Hatıf-ı İsfahani
Sonbahar geçti mi ardından ilkbahar gelir Ömür hazanının ardından bahar gelmiyor, yazık! O şuh sevgili geçti zavallı Hatıf'ın mezarından, dedi: Şu murada ermemiş cefakeşe yüz bin yazık!
Şiir
"Adem nedir? diye kendi kendime sordum, bir hatif-i deruni(gönülden, içten bir ses), kahkahalarla güldü, acaba bu bir cevap mıydı?"
Reklam
Hâtıf
hâtıf: göz kamaştırıcı (nesne). Çoklukla “şimşek” anlamındaki bark için vasıflayıcı olarak kullanılır: bark-ı hâtıf “göz kamaştırıcı şimşek”.
Alıntı
İşte o zât, bir saadet-i ebediyenin muhbiri, müjdecisi ve rahmet-i bînihayenin kâşifi ve ilâncısı ve saltanat-ı rububiyetin mehasininin dellâlı, seyircisi ve künuz-u esma-i İlahiyenin keşşafı, göstericisi olduğundan; böyle baksan -yani ubudiyeti cihetiyle- onu bir misal-i muhabbet, bir timsal-i rahmet, bir şeref-i insaniyet, en nuranî bir semere-i şecere-i hilkat göreceksin. Şöyle baksan, -yani risaleti cihetiyle- bir bürhan-ı Hak, bir sirac-ı hakikat, bir şems-i hidayet, bir vesile-i saadet görürsün. İşte bak: Nasıl berk-i hâtıf gibi onun nuru, şarktan garbı tuttu ve nısf-ı arz ve hums-u beşer, onun hediye-i hidayetini kabul edip hırz-ı can etti. Bizim nefis ve şeytanımıza ne oluyor ki: Böyle bir zâtın bütün davalarının esası olan "Lâ ilahe illallah"ı, bütün meratibiyle beraber kabul etmesin?
Mu'cizat-ı Ahmediye·Kitabı okuyor
Birisi mescide girerken baktı ki halk mescitten çıkıyor. Cemaat dağıldı mı ki herkes acele,acele mescitten çıkıyor?” diye sordu. Birisi “Peygamber, cemaatle namazını edâ etti, duasını bile bitirdi. Ey ham adam, nereye gidiyorsun? Peygamber, çoktan selâm verdi” dedi. Adam bir âh çekti ki âhının dumanı göründü. Bir vah etti ki gönlünden kan kokusu geldi. Cemaatten biri “Sen bu âhı bana ver, ben o namazı sana bağışlayayım” dedi. Adam “Verdim, namazı da kabul ettim” dedi. Öbürü o âhı, yüzlerce niyazı aldı. Gece rüyasında hatif ona “ Sen abıhayatı, derde derman olan ameli aldın, O âhı seçmen, o aşıklar zümresine girmen yüzü suyu hürmetine de bütün cemaatin namazı kabul edildi” dedi.
Alıntı
Yusuf Ağa Mihrabı
Mihrap alnında sağ ve solda iki adet kitabe olup biri Arapça diğeri de Osmanlıcadır. Osmanlıca kitabesinde şöyle yazar Yaptı Nazir Ali Ağa bunu Ola ecri Yusuf Ağaya tamam Dedi hâtif görünce tarihini Oldu bin doksan ikide itmam
Alıntı
Reklam
Reklam