Yaptığım hiçbir şeyin hakkını veremeyerek emin olmayan adımlarla aynı yolları yürümeye devam ediyorum. Ya yolun sonunda iyi ki vazgeçmedim diyip yolumu seveceğim ya da yürürken kayboldum sandığım bir anda esas yolumu bulacağım.
Bazen babamın memleketteki arkadaşlarından biriyle karşılaştığımda nasıl olduğunu soruyordum. "Nasıl olsun, aynı." diyordu istisnasız her biri. "Babam, ne yapıyor?" sorusunun cevabı yıllar boyunca hiç değişmedi. "Aynı." Ceketi eskidiğinde gidip aynı mağazadan aynı ceketi alıyordu. Aynı saatte kalkıp aynı saatte uyuyordu. Kahvede aynı masada, aynı sandalyede oturuyordu. Hep aynıydı babam. Gözden kaybolmanın, kaçmanın, yok olmanın yolunu böyle bulmuştu; her şeyini aynılaştırarak.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
İnsanlar kendi değer yargıları nispetinde anlam veremedikleri tavırlarla karşılaştıklarında, önce yorulmadan, usanmadan o insanları dönüştürmeye, kendilerine benzetmeye çalışıyor, dönüştüremediklerinden de bir anda nefret etmeye başlıyorlardı.
Deniz gören masa diye bir şey var bu hayatta. İnsana son derece gösterişli, alımlı, cazip bir vaatte bulunuyor. Deniz görmek demek, burada kendini iyi hissedersin demek. Burada bir mutluluğa ortak olacaksınız demek. Bir ayrıcalık kazanıyorsun bu masaya yerleşerek. Sadece iyi günlerde değil, bir şeyler kötü gitmeye başladığında da ihtiyaç duyduğun teselliyi burada bulabilirsin demek. Birbirinizin yüzünde daha önce gördüğünüz iyiliği ve güzelliği artık bulamıyorsanız, hiç olmazsa dönüp denize bakarsınız türünden bir teselli. Bakışlarınızı kaçırmak isterseniz orada bir deniz var. Denize bakmanın insanın kalbini iyileştiren bir yanı var. Rüyada bile görsen bu böyle. Bir şeye başlamak için de, bitirmek için de iyi bir mahal burası. Deniz gören bir masa bulabilmek büyük şans bu hayatta. Ne kadar şanslı olduğumuzu düşünebiliyor musun?
Tüm arzu ve tutkularımızın amacı, aklı yolundan saptırmak ve kendi isteklerini meşru hale getirmektir. Hiçbir şey yapmamasına bir sürü iyi sebep bulamayacak ve onu çalışmak için teşvik etmeye çalışan insanlara vereceği hiçbir cevabı olmayan tek bir tembel adam yoktur.
...
Safsatayla haklı çıkarılmış bir tutku yenilmez hale gelir.