10/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2026 23. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 23:20
#DragoJančar #OGeceGördümOnu II. Dünya Savaşı yıllarında Slovenya’nın Alman işgali altında olduğu bir dönemde yaşanan siyasal ve toplumsal çalkantıları bireysel yaşamlar üzerinden ele alıyor. Eserin merkezinde yer alan -özgür, güçlü, bir kadına göre çağının ötesinde beceriler geliştiren, kedi köpek sahibi olmak yerine evinde timsah besleyen, hayvansever ve vicdanlı bir kadın olan- Veronika Zarnik karakteri, farklı kişilerin anlatımları üzerinden okura tanıtılıyor. Yavaş yavaş puzzle parçaları gibi karakterlerin birinci tekil şahıs anlatımla tanınması sağlanırken, yaşanan olayların farklı bakış açılarından nasıl anlaşıldığı da ortaya çıkıyor. Olaylar beş farklı anlatıcının gözünden ve doğrusal olmayan bir zaman akışında aktarılıyor. Olayların merkezinde cesur ve güzel kadın Veronika olsa da anlatıcılardan hiçbiri o değil. Kitapta kurgusu okura önemli farkındalıklar kazandırıyor. Bunlardan biri, tarihi olayları tek bir kişinin bakış açısıyla değerlendirmenin yanıltıcı olabileceği gerçeği. Çünkü tanıkların olayların tamamına hakim olması mümkün olmadığı gibi ve kendi öznel yorumunlarını katmaları da kaçınılmazdır. Ayrıca yazar savaşların kazananı olmadığına, savaşın yalnızca cephelerde değil, insanların vicdanlarında ve hafızalarında da yıllarca yaşandığına dikkat çekmek istemiş. Ben çok severek okudum, mutlaka siz de okumalısınız.
O Gece Gördüm OnuDrago Jancar · Dedalus Yayınları · 2019283 okunma
Puan vermedi·124 syf.·
2026 74. kitabı
Yavru penguen Paytak'la ailesi, arkadaşları ve ait olduğu penguen sürüsünün hikâyesi. Buzulların eriyip kopmasıyla türlü tehlikeler atlatan penguen sürüsü yeni bir yere göç etmek zorunda kalıyor. Bu süreçte Paytak çok cesur davranıyor ve özellikle arkadaşlarına öncülük ediyor. Bu yüzden kitabın sonunda sürünün en yaşlısı Paytak'ın adını Yürekli olarak değiştiriyor. Maceraları sırasında balina ve albatros gibi farklı hayvanlarla da tanışıp dost oluyorlar. İnsanların da hem iyi hem kötü olabildiklerini görüyorlar. Öyle harika muhteşem bir hikâye değildi ama okunmaz bir kitap da değil. Özellikle penguen seven çocuklar sevebilir. 8-9 yaş üzeri için uygun denebilir. Penguenlerin yaşamıyla ilgili epey bilgi veriyor. Heyecanlı kısımları olsa da aşırı aksiyonlu değil. Bazı kısımları sıkıcı sayılabilir. Özellikle penguenlerin karakter özelliklerine göre isimlendirilmesi ve bunun vurgulanması çok klişeydi. Önce penguenlerin insanları, sonra da insanların penguenleri kurtarması güzeldi; penguen sürüsü aynı olmadığından iyilikler daha da anlamlıydı. Sonunun umutlu bitmesi de güzel. Genel olarak okunabilir. Ama çok macera arayan çocuklara hitap etmeyebilir. Hayvansever, hassas çocuklar için daha uygun bir alternatif.
Eyvah Penguenlerin Soyu TükeniyorGamze Pat · Doğan Egmont Yayıncılık · 201816 okunma
Reklam
10/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2026 15. kitabı
Merhabalar, bugün sizlere Ece ile anne-kız okuma etkinliğinde okuduğumuz “Benim Kedim Bir Robot” kitabının yorumunu getirdim. Ece, babası, annesi ve abisi Mete ile huzurlu bir yuvada yaşıyordu. Bir sabah her şey, Mete’nin fırına poğaça almaya gitmesiyle değişir. Evde poğaça beklenirken, kese kâğıdının içinden minik ve hasta bir yavru kedi çıkar. Aile bu beklenmedik durum karşısında şaşırsa da kediyi sahiplenir ve adını “Poğaça” koyarlar. Ancak Poğaça’nın arka bacaklarında bir problem vardır ve yeniden yürüyebilmesi için robot bacak ameliyatı olması gerekmektedir. Bunun üzerine aile, masrafları karşılamak için büyük bir dayanışmaya girer. Acaba Poğaça için gereken para toplanabilecek miydi? Onu bekleyen umut dolu geleceğe kavuşabilecek miydi? Daha ilk sayfalardan itibaren kızım kendini kitabın içinde buldu. Çünkü hikâyenin kahramanının adı da Ece’ydi ve o da beşinci sınıfa gidiyordu. Üstelik kitaptaki Ece gibi bizim Ece de abisinin sinir uçlarıyla oynamayı çok seviyordu. Bu benzerlikler kitabı onun için daha da eğlenceli hâle getirdi. Ama kitabın bizi asıl etkileyen kısmı Poğaça’nın hikâyesi oldu. Çünkü Poğaça’nın yaşadıkları bize kendi kedimiz Leydo’yu hatırlattı. Onu da bir zamanlar sokakta hasta ve yardıma muhtaç bir hâlde bulmuş, uzun ve zorlu bir tedavi sürecinden geçirmiştik. Bu yüzden Poğaça’nın sağlık mücadelesini okurken kendimizi hikâyenin içinde bulduk. Elbette kitap sadece hüzünlü anlardan oluşmuyor. Babaannenin takma dişleriyle ilgili bölümler ve Mete’nin kucağında bir köpekle çıkageldiği sahneler bize kahkaha attırdı. Bunun yanında kitap oldukça eğiticiydi. Kullandığı dil, cümle yapıları ve aralara serpiştirilmiş küçük metaforlarla çocukların Türkçesini, imla ve dil bilgisi becerilerini geliştirmelerine katkı sağlıyor. Ayrıca teknolojinin yalnızca
Hikaye öykü çocuk edebiyat
Benim Kedim Bir RobotKaan Özdemir · Cezve Çocuk Yayınları · 20269 okunma
Puan vermedi·96 syf.··
2026 58. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 08 Mayıs 2026 12:11
"Bir şey (birçok şey, bir şeyler) öğrenmek için okumak, kitaba yönelmek ile, haz duyulduğu (duyulacağı umulduğu) için okumağa oturmak arasında, gerçekten, büyük bir fark var mı? Hatta, herhangi bir fark var mı?" Türk edebiyatının en özgün postmodern yazarlarından Bilge Karasu kaleminden Ne Kitapsız Ne Kedisiz 1994 yılında yayımlanan ve Sedat Simavi Vakfı Edebiyat Ödülü'ne layık görülen yazarın ödüllü deneme inceleme kitabıdır. Eser, felsefe düşünce türünde kendine özgü ifadeleriyle metis yayınlarından okuyucuları ile buluşur Türk entelektüel dünyasının ve hayvansever kitap kurtlarının adeta ortak mottosu haline gelmiştir. yazarın okuduğum ilk kitabı ama her bir cümlesinin altını çizdim sanki çünkü yazar “Hangi yazar -okumayı yaşamının bir parçası saymışsa- kitap üzerine, kitaplarla ilişkiler üzerine bir şeyler yazmamış?” diyerek benim dikkatimi zaten çekmeyi başarmıştı. "Okur kitap arar ama, kitabın da okuru bulduğunu ben çok gördüm." dediği anda benimde bu kitaba karşı ilgim daha da arttı. Kitap 8 farklı denemeden oluşuyor ve konular birbirinden farklı olsa da her bir bölümde merakınız artıyor ve o bölüm ve diğer bölümlerle bir bütün olduğunuzu hissediyorsunuz. Son bölümde ise 50 yaşında değilseniz 50 yaşınızdaki halinizi düşündürüp artık sizi başbaşa bırakıyor. "Durmaksızın öğrenmek gerekiyor; kendini tanımak, her günün değişikliğine kendini uyarlamak." bu bölümde altını çizdiğim acaba ben nasıl olurdum diye düşündüğüm alıntıyı paylaşıyorum. Diğer bölümleri toparlayacak olursam: *Okumanın kitapseverler için ne ifade ettiği ve ortak his ve duyguların anlatıldığı bölüm *İletişimde dilin, imgelerin ve düşüncenin rolü ve önemi üzerine düşüncelerini aktardığı bölüm *Kitapların sadece fiziksel birer nesne değil, hayatı anlamlandırma aracı olduğunu ifade ettiği bölüm *İnsanların
Ne Kitapsız Ne KedisizBilge Karasu · Metis Yayıncılık · 20202,506 okunma
7/10
·111 syf.··
2026 7. kitabı
Yaşamöyküsüyle hayli merak uyandıran bir kişilik olan Fransız yazar Colette, novella diyebileceğimiz bu romanında bize bir aşk üçgeni sunuyor. Ama bu öyle alışık olduğumuz bir aşk üçgeni değil. Öyle ki, iki kenarında kadınla erkek, diğer kenarındaysa pek de alışık olmadığımız biri… bir kedi var. Kedilerin edebiyatta başrolde yer aldığı pek çok roman var. Colette’in 1933 tarihli romanı Dişi Kedi de bunlardan biri. Hikayede bir kedinin ilişkideki üçüncü kişi, kadının rakibi oluşunu ele alınıyor. 19 yaşındaki Camille Malmert ve 24 yaşındaki Alain Amparat taze evliler. Onlara bir de, Alain’in çocukluğundan beri beraber büyüdüğü Chartreux cinsi kedisi Saha eşlik ediyor. Alain Saha’yı Camille’den daha çok seviyor. Tabii bu durum Camille’nin sinirini bozdukça bozuyor. Kedinin dişi olmasının da bu kıskançlıkta garip de olsa doğrudan bir payı var gibi. Erkek bir kedi Camille’i bu kadar kıskandırmayabilirdi. Kitap boyunca hayli ilginç diyaloglar da yaşanıyor. Mesela bir yerde Alain ona, “Ne olur bu tatlı hayvancığı sen de benim gibi benimsesen… Kedi ya da köpek besleyen tek genç karı koca biz miyiz? Sana bir papağan, küçük bir maymun, bir çift muhabbetkuşu, küçük bir köpek alayım mı, beni kıskandırabilmen için?” diye ciddi ciddi soruyor. E adama da tak ediyor artık. Ama Camille’in de haklı olduğu taraflar var, hatta belki en haklı olan o. Bu kadar yeni evlilerken Alain’in kedisi Saha’yı karısından üstte tutması kadını üzüyor, öfkelendiriyor. Alain'in evliliğe hazır bir adam olmadığı zaten ortada. “Hayvansever insanlar gibi değilsin sen. Sen Saha’yı seviyorsun” diyor. Yani, “ona aşıksın” demek istiyor bir bakıma. “Gördüm sizi! Sabahları küçük sedirin üzerinde geceyi geçirdikten sonra… ikiniz de yanak yanağa vermiştiniz…” Kitabın 1933’te teatral bir tonla yazıldığını
Dişi KediColette · Sel Yayıncılık · 2021363 okunma
Puan vermedi·228 syf.··
2026 8. kitabı
Hayvansever olarak , tüm “varlıkların” yüzüne çarpacağım bir kitap oldu. İnsanoğlunun sadece kendi zevki için yaşadığı , bu alemde sadece kendilerinin var olduğu düşüncesinin antitezi bir yapıt. Teşekkürler Sezgin KAYMAZ
Düz DünyacılarSezgin Kaymaz · İletişim Yayınları · 2023793 okunma
Reklam
Reklam