... 12 Eylül'ün yenilgi psikolojisinin, Türkiye'de "yeni muhalif arayışları" da ortaya çıkardığını, bu yeni damardan anarşist, feminist, eşcinsel aktivist, çevreci, hayvansever ve gayrı Kürt etno-kültürel hareketler doğduğunu da hatırlatalım.
Peygamberlik görevine başladığı sırada Arap toplumu hayvanların da hakkı olabileceği ve onların da şefkate ihtiyaç duyabilecekleri gibi kavramlara son derece yabancıdır. Genel cehaletin hayvanlar dünyasına yansıyan boyutuyla durum, iç acıtacak ölçülerdedir.
Örneğin: Develerin boynuna hayvana acı veren bir halka takılmakta, ayrıca uzun yolculuklarda insanlar, başta develeri olmak üzere bütün binek hayvanlarının damarlarını yarıp kanlarını içmekte veya canlı canlı üzerlerinden et parçaları kesip sonra yerlerini dikerek, karınlarını doyurmaktadır. Bu uygulama Hz. Muhammed tarafından kesin olarak durdurulur. Hatta kuyruk tüylerinin kesilmesi bile yasaklanır. "Kuyruğu hayvanın fırçası ve yelpazesi, tüyleri de yorganıdır." emriyle...
Hayvanların aşırı çalıştırılmaları yasaklanır. Yüzyıllardır devam edegelen hayvan sırtlarında karşılıklı oturarak saatlerce yapılan hitabet ve şiir törenleri yasaklanır. Sahiplerinin sadece gerçek ihtiyaç süreleri kadar hayvanlarına binmelerine izin verilir. "Hayvanlarınızın sırtını iskemleniz gibi kullanmayın. Allah bu hayvanları ancak, güçlük çekmeden gidemeyeceğiniz yerlere kolayca gidebilmeniz için sizin emrinize verdi. Ayrıca yeri de yarattı. Diğer ihtiyaçlarınızı onun üzerinde giderin." diyerek şair ve hatipler yeryüzüne davet edilir.
Hamburg hayvanat bahçesinde hayvanlar bombarmanlardan zarar görmesinler diye Rusya’ya gönderilmişler. Ayrıca Almanya’da evde beslenen kedi ve köpeklerin içinde özel ekmek karneleri dağıtılıyormuş. Hayvansever almanlar!…..

Bilindiği gibi, Kurban Bayramı dört gündür ve bu günlerde oruç tutmak haramdır.
İmam-ı Âzam Hanîfe Hazretlerine göre: "Kurban Bayramı'nda, kurban kesmek, gücü yetenler için vacibdir".
Sevgili Peygamberimiz de şöyle buyururlar: "Hasis kimselerin en kötüsü, kurban kesmeyendir".
Ve nihayet, Yüce ve Mukaddes Kitabımız'da şöyle buyurulur: "Rabbin, için namaz kıl, kurban kes". (El-Kevser/2).
Kurban Bayramı olsun olmasın, her gün, yeryüzünde, milyonlarca hayvan boğazlanmakta ve insanın protein ihtiyacı karşılanmaya çalışılmaktadır. Hayvanî gıdaların insan hayatında çok önemli bir yeri vardır ve insanoğlu, bundan kolay kolay vazgeçeceğe benzemiyor ve esasen buna gerek de yoktur.
Durum, böyle olunca, bazı marazî tiplerin, mü'minlerin, Kurban Bayramı dolayısı ile kestikleri hayvanlar karşısında, sahte gözyaşı döküp "hayvansever" kesilmesi, bize, hiç de samimî gelmemektedir. Bir taraftan kuzu pirzolalarını viskisine meze yapan, diğer taraftan müslümanların, yılda bir defa, birbirlerine "et ziyafeti" çekmeleri karşısında, "yufka yüreklilik" gösterisine kalkışan "patolojik tipleri" ciddiye almamak gerekir.
“Biliyorsun,” dedi, “bizimle kalmanı çok isterdik, ama böylesi senin için de daha iyi. Hem, buraya bir sürü hayvansever gelir, belki içlerinden biri seni evine bile alır.”
Kenti ölümsüz kılan kent edebiyatıdır...
Ozan ve mimar Ali Cengizkan Ankara hakkında şunları yazıyor: "Ankara bir düşler kentidir. Kentin kendisi insanları düşler dünyasına taşıdığından değil; insan Ankara'da düş kurmadan yaşayamaz da ondan. Ya yönetimle ilgili bir düşünüz olmalı; ya mutlulukla ilgili; ya iyi insanlıkla ilgili bir düşünüz olmalı ya da iyi sanatçılıkla ilgili. Düşlersiz yaşanamaz Ankara'da, çünkü ufuklar sınırlıdır dağlarla, geniş bir ufuk düşümüz yoksa. Çünkü dereler sığdır ve denetim altındadır, göğsümüzde yüreğimiz bir çağlayana kaynak oluşturmuyorsa."
Kızılay'da, Ankara Garı'nda, otobüs terminalinde bir banka oturup seyre dalsanız inanılmaz insan tiplemeleri ile karşılaşırsınız. Kenti kent yapan içinde yaşayanlardır. Kentle bütünleşmek kente verdiklerimizle, kentte yaşadıklarımızla ilintilidir. Kent insanı geliştirir. Kentli olmak ayrıcalıklı olmaktır. Çünkü kentlilik bilinci insanı yurtsever, doğasever, hayvansever, insansever yapar. Kısacası kentlilik yoksul insana bile onurlu bir duruş sergiletir...
Ankara'yı düş kurmadan düşler kenti yapmak ellerimizde yeter ki; sevgiyle yaklaşalım...
Sayfa 145 - Alter Yayıncılık, 2.Baskı, Haziran 2013·Kitabı okudu