ZEHİRLİ HÂYALLER...
Bahriye mektebi, bana göre, içindeki bütün ışık cümbüşleriyle bir ayna; bana beni gösteren çerçeve mahiyetinde mücellâ bir zemin... Bu bakımdan üzerinde durulmaya lâyık... İlk metafizik arayıcılıklarım orada başladı. Madde ötesi düşünce ve bedâhetler ilerisi eşyayı kurcalama, altında ne var diye tırmalama gayreti... Sabit ve burgu burgu işleyici, sülük gibi yapışkan, asla kovulmaz, atılmaz, sökülmez hayâller... Başta ismine “vehim” dediğim, sonradan Tasavvuf bahsinde “hatar-hatarat” denildiğini öğrendiğim, ve yıldırımvârî kalbe inişini tattığım bu zehirli hayâller, ruhumda sarmaşıklar gibi öyle dolanmaya başladı ki, “yoksa deli mi oluyorum?” şüphesine düştüm.
Ufuk: Zehirli Hayâller, ″DOĞDUĞUM GÜN″ başlıklı 9 Mayıs bölümü, İBDA Yayınları
Üstad Necip Fazıl Kısakürek
Gâfil olma bu ‘azîmetde yine ‘avdet var Edeceksin ebedî mülke güzer çok sürmez Ey Emîrî kadem-i himmet ile ‘âzim olan Şehr-i maksûdu bulur râh-ı hatar çok sürmez
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Ederiz bir ebedî mülke sefer çok sürmez Şehr-i ‘aşkı buluruz râh-ı hatar çok sürmez
.......... ÇOK SÜRMEZ
Ederiz bir ebedî mülke sefer çok sürmez Şehr-i ‘aşkı buluruz râh-ı hatar çok sürmez Mahv eder ‘ömr-i lezîzi şu cihân deryâsı Suya düşse erir elbette şeker çok sürmez Sevk-i hasret yine eyler beni mecbûr-ı nigâh Yârdan eyler isem kat‘-ı nazar çok sürmez Hem cihân gerdiş eder hem de beşer bî-ârâm Böyle âyînedeki nakş u suver çok sürmez Feleğin lutfuna çoḳ mazhar olur tîre-dilân Pek uzar zulmet-i şeb feyz-i seher çok sürmez Zâlim âdemlerin etmez eser-i zulmü devâm Gerçi yemde bırakır keştî eser çok sürmez Başka dünyâ bulalım etmeğe fart-ı cevelân Teng vâdîde feres-rân-ı hüner çok sürmez Ey Emîrî yeter imdâdına bir dest-i kerīm Hâkden ref‘ olunur düşse güher çok sürmez
“Kalbe, küfre dair bir hatar geldiğinde sahibi rahatsız oluyorsa, huzursuzluk duyuyorsa bu imanın kuvvetine delildir. Demek canlı ki kalp itiraz ediyor, huzursuzluk duymazsa korkmak gerekir, kalp ölmüş demektir.”
Bu hâl ile onlar da huzûr etdiği var mı Etdikleri her hîlede bin havf ü hatar var