İnsan, düşündüğü ölçüde sonsuzlukta bir yer bulabilir, başka bir şey yaptığı ölçüde değil. İnsan bunun yanında da başka şeyler yapmaktadır; hissetmektedir, duymaktadır. Ama o ölçüde hissettiği, duyduğu, coşkulandığı ya da kendisine bir etik oluşturduğu ya da, eylemde bulunduğu ölçüde değil, düşündüğü ölçüde evrenin merkezi olabilir.
Binlerce gökkuşağı olurdu kirpiklerin
Güneş bir anne gibi dururdu başucunda
Artık dokunamiyor kâkülün bulutlara
Karalara bürünmüş saçlarında dolunay
Ben bu kadar zulme lâyık mıyım Rüveyda?
Geç kalmıştık. Artık ne Suriye ne de Filistin bizimdi. Rumeli'yi kaybetmiştik. Bir realite hissi değil, bir tarih hissi ile kendimizi zorluyorduk. Halep, Şam, Beyrut, Kudüs hepsi birer büyük şehir ve hepsi yabancı idi. Lübnan havası bize Dobruca havasından bin kat yabancıydı. Fakat her yere bizim diyorduk.