Hürlüğünün hiç aşınmayan iki ana dayanağı vardır: Çile çekme gücü... Azla yetinebilme alışkanlığı... Bu iki zenginliğini hiçbir kumarcı hiçbir oyunda kaybedemez.
XVI
""Niçin, sevgilim, bugün bağa gelmedin?
Yapayalnız, söz verdiğim gibi,
bekledim yukarda seni."
Güzelim, girer girmez içeri, iyi ki gördüm amcayı,
kütüklerin yaninda çalşıyordu, eğilip kalkarak.
Gizlice tüydüm dışarı.
"Ah, nasıl yanlış davranmışsın!
Bir korkuluktu o yalnızca, senin ürktüğün!
Bir şeydi eski giysi ve kumaşlardan
örerek yaptığımız;
ben de çalıştım onun için, demek bana yaramadı."
İşte ihtiyarın istediği oldu;
en özgür kuşu ürküttü bugün,
aldı elinden ask bahçesini ve kız yeğenini.
Işığı yak bana, evladım!
-"Daha aydınlık; tüketiyorsunuz
yağı ve fitili boşuna. Kapamasanıza pancurları!
Evlerin ardında yitiyor güneşimiz,
dağların ardında değil!
Yarım saat var daha gece çanına."
Törenler düzenlenmiyor artık büyük tanrıçaya.
Palamut yerine yenecek altın sarısı buğday verene.
Gel ikimiz sessizce bayram sevinci yaşayalım!
İki sevgili de bir araya gelmiş halk demektir.
Kusura bakma patron ama, sen bir kâğıt faresisin. Şu zavallı sen de, hayatında bir kez olsun güzel bir yeşil taş görebilirdin, ama göremedin. Vallahi işsizken bir yerde oturuyor ve kendi kendime düşünüyordum, "Cehennem var mı, yok mu?" diye. Fakat dün mektubunu alınca şöyle dedim: "Bazı kağıt fareleri için kesinlikle bir cehennem vardır."