Sensizlik madem bana en gerçek, şu hayat o zaman hep seninle geçecek ¿
kendini bulmuşsun'üzerine
bi çocukluk arkadaşım bugün bana yıllardır değişmeyen yanlarımdan bahsetti. sosyal olduğumu ama kendimi insanlara mecbur kılmadığımı,susmayı, yalnızlıktan korkmadığımı, kendimle vakit geçirmeyi, kedileri,bisikleti,karı ve kitapları hala sevdiğimi söyledi. sonra da durup şöyle dedi, 'beni bi zehra anlar diye kendimi böyle açabildiğim tek insan olabilirsin. sen kendini bulmuşsun dostum, sadece farkında değilsin'. riya olsun diye yazmıyorum gün boyu 'sen kendini bulmuşsun'cümlesi kafamda zonkladı.insan bazen en çok kendini en eski haliyle tanıyanların sözlerinden etkileniyor.çünkü kendini bulmak diyince aklımıza hep büyük dönüşümler gelmiyor mu.böyle keskin kırılmalar,uzun yolculuklar, eski benliğini geride bırakıp bambaşka biri olmak.. üstelik hayat bana bunların çoğunu da yaşattı, yaşatıyor.. ama bugün o cümle başka bir kapı araladı zihnimde.belki de kendini bulmak,yeni bir insan olmak değildir.belki mesele yılların, acıların, sevinçlerin ve değişimlerin içinden geçerken özünden olabildiğince kopmamaktır.hayat seni defalarca başka yerlere savursa da, dönüp baktığında içindeki o tanıdık sesi yine de duyabilmektir.blki de kendini bulmak,kendini değiştirmekten çok kendini kaybetmemeyi öğrenmeye çalışmaktır. belki de................
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Bu yaşamak bizi öldürüyor
Hayatınızı yaşayın
Biliyorum bunu söylemesi kolay ama yine de söylenmesi gereken bir söz. Bazen bu sözün önemini unutabiliyoruz. Ben de unutmuş sayılırdım ta ki hatırlayana kadar. Saat şu an 04.30, ben ise tam olarak bilgisayarın karşısında oturup şehrin uyanışını karşılıyorum. Dün gece pek uyuyamadım. En sevdiğim dizi olan Sex and the City’ nin devam dizisi olan And Just Like That’ in ikinci ve üçüncü bölümünü izledim. Belki henüz izlemeyenler ya da yolu Sex and the City ile karşılaşmayanlar vardır. O yüzden spoiler vermek istemiyorum ama değinmeden edemeyeceğim. Dizideki o veda bana hayat hakkında düşündürdü. Yıllar çok çabuk geçiyor ve biz sahip olduğumuz anların değerinin ne kadar farkındayız? Açıkçası ben şu an 19 yaşındayım ve bir süredir kendi hayatını erteleyen birisiyim. İlerleyen yıllarda büyük ihtimalle özleyeceğim bir gençlik dönemi. Peki bu gençlik dönemini ne kadar özlenebilir yaşıyorum, işte orada karşımda büyük bir soru işareti duruyor. Bu soru işaretinin cevaplanma vaktinin geldiğini hissediyorum. Sahip olduğum anın kıymetini bilip anın içinde olabilmeyi diliyorum. Belki benimle aynı şeyleri hisseden birileri vardır. Onlara söylemek istediklerim şu aslında, onlara söylerken kendime de söylemiş sayılırım. Size umursamaz ya da çevrenize karşı umursamaz olun demiyorum ama unutmayın sahip olduğumuz tek bir hayat var. O da kendi hayatımız. O yüzden hayallerinizin peşinden gidin, bu hayatta deneyimlemek istediğiniz şeylerin ardına düşün. Kendi hayatınızı bir konuk oyuncu gibi izlemektense başrol olmayı seçin. Umarım keyif almışsınızdır. Buraya kadar okuyan herkese teşekkürler.
Hayata Dair
05:17
Onunla şereflenen hayat ne yücedir onunla aydınlanan insan ne güzeldir!
Din
Yaptığımız her seçim, bir şeylerden vazgeçişimize açılan bir kapı. Bile bile, göre göre kalp kırıklığını seçtiğimizde; gülümseyen yüzümüzden ve içimizdeki ışıktan vazgeçmeye başlarız. Hayatımız biricik… Her gününü gerçekten yaşamak, yaptığımız seçimleri cebimize koyup yolumuza devam etmek bizim elimizde. Işığımızı yeniden ortaya çıkarmak da öyle. Bu yol bize özel; kimsenin ışığınızı söndürmesine izin vermeyin. Ruhunuzun size ait olan parçasını yeniden hatırlayın. G.
Duygu ve Düşünce