“İnsan insana şifadır, yurttur, sığınaktır,” diyerek yola çıkmış sevgili Kemal Sayar. Bu kitap, tıp fakültesinden mezun olmuş, psikiyatri alanında uzmanlık yapmış Dr. Kemal Bey’in bilgi ve tecrübelerinden elbette beslenmiş; fakat asıl yazarı, içini İslâmî bir zaviyeden geçirip edepten doğan bir edebiyatla mahfazaya alan bir insan. Adem. Yokluk. Mahluk. Ama en çok Eşref-i mahlûkat.
Hal böyle olunca kendi içine bakan ve bize anlatan bu insanın söylediklerine kulak vermekte fayda görüyorum ben. Yazdığı her kelimeye ve daha yazmamış olduklarına hüsnüzan beslemek istiyorum. Çünkü bizi anlatır gibi döküyor içinin hâlini ve kıyılardan, köşelerden bahsediyor. Efendim, bilirsiniz bugünün ve yarının künyesidir “ahir zaman.” Kimisine Antroposen Çağı, kimisine Belirsizlik Çağı. Adı her neyse, buradasınız işte. İçinde bulunduğunuz yaş, şirazesi ömrünüzün.
Ve zaman denen mefhum, ben doğdum doğalı balçık bir istikbale cihad ederken, bu kitap bize travmalarımızı görmeyi, bir başkasının nazenin kalbine işlemeyi hatırlatıyor. Unutmamayı öğütlüyor. Özgürüm deme, pandemi var. Zenginim deme, zelzele var. Yaşıyorum deme, ölüm var. Varsın ama başıboş değilsin. Varsın ama adın Sartre, Camus ya da o güruhtan değil. Varsın öyleyse senden önce, sonra ve hep var olacak olanı unutma diye öğütlüyor.
Değindiği konular çok ince, çok hassas. Okurken hayata geçirmekte muhakkak fayda var. İnan ki senden başkaları da var. "Sen bu koca kâinat denizinin köpüğünün köpüğünün köpüğü bile değilsin" kaidesini hayat kuralı görmeyi öğütlüyor.
Madem geldiğin, gittiğin bir köprü; burada kendine ev kurma. Evin kalbin olsun. Oraya sığın, oraya yatırım yap. Bir başkasının da kalbi olduğunu unutma ve hazer kıl! İncitme senin gibilerini. Bir başka kalbi inciten, kendi kalbine nasıl iyi davranır, kendi ışığına nasıl