yüzüne benzettiği maskelerden ağlayan kadın,
inceyken kara kalemlerin ezdiği bir resim gibi
kitaba düşünce kelimenin şerrinden
sevişmekten yorulunca aşktan korkuyor
hayatı başka hayatların çıplak gölgesi
bakışlara kalplere kurulmuş aynalarda
herkes öyle yalnız ki yalnızlığı bilen yok
ve insanın insana uzun cehenneminde
kendi yüzüne bakacak kadar güzel değil hiç kimse
Ali Haydar Paşa, Lübnan'da yaşadığı günlerde Irak veya Suriye tahtlarından birini elde edebilmek için Müttefikler ile tekrar temasa geçti ama bütün girişimlerinde yine hayal kırıklıkları yaşadı!
Müttefikler harp sırasında devletini, yani Osmanlı İmparatorlu ğu'na sadık kalmış bir Mekke Şerifi'ni Ortadoğu'da istemiyorlardı ve bölgeyi kendilerine bağlı olan Şerif Hüseyin ile oğullan arasında, yani sözlerinden çıkmayacak kişiler arasında taksim etmişlerdi.
Ankara'nın gözünde ise, Şerif ailesi hain ve İngiliz uşağı idi.
Şerif Hüseyin'in isyanının sebep olduğu acılar hafızalarda hala tap taze yaşadığı için aileden kimseye güvenilmiyor, kendisine karşı isyan eden Şerif Hüseyin ile sadık kalan Şerif Ali Haydar Paşa'nın arasında bir ayırım yapılmıyor ve ìi Haydar Paşa'nın taht sahibi olması da önlenmeye çalışılıyordu. Genç Cumhuriyet, benzer önleme çabalarını Birinci Dünya Savaşı'nda Şerif Ali Haydar Paşa gibi Türkiye'ye sadık kalan Mısır Hıdivi Abbas Hilmi Paşa için de gös teriyor, Abbas Paşa haýında bir taht söylentisi çıktığı anda, ger çekleşmesini önlemek maksadıyla hemen temaslara girişiliyordu.