Şimdi geçmişe dair anımsadığım her anın hamurunda bir çimdik saadet var. En buruk hatıralara bile, sırf ait oldukları zamanın hatırına bahşedilmiş bir haslet bu. Sırf beni terk etmemiş vefalı bir hatıra olması bile, latif kılıyor onu gözümde. Ne güzel, ne mutlu günmüş diyorum dönüp bakınca.
Onda, kötü amellerden bazılarının, sahibinin nifakla nitelendirilmesine yol açabileceği (gösterilmektedir). Buhârî'deki şu diğer hadis de buna delalet eder: "Dört özellik vardır ki kimde bulunursa halis münafık olur. Kimde bunlardan bir haslet bulunursa, onu terk edene kadar kendisinde nifaktan bir haslet kalmış olur." Sonra Efendimiz (s.a.v.) bu üçünü saymış ve Buhârî'deki ikinci rivayette geçtiği üzere buna "(Tartıştığı zaman) haddi aşar / ahlaksızca davranır" ifadesini eklemiştir. Yani günahında ve düşmanlığında aşırıya kaçar, şerî sınırları çiğner.
"Bir devleti yönetenler, israf ve eğlencenin kölesi olmuşsa düşmanı uzakta aramalarına gerek yok...Bu iki haslet, elmanın içindeki kurt gibi zamanla devleti yer ve bitirir:'