Şehrin uykuda olduğu o anda bile, düşlerin görülüp kabusların gerçekleştiği, şehzadelerin boğdurulup rüşvetlerin hesaplandığı, gizli ittifakların imzalanıp şerbetlere binbir çeşit zehirin katıldığı o anda bile, sarayda kutsal emanetlerin bulunduğu o odada yanık sesli bir hafız, kendisinden öncekilerin yüz altmış yıldır aralıksız kıraat ettiği Kuran'ı, vecd içinde gözlerini kapayarak kimbilir kaçıncı defa okuyordu.
Eli kesip biçerek kasları, bağları, damarları ve kemikleri mum ışığında bir kağıda özenle çizdi. Amacı ise insan vücudunu keşfetmek ve bu günahkar bedenin bir haritasını çıkarmaktı.
Hz Ömer hilafeti döneminde, Zeyd'in oğluna kendi oğlundan çok daha fazla maaş bağlar. Hz. Ömer'in öz oğlu olan Abdullah b Ömer, Hz. Ömer'e mealen "Zeyd'in oğluna neden benden fazla maaş bağlıyorsun?" diye sorar. Sonuçta birisi halife oğluyken diğeri insanların pek çoğunun nezdinde azatlı bir kölenin oğlu hükmünde görülüyor. Hz Ömer oğluna "Üsame, Resûlullah'a senden ve babası Zeyd de senin babandan daha sevgilidir." buyurur. Yani peygamberin en yakınındaki kişiler Hz. Muhammed'in Zeyd'e verdiği önemin öylesine farkındadırlar ki hem Efendimiz hem de Zeyd şehit olduktan sonra dahi Hz. Muhammed'in ona verdiği kıymeti ve değeri unutmazlar.