''Çakmaktaşı ile çelik yıllarca yan yana durur da en ufak bir kıpırtı olmaz,ama birbirine sürtersen kıvılcımlar saçarlar.İsyan anlık bir şeydir,birden ortaya çıkar,bir kıvılcım,bir ateş gibidir.''
''Derin bir nefes aldı.Nefes alırken,etrafında öbekleşen bütün dertleri,kederleri;korkuyla,aşkla,öfkeyle çarpan bütün yürekleri;kainatın bütün sırlarını,fısıltılarını;insanların hikayelerini kitaplara aktaran bütün harfleri,kelimeleri,cümleleri lıkır lıkır içti.İçtikçe hafifledi,çoğaldıkça azaldı,büyüdükçe küçüldü,çirkinleştikçe güzelleşti.Bir bulut kadar hafif,bir tüy kadar küçük,bir yaprak kadar uçarıydı şimdi.Sağına,soluna,arkasına,önüne değil,bir kendine,kendi içine bakması kafiydi.''
''İlkellik mıknatıs gibidir.Dev bir mıknatıs.Biz istemesek de,vücudumuzdaki demir ona doğru gider.Beynimize işlenmiş bir ilkel insan dövmesiyle doğarız.Yemek,uyumak,bağırsaklarımızdakileri çıkarmak dışında yaptığımız her şey fazladandır. Üremek dahil.Geriye kalan her şey uydurulmuştur!Caddeler,evler,giysiler...Her şey.O üç eylem dışındaki her şey!Aşk,siyaset,tıp,savaş.Bunların hepsi insanoğlunun boynuna astığı aksesuvarlardır.Teker teker hepsinden kurtulunur ve üç ana eyleme dönülürse insanlık kendini hatırlayacaktır.Bunların yerine getirilebildiği dev bir yatakhane olmalıydı dünya...''