mevcut olmayan aklı ve mevcut olmayan kafasına bir ân için yakıştırdığımız yaman suale bizde cevap hazırdır: «Hayat pınarı İslâmiyettir ve sizi susuz bırakıp yerine gaz içmeye mecbur kılmış olanlar, işte, bu pınarı kurutan taklitçi küfür ve sahte iman yobazlarıdır!
Sayfa 52 - 2. Levha / İBDA KADROSU, AKSİYON -Dipsiz Boşluk, İBDA Yayınları
Ölçüler ve Anlayış
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
- KURU SIKI SOLCULAR VE SOYKIRIM
Söylenecek söz şu kadarcık: «Bütün bunları bir vâhide irca edip (bir de toplayıp) her şeyi o vâhide çarpmanın ve kurtuluşa ne kadar imkân kalmışsa ona göre son bir hamleye girişmenin saati çalıyor.» Bu vâhid nedir?.. Bu vâhid, İstiklâl Harbiyle bizi yoktan var ettikleri iddiasında onların nihayet «var»dan «yok»a çevirdikleri gerçeğidir. Bu gerçek Cumhuriyet devri boyunca gidegide, nihayet uçurum noktasını 1960'da bulduğumuz, uçurumun dibine de 1980'de vardığımız hakikati... Nasıl Tanzimat-ı Hayriyye isimli Tanzimat-ı Şerriye başında ne maymunlaşma, ne de insanlaşma, yani ne küfür, ne de İslâm cephesinde derinliğine tek tefekkür cehdi ve hamlesi yoksa, bu-gün de ne sol, ne de sağ cephede hadiselerin mihrak noktasını gösterici bir (diyalektik) mevcut değildir. 19'uncu Asır Tanzimat maymunlarının 20'nci Asır örneği, solcu goriller, nasıl ve ne yüzden meydana geldiklerinin hesabından uzak yaşarken, sağcı geçinenler de dillerine doladıkları cevhersiz bir milliyetçilik posası içinde dâvalarını temele oturtmaktan âcizdirler. Kafası işleyen bir solcu meydana çıksa da haykırsa: «Efendiler! Elli küsûr yıldır ruhumuzu susuz bıraktınız! Eğer bizi; selâmet ve adalet yolunu komünizma ve materyalizmada aradığımız için su yerine gaz içmekle suçlandırıyorsanız, suyu gösterin de kana kana içelim!» Cevap verebilirler mi? Ama biz cevap verebiliriz.
Sayfa 52 - 2. Levha / İBDA KADROSU, AKSİYON -Azapsızlığın Azabı, İBDA Yayınları
Ölçüler ve Anlayış
(...) Gazeteler, kadına dişilik sanatını öğretebilecek erkek aletli orospuların reklamlariyle donanmakta, gazinolar dolup taşmakta, lüks eşya mağazaları birbirini çiğneyici kalabalıklara sahne olmaktadır. Herkes eğlencesinde, herkes zevk ve sefasında, hazmî ve tenasüli cihazlarını tıka basa doyurmak sevdasında... Buhran, bunalım, darlık, yokluk gibi laflar, hakikatlerini lügat kitaplarına terketmiş kuru mefhumlar... En ağır ve âzami haddiyle felaket, muhakkak ve mutlak... Fakat bunun azabını çekenler nerede?.. Polisle ev ev arasanız bulamazsınız! Bu öyle bir sırdır ki, çözüm şekillerinden başlıcası, azap çekebilme nimetinden bile mahrum bırakılmış olmamız...
Sayfa 51 - 2. Levha / İBDA KADROSU, AKSİYON -His İptali, İBDA Yayınları
Hâlimiz
Bana korkunç bir hastalık çeşidinden bahsettiler: Vücudumuz, dış tesirlere karşı hiçbir elem duymaz oluyor ve her türlü tenbih imkânının dışına çıkıyor. Hadise bir İngiliz Lordunda şöyle tezahür etmiş: Ayağını şöminenin ateşine doğru uzatıp dalgın dalgın gazetesini okuyan İngiliz, bir de bakmış ki, ayağını dizlerine kadar alevler sardığı halde hiçbir şeyden haberi yok... Müthiş bir his iptali... Derin komayla bayılmaktan ve hatta ölümden beter... İşte Türkiye'nin hali!.. Türkiye ilâhî gazabı af kabul etmez mikyasta belirten, bu, ne olduğundan habersizlik felâketi içindedir. Her tarafımız alev alev yandığı halde dalgın dalgın gazetemizi okumaktayız. Acı duymanın bile imtiyaz belirttiği, İlâhi rahmetten bir işaret teşkil ettiği intibak melekesinden mahrumluk... Destan mevzuu bir vaziyet... Vaziyetimiz budur!.. Kel bir kafada gür bir saç bitmiş gibi başımızı saran anarşi bitleri bir türlü temizlenemez, hep üstünden taranır ve altından gelir, daima bünye içinden fışkırır ve dışından temizlenmesine çalışılır. Bir fâsit daire ki, boyuna sürer, gider ve hiç bir noktada kırılamaz.
Sayfa 50 - 2. Levha / İBDA KADROSU, AKSİYON -His İptali, İBDA Yayınları
Mücerret Fikir
- GARP VE HARB
Yürüyebilmenin mesele olduğu devirde, bu kütle, sadece yürüyebildiği için, gittiği kadar gidecektir. Bu fiilin tek imtiyazı, yalnız ona muktedir olmak... Müthiş tecelli! Bir aciz dünyası düşünün ki orada herkes ne yapıyorsa, sırf yapabildiği için haklı oluyor! Kabahat ne yürüyende, ne üstüne yürünendedir. Kabahat (Greko-Latin) medeniyetinin bunak muhafızlarında... İşle fikrin arasını o kadar açtılar ki, adeta ikisini birleştirmek, her hakkın tapusunu almaya eş bir kıymet oldu. Kötürümlere «Yürü!» kumandasını veren Hz.İsanın büyük mucizesi bugün, zahirde en basit bir tertip... Kendi kendisini felce düşüren demokrasya, karşı tarafın fiillerini müthiş çapta gösteriyor. Onun içindir ki bu yürüyüş, ne derlerse desinler, haklı görünecek ve böyle göründükçe de devam edecektir. Fakat bıçak kemiğe dayanmak üzere... Bir adım ileride petrol var, buğday var; Asyanın soluna ve Avrupanın sağına doğru sonsuz bir toprak ve namütenahi ham madde var... (Quo Vadis?) İşte yürüyüş buralara dayandıktan sonradır ki, burun hizasında ayak atan milyonlara karşı, artık fikir taarruzu, yıldırımı ağla tutmaya çabalamak kadar gülünçtür.
Sayfa 9 - 1939-1943 arası Savaş Yazıları, “Quo Vadis?”, b.d.y
Mücerret Fikir