Tüccar ayakkabı satıyordu, politikacı benliğini satıyordu ve halkın temsilcisi, istisnalarla tabii, kendisine duyulan güveni satıyordu, bu arada hemen hepsi şereflerini satıyorlardı. Kadınlar da, ister sokakta, ister kutsal evlilik bağları içinde olsun, etlerini satıyorlardı. Her şey, herkesin ya aldığı ya da sattığı bir maldı. Emekçinin satabileceği tek mal ise adaleleriydi. Emeğin şerefinin hiçbir ödülü yoktu pazarda. Emeğin satabileceği sadece, ama sadece kasları vardı.
Günümüz modern insanlarının, mağara adamlarından daha fakir bir yaşam sürdürdükleri ve modern insanın yiyecek ve barınak bulmadaki doğal yeterliğinin mağara adamından bin kat daha iyi olduğu gerçekleri göz önünde tutulunca, yönetimin olağanüstü savurgan olduğu çözümünden başka bir çözüm mümkün görünmüyor.
Ah, ne yapacağım, ne olacak benim kaderim? Çok ağır geliyor benim böyle bir bilinmezlikte olmam, bir geleceğimin olmaması, başıma ne geleceğini tahmin edememek Geriye bakmak da korkutucu. Orada hep acı var, bir hatırayla bile kalbim iki parçaya ayrılıyor. Beni mahveden kötü insanlar yüzünden sonsuza dek ağlayacağım!