Mobilyalara tek tek bakıp bu evde bana yol gösterecek bir pusula ararken fark ediyorum; her şey yaşlı burada. Masa ve sandalyeler soyu tükenmiş ağaçlarla, yerdeki halılar göçebe çadırlarla yaşıt. Bir yıl ile bin yılı şaşırsam da, bu hayatın ölüme ait olduğunun farkındayım. Bildiklerimden değil bilmediklerinden şüphe etmem gerektiğini de anlıyorum.
Insan başka insanlara değil önce eşyalara alışmalı, onların arasında bir yer edinmeli. Gerisi, soru sormak, sesleri dinlemek, odaları dolaşmak ve sorulara yanıt beklemektir.