Server Bedi Külliyatı

Ben, Sen, O

Peyami Safa
Tahmini Okuma Süresi:
2 sa. 40 dk.
Sayfa Sayısı:
94
Basım Tarihi:
Eylül 2022
İlk Yayın Tarihi:
1926
Yayınevi:
Ötüken Neşriyat
ISBN:
9786254082979
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Etkileyici
10/10
·94 syf.··
Beğendi
·
2025 17. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 16 Mart 2025 03:25
Son bir senedir beni en çok etkileyen kitap oldu. Kitabın anlatım dili beni en büyüleyen tarafıydı. Peyami Safa'nın üslubunu bilirsiniz, eski kelimeler boldu. Neyseki her sayfanın dipnotlarında toplam 300 kadar kelimenin anlamı verilmişti. Olay örgüsüne olabildiğince yakın buldum kendimi. Karakterlerin 1-2 metre uzağında bu dünyaya konuk olmuş gibiydim. Aldatma, ihanet gibi popüler bir konu işlenmiş olsa da karakterlerin duyguları, tavırları hatta nesneler en güzel işlenmiş kısımdı. Yani olay örgüsü alıp götürmez ama yazarın üslubunu severseniz sele kapılmış gibi olacaksınız. İlk sayfada kapıdan girip son sayfada o kapıdan çıkacaksınız. Bu arada kitap kapağını çok kötü buldum. İçeriğini hiç yansıtmıyor ve çirkin bir çizim olmuş. İyi ki buna bakıp geri durmamışım. Daha detaylı incelemek isteyenler kitabın tanıtım pdf'sine bakıp üslup ve dil hakkında daha kesin bir kanıya varabilir. Linki en aşağıya bıraktım. BEN, SEN, O -1- "Ne dehşetli gece! Fırtına ve ay var. Koca taş bina öterek sarsılıyor. Kalın duvarlara sinen derin bir inilti. Çerçeve aralıklarında boğularak uzayan sesler, çığlıklar, ıslıklar… Lamba sönük. Çembere giden, içeri kaçan kırık dökük ışık parçalarıyla odan loş. Yalnız, yatağının beyazlıkları görünüyor ve yastığın çukuruna gömülü başının müphem*(belirsiz) gölgesi. Üstüne eğiliyorum. Gözlerin kapalı ve yüzün bembeyaz. Uyuyor musun? Yoksa meçhul, ağır tasvirlerin baskısı altında beynin mi ezildi? Bu gece kaç defa, bütün vücudunu saatlerce ihtilâca*(titreme) uğratan yaman ve esrarlı beyin… Meşum*(kötü) vaka seni çok yordu, çok ağladın, hıçkırdın, bitti. Nefes alışını duymuyorum. Yalnız havayı içine çekerken yorganla beraber kabaran göğsünün ağır ağır yükselişini, sonra kısa ani
Ben, Sen, OPeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 202243 okunma
Puan vermedi
Ben, Sen, O -Peyami Safa (1926) Roman, başlangıçta okuyucuyu sarsan müthiş cümlelerle başlıyor. İlk iki üç sayfada fırtına, rüzgar, karanlık içerisinde adeta bir buhran söz konusu. Yazarın daha en başta sayfalarca bu şekilde kitaba giriş yapması, okuyanları ilerdeki felaket bir duruma hazırlamak içindir. İlk defa latin harfflere basılmıştır Ana karakter Fazıl, işlediği bir cürüm sebebiyle iki kadın arasında gururunun ve zaafının arasındadır. Ahlak timsali eşi Cemile ile tutkunun ve çekiciliğin timsali Nazire onun kalbinde çarpışmaktadırlar. Kitabın son sayfasına kadar süren bu durum, çok heyecanlı bir şekilde ustalıkla yazar tarafından tasvirlerin en güzel halleriyle en üst perdeden verilmiştir. Bu savaşı Cemile mi Nazire mi, kim kazanacak acaba? Kitaptan alıntılar: "Fırtına... Bulutların arkasında, buzlu ışığı pelte gibi yayılmış soğuk ay... Pencerenin karanlık mustatili... İçeride yatan yarı ölüyü düşünerek, şüphem, hırsım, vicdan azabım, takatsizliğim ve derin aczim içinde yürüyorum. Fırtına beni savuruyor. Tıkanmamak ve yıkılmamak için duruyorum. Paltomun etekleri, şiddetle sallanan bir kirbacın ipi gibi bacaklarımı birdenbire doluyor, sıkıyor, sonra gevşiyor. Yine yürüyorum ve bazı arkama bakıyorum. Evin küçülüyor. Penceren bir domino taşı cesametine indi. Sonra bir tavla zarı... Ve karanlıklar... Bir anda fırtına, evini uçurdu sandım. Havada büyük direkler, taş parçaları, enkaz hayaletleri gözlerimi bürüdü. Seni de parçalandın zannettim. Haşyet içinde koşarak uzaklaştım. Titriyor ve haykırmak istiyorum. Ne dehşetli gece!" S.14 Peyami Safa 'Server Bedi' adını, para kazanmak için, edebi değeri düşük olarak halk için yazdığı kitaplara vermiştir. Ama ben kesinlikle bu düşüncede değilim. Çünkü bu kitaptaki tasvirler rssmen bir sanat eseri. Eşi benzeri
Ben, Sen, OPeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 202243 okunma
7/10
·94 syf.··
2024 86. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 26 Eylül 2024 10:41
Server Bedi Külliyatını okumayı çok seviyorum, bu kitap da onlardan biriydi fakat dil olarak diğerlerinden farklıydı. Kitabın cumhuriyetin ilanından iki sene sonra yazılmış olmasının bu durumda etkisinin çok olduğunu düşünüyorum çünkü yabancı kelimeler çoğunluktaydı, ayrıca serinin diğer kitapları kadar akıcı ve kalabalıkta okunacak nitelikte değildi. Adından anlaşılacağı gibi kitap üç kişi arasında geçiyor: Aldatan koca Fazıl, aldatılan eş Cemile ve başkasıyla evli olan ikinci kadın Nazire. Bu hikayede bir kadının feda edilmesi gerekmektedir ve bunu aldatılan eş üstlenir. (Nazire’nin hamileliği ve bunun getirdiği risklerden dolayı.) Gelişen olaylar, Fazıl’ın yaptığı sorgulamalar ve kitabın sonundaki mektup (özellikle de son cümlesi) takdire şayandı.
Edebiyat
Ben, Sen, OPeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 202243 okunma

Yazar Hakkında

Peyami SafaYazar · 125 kitap
Peyami Safa, Türk hikâye ve romancısıdır. Server Bedi takma ismini de kullanan yazar romanlarının yanı sıra, düşünsel yapıtları, polemikleri, köşe yazarlığı ve gazeteciliği ile de tanınır. Servet-i Fünun dönemi şairlerinden İsmail Safa'nın oğludur. Sivas'a sürgüne gönderilen babasının orada ölmesi üzerine 1901 yılında iki yaşında yetim kalmış, bu yüzden "Yetim-i Safa" adıyla anılmıştır. Babasız büyümenin acılarının yanı sıra, sekiz dokuz yaşlarında yakalandığı bir kemik hastalığı dolayısıyla 17 yaşına kadar, bu hastalığın fiziksel ve ruhsal bunalımlarını yaşamıştır. Doktorlar kolunun kesilmesinde karar kılmış, fakat Safa bunu kabul etmemiştir. Daha sonraları bu günlerdeki tecrübelerini "9. Hariciye Koğuşu" adlı romanında okurlarıyla paylaşır. Hastalık ve savaşın yol açtığı maddi sıkıntılar dolayısıyla öğrenimini sürdürememiş, 13 yaşında hayatını kazanmak ve annesine bakmak için Vefa İdadisi'ndeki öğrenimini yarıda bırakmıştır. Karton Matbaası'nda bir süre çalışan Peyami Safa, Posta - Telgraf Nezareti'ne girmiş, I. Dünya Savaşı'nın başlamasına kadar orada çalışmıştır (1914). Daha sonra Boğaziçi'ndeki Rehber-i İttihat Mektebi'nde öğretmenlik yapmaya başlamıştır. Dört yıl çalıştığı bu okulda, hem öğretmiş, hem de kendi çabasıyla Fransızca'sını ilerletmiştir. Buradaki izlenim ve deneyimlerini "Biz İnsanlar" adlı eserinde kullanmıştır 1918 yılında ağabeyi İlhami Safa'nın isteğine uyarak öğretmenlikten ayrılmış ve birlikte çıkardıkları "20. Asır" adlı akşam gazetesinde "Asrın Hikâyeleri" başlığı altında yazdığı öykülerle gazetecilik yaşamına başlamıştır. İmzasız olarak yazdığı bu hikâyelerin tutulması üzerine Server Bedi takma adını kullanmaya başlayan Peyami Safa, daha sonra 1921'de Son Telgraf gazetesinde yazmış, oradan da Tasvir-i Efkâr'a geçmiştir. Daha sonra Cumhuriyet gazetesine geçmiş, 1940 yılına kadar bu gazetede fıkra ve makalelerinin yanı sıra, roman da tefrika etmiştir. 1960'lı yıllara kadar başta Milliyet olmak üzere birçok gazete ve dergide yazan Peyami Safa 27 Mayıs'tan sonra Son Havadis gazetesinde yazmaya başlamıştır (1961). Aynı yıl Erzurum'da yedek subaylığını yapmakta olan oğlu Merve'nin ölümü üzerine büyük bir sarsıntı geçiren Peyami Safa, iki üç ay sonra İstanbul'da vefat etmiştir. Edebî hayatı İlk romanlarında sola yakın görüşler taşıyan Peyami Safa, bir hastanın psikolojisini anlattığı otobiyografik romanı Dokuzuncu Hariciye Koğuşu'nu (1931) Nazım Hikmet'e ithaf etmişti. Bu roman hariç, 1922-1939 yılları arasında yazdığı Mahşer (1924), Şimşek (1928), Fatih-Harbiye (1931) ve Biz İnsanlar (1939) adlı romanlarında Doğu-Batı sorunsalını karakterlerde somutlaştırarak işledi. Safa, bu romanlarında, ruh hallerini çözümlemede, kurguda, dilinin kıvraklığında, anlatım tekniklerindeki denemelerde başarılı bulunurken romanlarında düşünceyi öne çıkarması dolayısıyla eleştiriler aldı. II. Dünya Savaşı sırasında Nasyonal Sosyalistlere yakınlaşmasıyla dikkat çeken Safa'nın gerçekçi roman çizgisi Matmazel Noraliya'nın Koltuğu (1949) ile mistisizme yöneldi. İlk uzun hikâyesi "Gençliğimiz"i 1922 yılında neşreden Peyami Safa, para kazanmak amacıyla yazdığı kitaplarında, ilk defa ağabeyi İlhami Safa'nın takma ad olarak kullandığı, annesi Server Bedia Hanım'ın adından uyarladığı Server Bedi müstear adını kullanmış, bu takma adla yüzlerce eser vermiştir. Bunlar arasında en sevilenler Cingöz Recai macera romanları ile Cumbadan Rumbaya adlı romanı olmuştur. Peyami Safa, Türk kültür yaşamında yayımlandığı yıllarda hayli etkili olmuş Hafta, Kültür Haftası (1936, 21 sayı) ve Türk Düşüncesi (1953-1960, 63 sayı) dergilerini çıkarmıştır. Asıl ününü romancı olarak yapan Peyami Safa, bazı uzun öyküleri ile de dikkati çekmiş, yazar Batılı kaynakların bir "Zalim" olarak tanıttıkları hun hükümdarı Attila'yı aklamak amacıyla aynı adda bir de tarihsel roman yazmıştır. Tüm bu üretkenliğine rağmen yeterince tanınmamış ve tanıtılmamıştır. Hakkında yapılan çalışmalar Prof. Dr. Mehmet Tekin, Doç Dr. Mehmet Önal ve Dr. Nan a Lee Peyami Safa hakkında birer doktora tezi vermişlerdir. Beşir Ayvazoğlu'nun yazar (Peyami Safa) hakkında Ötüken Yayınları'ndan çıkmış, biyografik bir eseri bulunmaktadır. Zülfikar Uğur Yıkan, 2004 yılında Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü bünyesinde "Peyami Safa'nın Server Bedi İmzalı Romanları" konulu Yüksek Lisans tezini hazırlamıştır. Yazar-çevirmen Sabri Kaliç 2011 yılında Peyami Safa'nın "Dokuzuncu Hariciye Koğuşu" romanını "Exterior Diseases - Ward: 9" adıyla İngilizceye çevirmiştir. Ayrıca internet üzerinde Peyami Safa hakkındaki bilgilere ulaşabilceğiniz " peyamisafa.biz " şeklinde bir internet adresi mevcuttur.