Kitabın özeti mahiyetinde...
Puan vermedi·128 syf.·
2026 12. kitabı
TALEBENİN KENDİNE KARŞI EDEPLERİ 1- İlim İbadettir: "İlim, gizlide kılınan namazdır ve kalbin ibâdetidir” “Ameller ancak niyetlere göredir.” 1. Niyeti Allah subhânehu ve teâlâ için halis kılmak. 2. Dünya ve âhiret hayırlarını bir araya toplayan haslet: TAKVA bir donanımdır.. Faziletler yatağıdır.. Övgüye şayan hasletlerin konaklama yeridir... Takva gücün kaynağı, yüceliğin miracı, kalpleri fitnelerden koruyan sağlam bağdır... İfrata da tefrite de düşmeyin! 2- Selefî Ol: Ehl-i sünnet ve’l-Cemaat o kimselerdir ki Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in bıraktığı izleri takip ederler. 3- Allah Teâlâ’ya Karşı Haşyetten Ayrılmamak ilminle, davranışlarınla ve amelinle Allah’a yönlendirmek. Ahmed b. Hanbel rahimehullâh şöyle demiştir “İlmin aslı Allah teâlâ’ya karşı haşyet duymaktır.” “İlim ameli çağırır. İcabet ederse ne âlâ.. aksi halde kalkar gider.” 4- Devamlı Murakabe Rabbine doğru yürüyerek hem gizli hem de aşikar hallerde korku ve ümit arasında devamlı olarak Allah teâlâ’nın murakabesinde olmakla bezenmek. 5- Alçak Gönüllü Olup Kibir ve Böbürlenmeyi Terk Etmek Kendini dev aynasında gören gencin savaşı olan ilim,Yüksek yerlere karşı savaşan sel gibidir. 6- Kanaat ve Zühd Şüpheli şeylerden ve insanların elinde bulunana göz dikmekten kaçınmak sûretiyle harama karşı zahid olmak.. Haramın koruluğundan uzak durmak..” 7- İlmin Pırıltısı ile Bezenmek Zâhirin ve bâtının mamur edilmesi, zıtlarından uzak durulması sûretiyle sağlanan sâlih bir hidayet.. devamlı bir sekinet.. vakar.. huşu.. tevazudur. 8- Mertlik (mürüvvet) Süsün Olsun: Mertlik” ve mertliğe götüren güzel ahlak, güleryüz, selamı yaymak, insanlara tahammül, kibre kapılmadan şeref ve onur sahibi olmak 9- Adamlık Hasletlerine Sahip Olmak: Şecaat, hak konusunda cesaret, güzel ahlak, maruf yoluna adanmak gibi adamlık
İlim Talebesinin SüsüBekr. B. Abdullah Ebu Zeyd · Guraba Yayınları · 200847 okunma
Üstadın "Gaye Eserim" dediği kitabı...
10/10
·598 syf.··
2026 4. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 10 Mart 2026 00:22
Bu kitabı okuyup bitirdikten sonra yazara neden Üstad dediklerini şimdi daha iyi anlıyorum sanırım. Şair kimliğini de ortaya koyarak kendine hâs bir üslupla, duygu yoğunluklu ve son derece ince, zarif bir eser ortaya koymuş Necip Fazıl Kısakürek. Kitap boyunca dikkatimi en çok çeken ve beni en çok etkileyen şey, Üstadın Peygamber Efendimiz (sav)'in ismini hiç kullanmayarak O'ndan sadece "M......." şeklinde veya kitabın bazı yerlerinde ise O'ndan "Gâye-İnsan ve Ufuk Peygamber" diye bahsetmesi oldu. Böyle yapmasının sebebini ise kendi dilinden şöyle anlatıyor Üstad; "Allah, Kur'ân'da hiçbir defa Sevgilisine hâs ismi, nidâ edatıyla "Ya M........!" (sav) diye hitap etmedi. Eritici bir edep ve hayâ tecellisi... Halbuki en eski çağlarda bile, derin aşk ve yüksek ilim devrine yakın tefsirlerden çoğu şu müstesna gaamızayı, inceliği görememiş, ham ve kaba kalmış ve bazı âyet başılarında "De ki..." hitabından sonra "Ya M.........!" diye onun has ismini kullanmak cüretini göstermiştir. "De ki..." emrinden sonra bizzat Allah'ın kullanmadığı ismi nasıl kullanırlar ve bir sırrı çiğnemiş olmaktan nasıl ürpermezler?.." Hakikaten müthiş bir edep, saygı ve haşyet örneği... Âcizane birkaç cümleyle bile olsa kitabı ne kadar beğendiğimi belirtmek istedim. Okuyun, Okutun!...
Edebiyat
Çöle İnen NurNecip Fazıl Kısakürek · Büyük Doğu Yayınları · 202112,2bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi
Ben, Sen, O -Peyami Safa (1926) Roman, başlangıçta okuyucuyu sarsan müthiş cümlelerle başlıyor. İlk iki üç sayfada fırtına, rüzgar, karanlık içerisinde adeta bir buhran söz konusu. Yazarın daha en başta sayfalarca bu şekilde kitaba giriş yapması, okuyanları ilerdeki felaket bir duruma hazırlamak içindir. İlk defa latin harfflere basılmıştır Ana karakter Fazıl, işlediği bir cürüm sebebiyle iki kadın arasında gururunun ve zaafının arasındadır. Ahlak timsali eşi Cemile ile tutkunun ve çekiciliğin timsali Nazire onun kalbinde çarpışmaktadırlar. Kitabın son sayfasına kadar süren bu durum, çok heyecanlı bir şekilde ustalıkla yazar tarafından tasvirlerin en güzel halleriyle en üst perdeden verilmiştir. Bu savaşı Cemile mi Nazire mi, kim kazanacak acaba? Kitaptan alıntılar: "Fırtına... Bulutların arkasında, buzlu ışığı pelte gibi yayılmış soğuk ay... Pencerenin karanlık mustatili... İçeride yatan yarı ölüyü düşünerek, şüphem, hırsım, vicdan azabım, takatsizliğim ve derin aczim içinde yürüyorum. Fırtına beni savuruyor. Tıkanmamak ve yıkılmamak için duruyorum. Paltomun etekleri, şiddetle sallanan bir kirbacın ipi gibi bacaklarımı birdenbire doluyor, sıkıyor, sonra gevşiyor. Yine yürüyorum ve bazı arkama bakıyorum. Evin küçülüyor. Penceren bir domino taşı cesametine indi. Sonra bir tavla zarı... Ve karanlıklar... Bir anda fırtına, evini uçurdu sandım. Havada büyük direkler, taş parçaları, enkaz hayaletleri gözlerimi bürüdü. Seni de parçalandın zannettim. Haşyet içinde koşarak uzaklaştım. Titriyor ve haykırmak istiyorum. Ne dehşetli gece!" S.14 Peyami Safa 'Server Bedi' adını, para kazanmak için, edebi değeri düşük olarak halk için yazdığı kitaplara vermiştir. Ama ben kesinlikle bu düşüncede değilim. Çünkü bu kitaptaki tasvirler rssmen bir sanat eseri. Eşi benzeri
Ben, Sen, OPeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 202243 okunma
Sait Faik Okumak Bir Çocuğun Elinden Tutmaktır
Puan vermedi·134 syf.·
2025 193. kitabı
Sait deyince aklıma çakıl taşları geliyor. Yer yer çok diri renklerle donanmış, kimisi serin, kimisi ılık, kimisi ayağı kavuracak kadar kızgın çakıl taşları! Yalnız Büyükada'nın en tenha kıyılarında rastlanan dört beş metre denizin dibinde göz kamaştıran kocaman çakıl taşları. Bedri Rahmi Eyüboğlu Sait Faik Abasıyanık ’in avare öykücülüğü hiçbir yere yetişmeye acelesi olmayan ama her şeyi kalbinin ucuyla yoklayan bir anlatma hâlini saklıyor. sanki eli cebinde gezerken karşısına çıkan balıkçıya, kedilere, kahve köşesindeki ihtiyara bakıp “şunun bir derdi vardır kesin” diye içten içe gülümseyen bir adamın sesini andırıyor. Son Kuşlar olay örgüsünden ziyade anın içindeki duyguyu, sade, sıcak biraz kırık ama samimiyetini hiç kaybetmeyen öyküleriyle duygulara dair izlerini sunuyor. Hikayelerinde yolculuğa eşlik eden balıkçılar, köylüler, tayfalar, çocuklar, adalı Rumlar, yaşlılar hepsi kendi küçük dünyalarında dolaşırken okura ada yaşamının kokusunu, denizin tuzunu ve insanın içini ısıtan o hüzün dolu samimiyeti taşıyorlar. Karakterler bir şey yaşama halinden çok, bir ruh halini, bir duyguyu, bir anın ağırlığını ya da hafifliğini temsil ediyor. Gün ola Harman ola öyküsündeki Mercan Usta hayatın yükünü omuzlarında hisseden yükü içselleştirmesini çok beğendim. Hikayelerinde kimi balığın peşinde, kimi bir hayalin, kimi rüzgarla savurduğu bir düşüncenin ama öykülerindeki karakterlerin hepsinin ortak noktası Sait Faik’in insanı olduğu gibi, kusuruyla, neşesiyle, yarasıyla sevmesi. Sait Faik de sanki her öyküde kulağımıza eğilip İnsan sevmekle başlıyor her şey der gibi bir edayla anlatıyor. Yazar çizer olmanın halini de ayrıca belirtiyor. Sait Faik’e göre yazmak, bir zanaatkarın emeğinden ayrı düşünülemez, kalemle yapılan iş de ustalık
Düşünce
Son KuşlarSait Faik Abasıyanık · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201917,1bin okunma
Varsın ama kalıcı değilsin öyleyse hazer kıl!
Puan vermedi·312 syf.··
2025 73. kitabı
“İnsan insana şifadır, yurttur, sığınaktır,” diyerek yola çıkmış sevgili Kemal Sayar. Bu kitap, tıp fakültesinden mezun olmuş, psikiyatri alanında uzmanlık yapmış Dr. Kemal Bey’in bilgi ve tecrübelerinden elbette beslenmiş; fakat asıl yazarı, içini İslâmî bir zaviyeden geçirip edepten doğan bir edebiyatla mahfazaya alan bir insan. Adem. Yokluk. Mahluk. Ama en çok Eşref-i mahlûkat. Hal böyle olunca kendi içine bakan ve bize anlatan bu insanın söylediklerine kulak vermekte fayda görüyorum ben. Yazdığı her kelimeye ve daha yazmamış olduklarına hüsnüzan beslemek istiyorum. Çünkü bizi anlatır gibi döküyor içinin hâlini ve kıyılardan, köşelerden bahsediyor. Efendim, bilirsiniz bugünün ve yarının künyesidir “ahir zaman.” Kimisine Antroposen Çağı, kimisine Belirsizlik Çağı. Adı her neyse, buradasınız işte. İçinde bulunduğunuz yaş, şirazesi ömrünüzün. Ve zaman denen mefhum, ben doğdum doğalı balçık bir istikbale cihad ederken, bu kitap bize travmalarımızı görmeyi, bir başkasının nazenin kalbine işlemeyi hatırlatıyor. Unutmamayı öğütlüyor. Özgürüm deme, pandemi var. Zenginim deme, zelzele var. Yaşıyorum deme, ölüm var. Varsın ama başıboş değilsin. Varsın ama adın Sartre, Camus ya da o güruhtan değil. Varsın öyleyse senden önce, sonra ve hep var olacak olanı unutma diye öğütlüyor. Değindiği konular çok ince, çok hassas. Okurken hayata geçirmekte muhakkak fayda var. İnan ki senden başkaları da var. "Sen bu koca kâinat denizinin köpüğünün köpüğünün köpüğü bile değilsin" kaidesini hayat kuralı görmeyi öğütlüyor. Madem geldiğin, gittiğin bir köprü; burada kendine ev kurma. Evin kalbin olsun. Oraya sığın, oraya yatırım yap. Bir başkasının da kalbi olduğunu unutma ve hazer kıl! İncitme senin gibilerini. Bir başka kalbi inciten, kendi kalbine nasıl iyi davranır, kendi ışığına nasıl
Edebiyat
Kendi Işığına YürüM. Kemal Sayar · Kapı Yayınları · 2023627 okunma
Hira Dağı
10/10
·608 syf.··
Beğendi
·
2025 24. kitabı
·
30 günde okudu
·
Okunma: 03 Ekim 2025 11:40
“Bu dağ ve oradaki mağara, sessizliğin bir madde halinde dönüp bütün fezayı çınlatan bir âhenk neşrettiği yer…Burası sükût ikliminin ufku; ve fikrin, haşyet içinde baş aşağı ebediyete sarktığı pencere…”
Çöle İnen NurNecip Fazıl Kısakürek · Büyük Doğu Yayınları · 202112,2bin okunma