Mücahid Aksüt

Dağ İnsanı Sever Mi?
Bir dağın insanı sevebileceğini, onun bir gönlü ve yüreği olduğunu, bir ruh ve mana taşıdığını Peygamberimizin Uhud Dağı için söylediği “Uhud bizi sever biz de Uhud'u severiz” hadisini işittiğimde anlamıştım. Dağların insandan önce emanete muhatap olduğunu duyduğumda ise, varlık-yokluk, canlı-cansız vb. kavramların içi boşalmış âdeta yeniden dolmuştu... Varlığı idrak ettiğini, bilgiyi bildiğini, zamanı ve mekânı anladığını iddia eden insanın dağları, bulutları, gök kubbeyi, toprağı, suyu anlayıp anlamadığına bakın!... Tecelli ve tezahürü, isim ve sifatları varlıkla irtibatı ile bilmek gerek... Varlığı gözüyle değil gönlüyle hatta varlığıyla müşahede etmeyen göremez ve anlayamaz çünkü. Artık biliyordum ve emindim ki hiçbir dağ yalnizca “dağ” değildi... Dağ; sığınılan, konuşulan, sohbet edilen, varılan, erilen, gidilen, bilinen, sevilen bir yerdi...
Sayfa 25 - Muhit Kitap·Kitabı okudu
Hayat
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Dağ ve İnsan
Bir dağın zirvesine çıkmak, insanın kendi içindeki yolculuğa benzer. Dağlar da insanın içindeki iniş çıkışlardan farklı değildir. Hatta insanın içindeki uçurum mu derindir yoksa dağlarda karşılaştığımız uçurumlar mı diye bir soru sorulduğunda, muhtemelen insanın içindeki uçurumlar daha derin ve büyük deriz. Çünkü insanın ne olduğunu bilmeyen, insanın içindeki dağı, gönül dağını fark edemeyen, herhangi bir dağa çıkmaz, çıkamaz. Zirvesinde oturduğunda bile o, dağın çukurunda sayılır. Dolayısıyla dağı tırmanmak, dağın zirvesine çıkmak; insanın bir iç yolculuğudur. Kendini anlamak için insan çıkar dağa. Kendini bilmek, kendini bulmak eşya ve hadiselerin hakikatini idrak etmek için çıkar. Dağ ile kendi arasındaki fitri yakınlığı anlamak için çıkar.
Sayfa 17 - Muhit Kitap·Kitabı okudu
Hayat
Gönül Dağı
Puan vermedi·133 syf.··
Beğendi
·
2021 5. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 06 Şubat 2021 17:10
Dağı yazmak için dağı yaşamak lazım ise bunu Dursun Çiçek yazardı ancak. Dağ gibi, dağlaşmış adamlarla yol arkadaşlığı yapmış biri olarak dağlar yazılınca anlamlı oluyor. Dağın neyi var anlatılacak derseniz hiç bakmayın kitaba. Ama size sadece arka kapaktaki yazıyı okumanızı tavsiye ederim. Oradaki alıntıyı okuduğunuzda kitapa dair düşüncelerinizi değişebilir. Çünkü orada dağa sevgisini sunan Allah'ın Sevgilisi bir Zatın sözlerine denk geleceksiniz. "Uhud bizi sever, biz de uhudu" sözünü idrak etmek için insanın kalp kapılarının açık olması lazım. Yoksa taş kalpli dediğimiz nice insandan cennet bahçeleri çıkaran Allah Resulü'nü anlayamayız. Kitabın adı : "Benim Dağlarım". İçeriğe baktığımızda da Dursun Çiçek doğduğu, büyüdüğü, içinde büyüdüğü, büyüttüğü, gezdiği, tefekkür ettiği dağları yazmış. O kadar canlı bir anlatımla karşı karşıya kalıyorsunuz ki, kalkıp dağlara gitmek istiyorsunuz. Önceden dağları ziyaret etmiş olsanız bile bir de bu dağları okuma kılavuzu sayılabilecek kitapla görmek istiyorsunuz. Dağın canlı yaşayan hali sizi etkiliyor. Peygamberlerin, dervişlerin, aşıkların dağa olan muhabbetini farkediyorsunuz. Dağ bir mektep siz de orada bir talebe gibi dinliyorsunuz. Şehrin Rabbini unutmuş kaldırımınlarından dağın doruklarında O'na sesleniyor, O'nun'la konuşuyorsunuz. Kendini arayan insana, Rabbini arayan insana dağlar gönlünü açıyor. Gelin dersinizi alın diyor. Ama bir anne şefkati, merhameti ile. Öyle sıcak ve samimi bir davetin ilanını satırlarda görüyorsunuz. Hayatınızda yaşadığınız sıkıntıların çözüm adresi olarak da dağlar yol gösteriyor sizlere. Aynı zamanda bu satırların sahibi dağa gidemeyenlere de içindeki dağı hatırlatıyor. Orayı unutmamamızın önemini gösteriyor. Dağlara türkülerle çıkıyor. Dağda türkülerle kalıyor, dağdan türkülerle iniyoruz.
Aşk
Benim DağlarımDursun Çiçek · Muhit Kitap · 2020172 okunma
Kitapların Kaderi
8/10
·168 syf.··
Beğendi
·
2021 1. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 16 Ocak 2021 16:13
Kitapların da insanlar gibi kaderi vardır derler. Ne zaman, nasıl, nerede tanışacağın belli olmuyor. Bazen bir dost tavsiyesi ile, bazen kitapçıda göz göze gelerek tanışırsın. Ama bir şekilde karşılaşırsın. Adını duyarsın duymamazlıktan gelirsin. Sanki kader kulağını kapattırır sana. Bu gizem kitabı eline alıp biraz sayfalar arasında ilerleyene kadar devam eder. Ve o an... İyi ki elime alıp okumuşum ve herkesin de okusun dediğin an... Bir taraftan da korkarsın. Ya herkes benim hissettiğimi hissetmez ise. Bunu zaman kaybı olarak görürse... Onu da bilemezsin ki... Sen kendi duygularını paylaşırsın... İşte Şermin Yaşar kitabı ile karşılaşmamız böyle oldu. Bir arkadaşta görmüştüm. Sonra sayfasında da yazdıklarını takip ediyordum. Hakkında yazılanlara bakıyordum. Dikkatli nazara, rikkatli bir kalbe sahip olduğu belli olan yazar beni her zaman cezbetmiştir. Yapraktan destan yazan, kuşlarla hasbihal eden, tabiatla dost olan, çocuk sevgisi ile dolu olan bir kalemden kötü bir eser çıkar mı, pek zannetmiyorum. Bu duygularla ile elim ister istemez Şermin Yaşar'ın Göçüp Gidenler Koleksiyoncusu kitabına gitti. Aldım, kitaplığa güzelce yerleştirdim. Dikkatim göçtü gitti. Unuttum kitabı. Belki de hatırlamam hatrını bileceğim hazır olacağım bir zaman dilimine ertelendi. Aylar sonra yerleştirdiğim yerden aldım. İlk hikaye ile Göçüp Gidenler Koleksiyoncusu ile başladım kitaba. Kitabın adına ve ilk hikayeye bakınca hep ölüp gidenlerden mi bahsedecek diyorsunuz. Evet onlardan bahsediyor. Ama insan ölümlerinden değil sadece yaşarken ölenlerden, öl(dürül)en duygulardan, giden zamandan bahsediyordu. Bazen sizi sarsıyor bazı hikayeler. Beni sarsan Kimlikte Nurşen adlı hikaye idi. İlerlemeye engeldi bu anlatılanlar. Kolay yazılamazdı bu satırlar... Sizi bir kitap sayfalarında ilerlerken
Edebiyat
Göçüp Gidenler KoleksiyoncusuŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202413,3bin okunma
Ve O'na döndürüleceksiniz
Kırk gün önce abdest aldım, ağlayarak Yasin okudum. “Ve ileyhi türceun” dediğimde kucağıma siyah bir poşet bıraktılar. Sabah giydiğin beyaz gömleğin, siyah pantolonun, saatin ve saatinin kordonuna geçirilmiş alyansın çıktı poşetin içinden. Ellerimi yüzüme sürerken, “ve O'na döndürüleceksiniz” diye tekrarladım içimden. Geçtiğimiz kırk gün çok dua ettim, bir kez olsun "neden” demedim. Allah biliyor, çok dilimin ucuna geldi ama demedim.
Sayfa 163 - Doğan Kitap·Kitabı okudu
Din