Mücahid Aksüt

Hissizlik
Söyleyeceklerin bittiğinde, pencereye yasladım başımı. İçimde bir acı kaynıyordu sanki kaynadıkça, ağzımdan burnumdan dumanlar çıkıyordu. Cam buğulanıyordu. Artık camın buğusuna bile adını otobüs camına, pencerelere, banyodaki duş kabinine, aynanın buğusuna bile adını yazardım. O gün fark ettim ki, parmağım kımıldamadı. Bu hissizliği uzun süre korudum. “Sen de yap” diyenler çok oldu. “Sen de onun canını yak.” İntikam ; taş atana taş atmak değil, taş atanı unutmak, atılan taşı saklamaktı benim dünyamda. Öyle yaptım. Göğsümün ortasına, kalbimin durgun sularına atılmış o taşı, hayali bir yakut gibi boynuma taktım. Üzerine tırnağımla iki çift laf kazıdım. Güneşe doğru tutunca daha net okunuyor: "Güvendiğiniz dağlara kar yağdığında, üzülmeyin. Kıç üstü oturun ve sessizce aşağı doğru kayın. Baharı görene kadar...”
Sayfa 160 - Doğan Kitap·Kitabı okudu
Reklam
Müjgan Çatlak Değil
Her gün tarif ettiği gibi suluyorum akşamüstü çiçekleri. Dün gece ayağım islandı evde yürürken. Yaş yere basmışım. Çiçeklerden biri su akıtmış. Hangisi diye baktım. Müjgân'ın düşürdüğü saksi. Kasımpatı saksısı... Su sızdırıyor. Ona bakıp bakıp sorduğumuz sorunun cevabı akmış saksidan... Yerde görünmez kelimelerle bir iz bırakmış: “Müjgân Abla'ya çatlak diyorlar. Müjgân çatlak değil, Müjgân'ı fena kırmışlar...”
Sayfa 157 - Doğan Kitap·Kitabı okudu
İnsan ve Duygular
İnsan, tükenir, tüketir
İnsan , tükenir. Doğduğu andan ölümüne kadar büyüyor, gelişiyor, yaşlanıyor gibi görünse de içten içe tükenir. Eşya öyle değil, dokunmadığın sürece azalmaz ama insanoğlu ona da dokunur, suyunu çıkarır, yer, bitirir, yok eder.
Sayfa 149 - Doğan Kitap·Kitabı okudu
Hayat
Öğretmen Olmak...
Köyde kalırsa onlar gibi olmaktan korkuyordu Ali Rıza; herkes gördüğünü işliyordu, gördüğünü yapıyordu. Babasına benzememek için öğretmen oldu. Babasına benzeyen babaların ellerindeki, kendisine benzeyen çocuklar için öğretmen oldu.
Sayfa 104 - Doğan Kitap·Kitabı okudu
İnsan ve Duygular
Kadınların Yükü
Bir omzunda kocasının, anasının, çocukların, evin yükünü taşıyor; bir omzunda unutulmuş olmanın yükünü. Fakat kadınlar yükü sadece omuzlarında taşımıyorlar, sırtlarına da biniyor, karınlarına da, kasıklarına da. Iki çocuk doğuruyor Fehime, peş peşe. Evdeki iki çocuğun annesi doğumda ölmüş, ölür müyüm diye bekliyor, ölmeyeyim diyor, ölürsem başka bir kızı kaçırır sonra. Insan iyiyse hep iyi kalıyor. Kendi yerine gelebilecek kızlara kıyamıyor Fehime.
Sayfa 77 - Doğan Kitap·Kitabı okudu
Edebiyat
Reklam