Mücahid Aksüt

Karakterli Olmak Muhteşem
Dünyanın en yaşlı, en beyaz, en mağrur, müdanasız, en güzel kadın öğretmenini o yetimhanede tanıdım. Yetmiş yaşların daydı. Elli yıldan fazla bir zamandır "muallim" olarak çalışmış. “Allah düşürmezse ölene kadar vazifemi yapacağım!” dedi. Derslikleri ziyaret ediyor, öğrencilere kalem, defter, çanta hediye ediyorduk. Küçücük kızlara, kuzu kadar kızlara yazmayı öğretiyordu ak saçlı muallim. Cihat başlamadan önce Kabil Üniversitesi'nde hocalık yapıyormuş. Pek konuşmadı. Dedim ya müdanasızdı. Verdiğimiz hediyelere bakmadı bile. Varlık görmüş, boyun eğmemiş, özgür insanların kokusu vardı üzerinde. Hiç burka giymemiş. Ağarmış saçlarının yarısını kapatan bir yazma vardı başında. O yaşına rağmen kadınlığının, Afganlığının, insanlığının bilincinde, sadece selamımızı aldı, bir kenarda durdu, biz giderken başını hafifçe eğerek selam verdi ve kaldığı yerden çocuklara yazmayı öğretmeye devam etti. Şimdi ağır bir cümle olacak belki; kaderlerini yazamayacak çocuklara, karakterli olmanın her halükarda muhteşem bir şey olduğunu öğretmeye durdu.
Sayfa 80 - Muhit·Kitabı okudu
Hayat
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Yetim Saçı
Bir yetim iyi bilir ki : yetimlerin saçını okşamak, feleğin çarkını bile tersine çevirebilir.
Sayfa 51 - Muhit·Kitabı okudu
Babasız büyüyen çocukların sırrı
Babasız büyüyen çocukların bildiği bir sır vardır. Ben bu sırrı şimdi buraya yazıyorum ya; babasız büyüyen çocukların dışındakiler okuduktan sonra çabucak unutacaklar. “Allah, bildiğimizden daha yakındır bize." Babasız büyüyen çocuklar güçlerini tam da buradan alırlar.
Sayfa 50 - Muhit·Kitabı okudu
İnsan
Kalbin Arka Odası
8/10
·107 syf.··
Beğendi
·
2021 3. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 31 Ocak 2021 01:43
Kalbin Arka Odası ismi dahi insanı kitaba yaklaştırmaya yetiyor. Çünkü bu isim insana hep kalbinin arkasına doğru sığındığının, saklandığının farkına vardırıyor. İsmin güzelliği ve gizemliliği ile bizi kendine çeken kitap, elimizden tutup bizi o esrarlı seyahata çıkarıyor. Biz de hiç itiraz etmeden o yolculuğa çıkıyoruz. Çünkü bu davet o kadar samimi bir çağrı ile kulaklarımızdan kalplerimize uğruyor ki kayıtsız kalamıyoruz. Bir nene ve torunun o sıcak diyologlarına ara ara başka misafirler de giriyor. Usta yol gösteriyor. Ama asıl ustanın kendi içimizdeki usta olduğunu, ona kulak vermemiz gerektiğini söylemesi ile yollar açılıyor. Öyle bir yolculuk ki eksiklik denilen şeylerin bizleri tamamlayalan parçalar olduğunu farkediyoruz. Ne geçmişe serenatlar, yaslar ne de geleceğe tapınma ritüellerine önem veriyoruz bu yolculukta. Hayatı olduğu gibi kavramaya gösteri hallerinden kaçınmaya çalışıyoruz. Bazen psikoloji bazen sosyoloji bazen şiirin sularında kulaç atıyoruz. Ama her şeyden önemlisi insana insan olmayı tekrar tekrar hatırlatıyor. Yükselmeye değil yücelmeye niyet ediyoruz. Kanatlarımızın olmadığının farkına varsak da uçma hevesimizin de baki olduğunun farkına varıyoruz. Roman baştan sona seni sana senin içinden bir ses ile anlatıyor. Kitap odur ki kendini bir daha okutmak istetsin. Ayşegül Genç'in Kalbin Arka Odası romanı bir kere değil bir kaç kez okumayı hakediyor. Türkiye Yazarlar Birliği Yılın Romanı ödülünü vermesi kitabın değerini arttırmasa da kitabı tanıtmada desteğini, güzelin farkına varması açısından da tebriği hakediyor. Böyle romanlarda buluşmak üzere...
Edebiyat
Kalbin Arka OdasıAyşegül Genç · Muhit Kitap · 2020339 okunma
İnsan Acziyetini Kavradığında
İnsan kırık kalbini hissedip acziyetini kavradığı anda bir adım atmış olur; o bir adımdan sonra eşyalar, imkânlar, insanlar ve en önemlisi zaman insan için koşturmaya başlar. Böylece hepsi insanın lehine döner. Muhabbet mesafesi, vuslat yolu kısalır. Yaklaşılır. İnsanın kalbi kendisi için bir müdahale aracına dönüşür. İnsan bunu benim yaşımda öğrenince ağlamak istiyor kuzum. Ben nerelerin ahalisi oldum bunca yıl, nerelere yerleştim, nerelerde sabahladım diye sormak istiyor. Kendim gibi dediğim insanların en yabancısı, yabancısıyım dediğim topluluğun en buralısı olduğumda o eşiği göğsümde hissedebildim mi? Kendime koşup gelmek yerine oyalandım mı? Titreyen ellerim, ağarmış saçlarim bir mevsim gibi benimle birlikte hareket ederken artık takvimlere bakmıyorum diye sevinebildim mi? İnsan yaşlandıkça daha çok soru sormak istiyor. Bilmediğinden değil, emin olamadığından su kuşum.
Sayfa 44 - Muhit·Kitabı okudu
Edebiyat