Puan vermedi·492 syf.··
2025 718. kitabı
Yakıcı Yıldırımlar: Gökten Düşen Bir Ferman, Kalplere Saplanan Bir Ok Mekke'nın tozlu sokaklarında, 950 Hicri Ramazan'ının sıcak bir gecesinde, bir âlimin kalemi gök gürültüsüne dönüşür. İbn Hacer el-Heytemî, o devrin Şafiî fırtınası, mascid-i haramın gölgesinde bir reddiye doğurur: es-Savâiku’l-Muhrîka, yani Yakıcı Yıldırımlar. Bu eser, bid'at rüzgârlarının savurduğu dalları kesen bir balta, sapkın fısıltılara karşı kulakları tırmalayan bir ezan gibi iner. Türkçe'ye çevrilmiş haliyle, Bedir Yayınları'ndan 1990'larda raflara konan bu kitap, sadece bir fıkıh metni değil; bir inanç manifestosu, bir tarihî kılıç ve belki de bir dua kitabı. Heytemî, 909'da (1503) Mısır'ın Nil kenarlarında doğmuş, 974'te (1567) Mekke'de toprağa verilmiş bir derya. Dedesi taş gibi suskun bir âlimmiş; o ise kelimeleri yıldırım gibi savurmuş. Onun kalemi, sahabe faziletlerini koruyan bir kalkan, Ehl-i Beyt sevgisini zehirleyen yılanlara karşı bir panzehir. Okurken, sanki o Ramazan gecesinin terini hissediyorsunuz: Mürekkep kokusuyla karışan ter, sayfalarda damla damla sızıyor.Kitap, üç mukaddimeyle açılıyor – bir nehir gibi, suları yavaşça derinleşerek akıyor. İlk mukaddimede bid'atler didikleniyor; sahabelere sövmek, en zehirli meyve diye damgalanıyor. Heytemî, hadislerle örülü bir ağ örüyor: Peygamber'in ashabı, adil bir ordu, üstün bir topluluk. Ama dikkat: Bu hadislerin çoğu zayıf, uydurma bile diyor editörler; yazar, bunları bir uyarı gibi sunuyor, "Güvenmeyin, ama unutmayın" dercesine. İkinci mukaddime, icma ve akılın halife seçimindeki rolünü fısıldıyor – devlet adamı tayin etmek, ilahi bir zar değil, insanî bir meclis işi. Üçüncüde ise ehli hal ve akd'in gücü vurgulanıyor; o günkü Kureyş'in, bugünkü meclislerin atası gibi. Sonra bablar başlıyor, on bir bölümde, her biri bir yıldırım
1000Kitap
Yakıcı Yıldırımlarİbn Hacer El-Heytemî · Bedir Yayınları · 199014 okunma
10/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2025 5. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 28 Temmuz 2025 01:37
Kitabın günümüz Türkçesiyle yazılmış bir versiyonunu okusam eminim ki daha çok zevk alırdım. Kitabın sonundaki sözlük bilinmeyen kelimeler için gayet yeterli ama sürekli kelime için kitabın sonuna gidip gelmek benim için yorucu oldu. Bu yüzden kubbealtından kelimelere telefonla bakmaya başladım. Böylece arkadaki sözlükte kelimeleri bulmakla vakit kaybetmiyordum. Telefonla kelimeleri bulmaya çalıştığım için bu sefer de romandan kopmaya başladım. Bir kelimeyi bulmaya çalışırken üst paragrafta ne anlatmıştı unuttum ve bu roman boyunca devam etti. Sürekli tekrar ede ede uzun bir sürede romanı okuyabildim. Kelimelere sürekli baktığım için bu sefer kelimelere boşa bakmış olmayım dedim ve tüm kelimelerin elimde siyah kalemle anlamlarını altına yazdım. Kitabı okurken ayraç yerine bu siyah kalemi kullandım. Bir süre sonra bu kelimeleri bulmak hoşuma gitmeye başladı ve son birkaç günde romanı hızlıca bitirdim. Tabi bir kelimeyi ilk kez gördüğümü sanıp tam 4 kez aynı kelimeye baktıktan sonra çok az sinirlenmiş olabilirim ama o kelimenin kelime hazinemdeki yerini her zaman koruyacağından artık eminim. Romana dönersek bu bilinmeyen kelimelerin anlamayı zorlaştırmasının yanında yer yer olayların bir baştan bir sondan anlatılması veya o anki bulunulan durum hakkında yeterli bilgi verilmemesi romanı okumayı güçleştiren unsurlar ancak okumaya tamamen engel değil. Verdiğim puana da bakılırsa bu durumu göz ardı ettim. Romanın sevdiğim kısmı ise gerçekten o atmosferi başarılı bir şekilde yansıtmasıydı. O dönemi sadece tarih derslerinden bilen biri olarak başka bir kişinin gözünden adeta tekrar yaşayabilme fırsatı bulmak şüphesiz Ateşten Gömlek'in en sevdiğim yanıydı. Burdan sonrasında spoiler olacak. Kitabın sonunda ise her şeyin Peyami'nin uydurduğu olaylar olduğunu daha önce bir yerden
Ateşten GömlekHalide Edib Adıvar · Can Yayınları · 202530,3bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Herkes sana kâbir kapısına kadar arkadaşlık eder.
Puan vermedi·41 syf.··
2025 76. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2025 00:00
Risale-i Nur'da 14. Söz'ün Hatime'si vardır, ben orayı çok severim. Dedem vefat ettiğinden beri anlamı katlandı bende. بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ وَمَا الْحَيٰوةُ الدُّنْيَٓا اِلَّا مَتَاعُ الْغُرُورِ [Gafil kafaya bir tokmak ve bir ders-i ibrettir.] Ey gaflete dalıp ve bu hayatı tatlı görüp ve âhireti unutup, dünyaya talib bedbaht nefsim! Bilir misin neye benzersin? Deve kuşuna... Avcıyı görür, uçamıyor; başını kuma sokuyor, tâ avcı onu görmesin. Koca gövdesi dışarıda. Avcı görür. Yalnız o, gözünü kum içinde kapamış, görmez. Sözler - 169 Buraya kadar kimse inkar edemez, hiçbirimizin devekuşundan farkı yok. Sonra iki çeşit insan anlatır, sevdiklerinin ölümünden sonraki hallerini. Nihayetinde der; Ey nefis! Başta Habibullah, bütün ahbabın kabrin öbür tarafındadırlar. Burada kalan bir-iki tane ise, onlar da gidiyorlar. Ölümden ürküp, kabirden korkup, başını çevirme. Merdane kabre bak, dinle ne taleb eder. Erkekçesine ölümün yüzüne gül, bak ne ister. Sakın gafil olup ikinci adama benzeme. Sözler - 169 İşte. Ben dedem vefat ettikten sonra dedim ki tamam evet gerçekten ölüme müştak olunabilirmiş. Ben dedemi bir kerecik rüyamda görsem sanki cenneti göreceğim. Vallahi billahi çok özledim. En sevdiğini, annesini babasını evladını kaybeden insanları bir parça anlayabilir oldum. O insanlar kavuşmak istiyordur tabii olarak. Hatime şöyle devam ediyor; Ey nefsim! Deme: "Zaman değişmiş, asır başkalaşmış, herkes dünyaya dalmış, hayata perestiş eder. Derd-i maişetle sarhoştur." Çünki ölüm değişmiyor. Firak, bekaya kalbolup başkalaşmıyor. Acz-i beşerî, fakr-ı insanî değişmiyor, ziyadeleşiyor. Beşer yolculuğu kesilmiyor, sür'at peyda ediyor. Sözler - 170 Asla ama asla ölümün bekleneni olmazmış. Her ölüm erkenmiş. Yaşlı olduğu için insanlar ölüme hazır olmuyor,
Orta Boy Yasin-i Şerif CüzüAhmed Hüsrev Altınbaşak · Hayrat Neşriyat · 20259 okunma
9/10
·480 syf.·
2024 11. kitabı
Kamu Spotu: Bu inceleme spoiler içermemektedir. İskender Pala’nın, tarih ve kurgunun muhteşem bir senzeti olarak yazmış olduğu Katre-i Matem, yazarın ikinci romanıdır. Yazarımız, Osmanlı İmparatorluğu’nun en ilginç dönemlerinden biri olan Lale Devri dönemini anlatırken nadide bir eser sunmuş bize; kitap olay örgüsüyle her bölüm sonunda bana ‘ay noluyo noluyo’ dedirterek merakımı her daim diri tuttu, bu açıdan Katre-i Matem benim için bitmesine üzüldüğüm bir kitap oldu. Yazarın okuduğum ilk romanı olan ve ‘Matem Damlası’ anlamına gelen bu kitap; üslup açısından sade bir dile sahip akıcı bir romandır, bununla birlikte yer yer Arapça ve Farsça kelimelerle zenginleştirilmiştir, hakim bakış açısıyla yazılmış olan bu aşk romanını okurken kitabı elimden hiç bırakmak istemedim. Ayrıca satır aralarına serpiştirilmiş güzide beyitler, eski bir kitap geleneğimiz olan derkenar yöntemiyle bölüm sonlarına eklenen Doğu’nun mistik tarzdaki hikayeleri ve sayfaların gravür sanatıyla süslenmesi kitaba güzel bir hava katarak okuma zevkimi daha da arttırdı. Kitap yapı olarak sırasıyla sunuş, girizgah, serim-düğüm-çözüm olmak üzere üç bölüm ve hatimeden oluşmaktadır: Sunuş bölümünde müzayededen alınan elyazması bir kitabın hikayesi okuyucuya sunulmaktadır. Girizgâh bölümünde müzayededen alınan kitabın yazarının, kitabı yazıp yazmamaktaki kararsızlığı anlatılmaktadır. Serim, düğüm ve çözüm bölümlerinde ise okuyucu; aşklara, dostluklara, cinayetlere, sırlara, entrikalara şahit olacağı bir serüvene adım atmaktadır. Hatime bölümünde ise yazarımız roman karakterlerinin son durumları hakkında bize bilgi vererek eseri maalesef sonlandırmıştır. Kitabın ana kurgusunun bulunduğu serim, düğüm ve çözüm bölümlerinde İskender Pala, bizi Osmanlı İmparatorluğu’nun Lale Devri dönemindeki İstanbul’unda
Edebiyat
Katre-i Matemİskender Pala · Kapı Yayınları · 202525,6bin okunma
Cilâü'l-Kulûb
10/10
·88 syf.··
Beğendi
·
2023 19. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 11 Mart 2023 00:32
Es-selâm.. Mevlâ Teâlâ 'ya ulaşmak için önce kalbin temizlenmesi, sonra da boşalan kalbi O'nunla doldurmak için esasları anlatan İbrahim Hakkı Erzurumî (k.s) hazretlerinden 10 esas.. Eserin hemen hemen yarısı Takdim/Önsöz arapçadan türkçeye tercüme eden Yrd. Dç. Dr. Ferzende İdiz'e aitti. Şahsi fikrimce tercümesi çok iyi olsa da hocamın Önsöz ve takdim hakkında pek birşey söyleyemeyeceğim. Kitabı baştan tekrar okusam önce son yarısını okurdum. 2 adet Hâtime yazmış İbrahim Hakkı Erzurumî (k.s) hazretleri son hâtimede bizlere kıymetli dualarını bırakmış.. İçeriğinin detayından bahsedecek olursam evvela ince kitapların her zaman büyük kitaplarla aynı mânâ ağırlığının olduğunu düşünüyorum, bu kitap da bu düşünceme dâhil olanlardanı.. Evliyâların kelâmları öyle bereketli ki halâ okurken ilk defa size anlatıyor, nasihat ediyormuş gibi bir his oluyor hamd olsun. Özellikle her 10 esası açıklarken "Ey Allah' yolunda kardeş edindiğim kişi" kelâmı ile kucaklaması, kalp kelimesini bir başına zikretmeyip "Kalb evi" şeklinde zikretmesi okurun kalb evini kazanmasına yetiyor...
Tasavvuf
Allah'a Ulaştıran On EsasErzurumlu İbrahim Hakkı · Hacegan Yayıncılık · 201225 okunma
İSLÂM AHLAKI İLMİHÂLİ
8/10
·60 syf.·
Beğendi
·
2022 174. kitabı
- Eserin bidayetinde "Eser hakkında bir kaç söz" başlığı altında, eserin müellifi, eserin muhtevası ve yazılış gayesi hakkında şu satırlara yer veriliyor: - Kitabın orijinal ismi şöyledir: "MU'CİZE-İ AHLÂK-I İSLÂM Veyahud Dünyevî ve Uhrevî Mes'ûd Ahlâk-ı İslam İlm-i hâli". Bu küçük ama çok faydalı ahlâk kitabı, h.1331 (m.1915) senesinde Matba'a-i Bahriye'de basılmıştır. Risalenin kaynağı ve kaleme alınışıyla ilgili olarak Ebu-ş-Şefik Hamdi (Rahmetullahi Aleyh) Hatime-i Kitap'da şu ifadelerde bulunuyor: Bundan on sene önce bir kütüphanede bulunan eski ve yazma Cevahiru-l-Hulki ve-t-Tarih adıyla ahlâki ve tarihi bir kitapta, İmam Ebû Yusuf'un yazıp Halife Harun Reşid'e takdim ettiği Mucize-i Ahlâk-ı İslâm ilmihâliyle İmam Şâfî'nin talebeliğindeki bir hikâyesini okumuştum; gerek ilmihâlden gerek hikâyeden ziyadesiyle istifade edip haz aldığım için ikisini de istinsah ettim... Müellif mukaddemeden hemen sonra kitabın konusuna geçiyor ve "Dünyevî ve uhrevî Mesud İslâm Ahlâkı nedir?" sualini soruyor ve şöyle cevaplıyor: İslâm ahlâkı on iki temel üzerinedir, bu on iki temel: "Ubûdiyyet, İtâ'at, Sadâkat, Tahâret, Adâlet, İctinâb, İlim, teâvün, Fa'âliyet, Islâh, Cihâd ve Nikâhtır. Bu on iki temel kelime, Kur'ân'daki emirleri ve tefsirleridir... Müellif daha sonra bu on iki temel ahlâkî kavramı Kur'ân'dan âyetlerle açıklamaya ve izâha başlıyor. Daha sonra eserin Ahlâkî ve Tarihî bir hikâye başlığıyla başlayan, Harun Reşid ve imam Yusuf'un sualli --cevaplı hikayesine geçiyor... Hatime-i Kitap başlığıyla Müeelifin son sözleriyle nihayete eriyor... Kitap ekleriyle beraber 60 sahife... Bir çırpıda okunabilecek eser tavsiye edilir. Keyifli okumalar... @waqqas
Ahlâk
İslam Ahlakı MucizesiEbu-ş Şefik Hamdi · Kökler Derneği yayınları · 20142 okunma