Topladığımız bir çuval cevizi teker teker çalıp bir ağacın kovuğunda depolayan sincaptan cevizin yarım çuvalını gidip geri aldığımızda, sincap, iki ayağı üzerine işte şu kütüğe dikilmiş, çaresiz kalan bir haydut gibi bizi izliyordu.
Robin Hood'un 12. yüzyıldan günümüze uzanan evrimi, aslında muktedirlerin ve dönemin sosyo-politik dinamiklerinin, kitlelerin dilindeki bir anlatıyı nasıl manipüle edip kendi çıkarlarına göre "evistleştirebileceğinin" kusursuz bir simülasyonu. Sınıfsal Kimliğin Değiştirilmesi (Özgür Çiftçilikten Soyluluğa) ​İlk Dönem: İlk yazılı kaynaklarda Robin Hood, bir aristokrat değil, köylünün bir tık üstünde yer alan özgür bir çiftçidir (yeoman). Radikaldir, doğrudan kurulu düzene ve yozlaşmış kurumlara (kilise ve toprak sahipleri) başkaldırır. ​Kırılma (16. Yüzyıl ve Sonrası): Üst sınıflar ve devlet aygıtı (örneğin VIII. Henry) figürü benimsedikçe, sistem için tehlikeli olan bu "haydut" kimliği törpülenir. Karakter, haksızlığa uğramış soylu bir figüre (Sir Robin of Locksley) dönüştürülür. Bu yapısal değişiklik, anlatının yıkıcı gücünü elinden alır; çünkü artık sorun sistemin kendisi değil, sistem içindeki bazı "kötü aktörler" (Prens John gibi) haline gelir. Ahlaki Griliğin İdealize Edilmesi (Katil Hayduttan Aile Dostu Kahramana) Özgün Efsane: Erken dönem baladlarında Robin, ahlaki açıdan gri, çıkarları için şiddete ve cinayete başvurmaktan çekinmeyen, manipülatif bir ortaçağ düzenbazıdır. Yoksullara yardımı birincil amaç değil, sistem karşıtlığının doğal bir yan ürünüdür. Modern Dönem: 19. yüzyıl Viktorya dönemi ahlakçılığı ve 20. yüzyıl Disney sineması, karakteri tamamen sterilize ederek "zenginden alıp fakire veren" fedakâr bir halk kahramanına, hatta çocuk kitaplarının sevimli bir figürüne indirger. Anlatıların Manipülasyonu ve Günümüz Sosyolojisi Robin Hood efsanesinin bu iki ucu arasındaki uçurum, günümüz dünyasındaki "anlatı inşası" (narrative building) ve sosyal medyanın yarattığı kabilecilikle doğrudan örtüşüyor. İnsanlık, karmaşık ve gri olan gerçekliği kabul
Felsefe
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
İfsad zihniyeti
Şehirlerin üzerinde füzeler uçuşuyor. Zalimin aymazlığı ve cüreti ayyuka çıkmış durumda. İnsanlar istikametini kaybetmiş, dahası derin bir inkisar içerisinde. Ortadaki hercümerç yalnızca siyasi ya da ekonomik bir kavga değil. Kavgayı çıkaranlar; muharref bir inanç ve karanlık bir kehanet üzerinden hareket ediyorlar: Küstahlıklarına sınır yok. Ellerindeki kanı artık saklama ihtiyacı hissetmiyorlar. Adalet, hukuk ve nizam tanımıyor; haydut gibi davranıyorlar. {Altınoluk dergisi}
Ama umrumda değil yazıcam;)
Bu uygulamanın tadı kaçtı arkadaşlar Okurdan çok haydut var Sürekli değişik hesaplar birilerini taklitler Amaçları nedir bilmiyorum Okuduğunu mu yazıcan buraya Yoksa insanları mı engelliycen Ben zaten insan sevmiyorum Üstelik bir de takip edenleri engelliyorum Gerçekten burası artık iflah olmaz
1000Kitap
Bir kedi gördüm. Tüm kediler gibi belki yılışık, hırçın, sevimli, uysal. Ortalama bir kedi işte. Siyah, beyaz, sarı... Rengi önemsiz. Siz yine de gözünüzde canlandırın diye söyleyeyim rengi siyahtı. Eli ayağı düzgün sümüklü falan da değil. Temiz yüzlü bir dostumuz. Belki sataştı da yedi tekmeyi kızdan. Orasını görmedim. Ama bana göre tüm masumiyetiyle bir tekme yedi. Gördüm. Aynı kediyi 2 kişi gelip sevdi onu da gördüm. Sonra durdum düşündüm. Aynı can 2 farklı tavır 1-2 dakika içinde hemde. Bu Haydut birine ters davrandı da diğerine Masum anı mı denk geldi? Yoksa gerçekten suçsuzdu da insanların bakış açısı mı farklıydı? Dünyaya bakılan pencereler misali birinin Camı kirli diğerinin temiz. Oysa ki sevginin en masum en saf hali bir çocukta olmalıydı. Onun penceresi kirli olamazdı. O yüzden birinin iyi davrandığına diğeri kötü muamelede bulunabilir. Haklı Haksız kim bilemem Kalbinize bakın siz. Siz ne hissediyorsunuz o kişiye? Bir de adalete bakın.. - Sümeyra
1000Kitap
mat
Kamış, ses verince; NEY oldum sanır, Abdal, ata binince; BEY oldum sanır, Kupa, sarhoş elinde MEY oldum sanır, Cebir, zorba emrinde; REY oldum sanır.İplik, elde gerilince; YAY oldum sanır, Sıpa, kısrak yanında; TAY oldum sanır, Gasp, haydut üleşince; PAY oldum sanır, Yolak, içinde su akınca; ÇAY oldum sanır.Topuk, Kırata kakınca; BAŞ oldum sanır, Eğri, ahunun betinde; KAŞ oldum sanır, Gazel, dalda kalınca; YAŞ oldum sanır, Kum, harça girince; TAŞ oldum sanır.Kütük, çaya düşünce; SAL oldum sanır, Kök, yerden çıkınca; DAL oldum sanır, Hal, çingen dilinde; FAL oldum sanır, Yal, kaba konunca; BAL oldum sanır.Tümsek, ovada yığılsa, DAĞ oldum sanır, Gün, miskine sorunca; ÇAĞ oldum sanır, Şalgam, aşa girince; YAĞ oldum sanır, Vaha, çölün içinde; BAĞ oldum sanır.Yablak, yüzüne gülünce; YAR oldum sanır, Kırağı, şafaka erince; KAR oldum sanır, Tef, çingen kolunda; TAR oldum sanır, Kemik, itin ağzında; ZAR oldum sanır.Yonga, yosun içinde; KAV oldum sanır, Kumsal, dalga altında; TAV oldum sanır, Kıvılcım, yanan tende; LAV oldum sanır, Ses, çalgı telinde; SAV oldum sanır.Tavuk, komşu gözünde; KAZ oldum sanır, Kıymık, suyun içinde; SAZ oldum sanır, Çile, derviş gönlünde; HAZ oldum sanır, İnat, keçi huyunda; NAZ oldum sanır.Mıcır, kopsa kayadan; TÖZ oldum sanır, Değnek, körün elinde; GÖZ oldum sanır, Yalan, çıkınca dilden; SÖZ oldum sanır, Kül, sönen ocakta; KÖZ oldum sanır.Kuytu, muhtaç anında; HAN oldum sanır, Leş, sırtlan karnında; CAN oldum sanır, Arka, köçek belinde; YAN oldum sanır