Puan vermedi·376 syf.··
2026 11. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 04 Şubat 2026 12:46
##okudumbitti YAZAR: HATİCE GÖRGÜLÜ YAYIN: PATARA Herkese merhabalar bugün sizlere Hatice Görgülü''nün kaleminden çıkan toz duman kırık ruhlar kitabıyla geldim. Öyle akıcıydı bir kitap olmanın yanı sıra altını çizdiğim çok sözlerle dolu bir kitaptı haliyle beğenmeme sebep oldu o yüzden lafı çok uzatmadan haydi gelin bu güzel kitabın konusuna geçelim. Aynı yetimhanede büyüyen Asya, İsrafil, Arda, Karsu ve Işıl, hayata tutunabilmek için hırsızlığa yönelir ve zamanla bir çete hâline gelirler. Ancak Arda’nın para hırsı ve ihaneti her şeyi parçalar. İsrafil hapse girer, diğerleri farklı yollara savrulur. Asya bu süreçte soygunlara devam ederken bir yandan da makyaj fenomeni olur. Parlak bir hayatın arkasına sakladığı karanlık bir geçmişi vardır. İki yıl sonra İsrafil’in hapisten çıkmasıyla yollar yeniden kesişir ve bu kez gruba Barkın da dâhil olur. Barkın, İsrafil’in koğuş arkadaşıdır ve içeride onu koruyan kişidir. Asya ile Barkın arasındaki çekim daha ilk anda hissedilir. İkisi de acılarla büyümüş, kırılmış ama güçlü karakterlerdir. Özellikle Asya’nın vurulduğu ve Barkın’ın ona refakat ettiği sahnelerdeki diyaloglar çok etkileyiciydi. Barkın’ın çocukluğunu anlattığı bölüm ise hikâyenin en sarsıcı anlarından biriydi. Asya’nın aklında büyük bir soygun planı vardır: Asırlardır kayıp olan tarihi eserleri bulmak. Bu eserlerin İstanbul Adliyesi’nin altında olduğu söylenmektedir. Tam her şey yoluna girmişken Asya’nın geçmişi karşısına çıkar. Yıllar önce onu terk eden annesi ortaya çıkar ve neden gittiğini anlatır. Bu yüzleşme Asya için yıkıcı olur. Üstelik Barkın’ın gerçek kimliğini öğrenmesiyle hayat ona bir darbe daha vurur. İhanet, travma, aşk ve büyük bir hesaplaşma üzerine kurulu bu hikâye, Asya’nın hayatta kalma mücadelesini sert ama akıcı bir dille
Toz DumanHatice Görgülü · Patara Kitap · 202513 okunma
Puan vermedi·152 syf.··
2025 32. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 18 Ağustos 2025 16:24
Mutedil Dalgalı, Ömür İklim Demir'le tanışma kitabım oldu. Yazarla Trabzon Sanatevi Uluslararası Sanat Etkinlikleri'nde yüz yüze görüşme imkânım oldu. On dört öykünün çoğunu severek okudum. İlmek ilmek işlenen ve okuduktan sonra akılda bir olay örgüsü kalan öyküleri seviyorum. Kitap, İhsan Filizer'in "Bakabilseydi keşke ölüler albümlerden bize doğru" epigrafıyla başlıyor. İlhan Berk, Behçet Necatigil, Orhan Veli, Ahmet Erhan, Edip Cansever, Can Yücel, Ahmet Oktay, Truman Capote, Nilgün Marmara, Meral Özbek, Louis Aragon, George Orwell, Edgar Allen Poe kitaptaki öykülerin epigraf kaynakları olmuş. Böylelikle yazarın beslendiği yazarların bir kısmını öğrenmiş oluyoruz. Arka planda kalmış mekânlar ve kişiler yer alıyor öykülerde. Otele kapılıp kalmış bir kişi, kürtaj masasındaki bir kız, karısı tarafından terk edilmiş bir fotoğrafçı ( Şipşak lakabı fotoğrafçılıktan gelmiyor.) Meyhanede toplanmış arkadaşlar, tavan arasında eski oyuncaklarına bakan karı koca, muayenehanesinden kitaplarını taşıyan doktor mekân ve kişilerden. Bazı öyküler birbirinin devamı olmuş. Mahcubiyet Birahanesi, Hiç Var Olmayan Güzel Kardeşim, Adı Dünya Bu Hastalığın ve CCTV 084-HD öyküleri birbiriyle ilintili. Öykülerde dikkatimi çeken hususlardan birincisi yazar bazı sesleri duyurmak istemiş. Saatten gelen sesler tik ... tak... , adımları tıp... tıp... tıp ... , avucunun içini sürmesi Vız Vız Vız, kapı sesi Çat, tahtaya vurma tık sesin işitilmesini istediği durumlar olmuş. Dikkat çeken ikinci husus resmî evraklar olduğu gibi fotoğraf hâlinde, bir defter yaprağı fotoğraf hâlinde, görüldü mührü gibi görsellere yer verilmiş. Bir başka husus da erkeklerin sesinin davudi oluşu ve oyuncak ayının bir gözünün eksik olması. Bu özellikler iki farklı öyküde yer alıyor. Ömür İklim Demir
Mutedil DalgalıÖmür İklim Demir · Yapı Kredi Yayınları · 2022977 okunma
Reklam
Uzakların ve Başka Yakınlıkların Uzun İncelemesi (:
10/10
·120 syf.·
2025 12. kitabı
Furkan Çalışkan’ı ilk olarak Savunma Sanatları şiir kitabıyla tanıdım. Düzyazı türündeki bu eseri de, şiir kitabında olduğu gibi ilk bakışta ismiyle ilgi çekiyor. Nedir bu "Uzakların Saldırısı ve Başka Yakınlıklar?" İçeriğine bakınca çok isabetli bir kitap başlığı olduğu anlaşılıyor. Bizim “hayat” dediğimiz ve içinde daha çok acı yaşanmışlıkların yer kapladığı bu kavrama, bu kitap başlığı tam anlamıyla “yeni bir soluk” getirmiş. Kitabın ilk bölümü, Uzakların Saldırısı, farklı coğrafyalardan, kültürden manzaralar izleten ve oralara ait bir kavramı alıp insana çarpan ve ondan yansıyan taraflarını yorumladığı geniş bir bakış ve ufukları seyretme etkisinde bir bölüm. Tuna nehri’den, Rusya’ya, Tatar Çölü’den Ümit Burnu’na götürüyor. Bir eserden bir karakterle ya da kendi tanıdığı bir insanı tanıştırıyor. Yer verdiği bu coğrafyalar ve isimler, uzaklardan aldığı ve zihninde işlediği hikayenin kişi ve mekanları aslında. Her birini kendi oluşturduğu bir dünyada bir temsilci olarak kullanılıyor. Dış dünyaya bakışını, bunları seyrederken yine insana olana bağlayıp kendi üslubuyla anlatması.. Yan yana oturmuş birlikte uzakları seyre dalıyor, dürbünle uzakları yakın ediyorsunuz.. İkinci bölüm, Ve Başka Yakınlıklar, dış dünyadan iç aleme geçiş bölümü. Manzarayı seyrettiniz, size hikayeleri anlattı. Dönüp okurunun gözlerinin içine bakarak ondaki "sessiz manzarayı seslendirdiği" bölümü. Kitabın isminin, seçtiği kelamların, onları bir araya getirip kurduğu cümlelerin bedelini önceden ödemiş hissiyatı fazlasıyla hakim. Daha önce söylenmemiş bir söz yoktur elbette, lakin bu kadar sade, şeffaf olan, “yakın ve içten dost” dili ile cümleleri peşpeşe bu derece sıralayan görmedim henüz. Kelamlarını cebinde karmakarışık halde taşımıyor. Baya seçmiş, ayırmış, kutu kutu istiflemiş, etiketlemiş. Alıyor,
Düşünce
Uzakların SaldırısıFurkan Çalışkan · Ketebe Yayınevi · 2022132 okunma
Korku mu yoksa psikolojik bir dram mı?
8/10
·206 syf.··
2024 72. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 30 Temmuz 2024 10:57
“Birinci derecede yakını: Yok. Ölünün kime verileceği: Maine Belediyesi” (s. 200) Duş yapmak: günah Adet kanaması: lanetli kan Memeler: kirli yastıklar Üreme: kirlilik Carrie, böyle düşünceleri olan bir “anne”nin kızı. Kendisi nasıl anne olabilmiş, o “günahın” içine düşerek! Ve daha doğmadan “kirlilik” olarak görür karnındaki bebeği. Günah tohumu. Onu öldürecektir! Peki ya buna gücü yetmezse? “Aile korkunç bir yüktür,” der Oscar Wilde, Nermin Yıldırım, “Anne kelimesi herkes için başka şeyler ifade eder.” Ve Ali Lidar, “Söylesene anne, en son ne zaman okşadın saçlarımı?” Bir çocuk için anne ne çok şey değil mi? Hele bir de başka kimsesi yoksa… Bütün anneler çocuklarını severler mi? Erich Fromm #k:414187’nda “Anne sevgisi, çok özel yapısının sonucu, koşulsuzdur,” der. Şimdi burada bile sorsam annesinden yaralı o kadar çok okur çıkacak ki… Carrie’nin annesi ise bambaşka, onunki sevmek ya da sevmemek değil, “Eğer sağ gözün günah işlemene neden olursa onu çıkart at,” diyen Matta İnciline saplantılı olacak kadar bağlı. Ve aile içi cinsel birlikteliği dahi günah olarak görür. Bir çocuk dünyaya gelecekse eğer Tanrıdan gelmeli… Carrie… İçine kapalı bir kız, Ailesinin içine kapattığı çocukları dünyanın geri kalanı gelse kolay kolay açamıyor. Zaten dünyanın geri kalanı da seni açmak için uğraşmak yerine, senin eksiklerinle uğraşmayı seçiyor. Özellikle Carrie gibi on altı yaşında bir lise öğrencisiysen… Hepimiz o yıllardan geçtik yahut geçiyoruz değil mi? Akran zorbalığının zirve yaptığı, birçok tipin kimsenin gözünün yaşına bakmadığı yıllar. Yazarın ilk kitabı, şimdiki gibi öğrenci psikolojilerine ilgi olmadığı yıllar… Ve bir gün Carrie adet kanaması geçiriyor, fakat öyle bir şeyin varlığından dahi haberdar değil… İşte her şey o an başlıyor… “Ben günah işlemedim, anne. Sen işledin. Bana
GözStephen King · Altın Kitaplar · 20238,2bin okunma
14 Öykü
9/10
·152 syf.··
2024 178. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 05 Mayıs 2024 00:37
Mutedil Dalgalı, yazarın Muhtelif Evhamlar Kitabı' dan sonra okuduğum ikinci kitabıydı. Yazarın bu kitabında Muhtelif Evhamlar Kitabında ulaştığı özgün üslubu daha da geliştirdiğini söyleyebiliriz. Kitaptaki öykülere gelecek olursak; Bu kitaptaki ilk öykü olan "Ve Emel..." öyküsünde Muhtelif Evhamlar Kitabının ilk öyküsü olan İçler Dışlar Çarpımındaki İhsan karakterinin sırra kadem basan unutamadığı aşkı Emel'e ne olduğunu öğreniyoruz. Bu öykü çok katmanlı bir öykü. Kürtaj, seksen darbesi öncesi yaşanan olaylar, bir kadının çaresizliği bir arada işlenmiş. Bu üç konuya ilişkin olarak da yazar vermek istediği mesajda başarılı olduğu gibi, hissettirmek istediği duyguyu da gayet iyi hissettiriyor. *Bahçe Üstü adlı ikinci öyküde Hiç Var Olmayan Güzel Kardeşim, Adı Dünya Bu Hastalığın ve Meskende Masun öykülerinin de kahramanı olan Ercüment ile tanışıyoruz. Bu öyküde Ercüment'in varoluş sancısına tanıklık ettiğimiz gibi bunun akvaryumdaki bir ahtapot üzerinden anlatılmaya çalışılmasını çok özgün buldum. *Mahcubiyet Birahanesi adlı öyküde ise Tayyare Tarık, Zenci Kazım ve Bir Parça Kağıt'ın dilinden Gülümser Abla'nın ve Durmuş'un hikayesini dinliyoruz. Bu öyküde de kağıdın konuşması hoşuma gitti. *Muhallebi Yemeyen Adam ve Yarım Rüyalar Oteli'nde 818 Gün adlı öykülerdeki kahramanlar alzheimer hastası. Bu hastaların hezeyanları çok iyi işlenmiş her iki öyküde de. Özellikle Muhallebi Yemeyen Adam öyküsünü okurken hem hiçbir şey olmuyor bu öyküde diyor insan, hem de sonunu merak ediyor. Özellikle bu iki öykü bana yazarın gözlem yapma ve empati kurma yeteneklerinin çok iyi olduğunu düşündürdü. *Yarım Rüyalar Oteli'nde 818 Gün adlı öykü Muhtelif Evhamlar Kitabının son öyküsü olan Sessizliği Öldüren Tuzluk öyküsündeki Selim karakterinin gördüğü rüya gerçek olsaydı annesi
Edebiyat Öykü Hikaye
Mutedil DalgalıÖmür İklim Demir · Yapı Kredi Yayınları · 2022977 okunma
5/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2024 2. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 28 Şubat 2024 21:41
Öncelikle Roket Bilimkurgu Öykü Seçkisi'nin Plüton Yayın'dan ayrılmasından sonra bu boşluğu doldurmak için yeni bir öykü seçkisi hazırladılar. Bu öykü seçkinin konsepti Bilimkurgu-Fantazya olmasının yanı sıra Türkçe öykü seçkilerinin adlarında Türkçe değil ısrarla Grek ve Roma hatta Yabancı sözcüklerin seçilmesi furyasına dahil olan bu yeni öykü seçkisi için Æther yani Tanrılar'ın yaşadığı yer adı seçilmiştir. Yayınevi direktörü neden Grekçe bir kavram seçtiğine pek anlam veremedim. Öykü seçkisine dönersek öyküleri tek tek okudum ve özenle hatta sansür kaygısı gütmeden yorum yazdım. Gelin birlikte öykü yorumlarında buluşalım; Göğe Bakma Evi (Emrecan DOĞAN); %100 yerli bilimkurgu öyküsünde İslam'a ters düşmeyen zaman dilimiyle sınavını geçti ve gönül rahatıyla yerli bilimkurgu öyküsü diyebilirim. Öyküde 21. Yüzyılın sonlarına nükleer patlamalar sonucunda gökyüzü yoğun radyoaktif etkisi gösterdiği için insan sera tarzı kapalı alanlarda yaşıyorlar. Belli bir süre içinde verilen şans doğrultusunda gökyüzünü izlemek için Göğe Bakma Evi'ne gidiyorlar. Ayrıca öykü akıcılığı ve merağı arkasına alarak seni o zamana ışınlıyor. Kıyamete yakın nükleer savaş olacak mı? Bilmiyorum ama olma ihtimali de yüksek çünkü insanların sayısı yarıya ineceğini rivayet ediliyor. Mühür (Mehmet Günay ERCAN); Sanki bir romanın bir kesiti gibi olayı başından anlatmadan olaya giriş yapıldığı için kurgudaki yavaşlık, göz tırmalayacak şekilde ortadadır. Öykünün özüne dönersek insanlardan önce bu gezegende yaşayan akıllı yaşam formlarının karanlıktan doğduğu için insanlar gibi aciz varlıklar olmadığından dolayı insanlığın devamı için onları mühürlemişler. Keşke neden mühürlediklerine dair olayı detaylı anlatılsaydı. Okudukça merak ve heyecanı his ediyorsun. Bitik Dönem (Bade SABA); %100 Düşsel kurgu
Æther - Sayı 1Æther Dergisi · Plüton · 20234 okunma
Reklam