Mütevazî tabiatlı, alçak gönüllü ve tatlı dilli olmalıdır. Kendisini gözetmeli, hiçbir zaman ifrata gitmemeli, kötü ve çirkin işlere yaklaşmamalıdır. Toplanmış olan malı yerine sarfetmeli, hayatını, işini, tavır ve hareketini düzenlemelidir. Kibir ve gurur ile başkalarını incitmemeli, kendisini küçüklerin eğlence ve tahakkümüne de bırakmamalıdır. Kendisini içkiye vermemeli, boş yere malını saçıp heba etmemelidir. Eli ve dili ile oyuna karışmamalı, tavır ve hareketlerinde dürüst olmalıdır.
Kimi insan derbeder,
Ömrünü heba edip gider.
Kimisi maişet derdine düşmüş,
Rahattan bihaber.
Olmayacak işler peşinde,
Kimisi taban teper.
Kimisi dul, kimisi öksüzdür;
Alınyazısı kahreder.
Aklından zoru var kiminin;
Merhamet ister.
Ben sevda çekerim,
Hepsinden beter.
(1147)Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bu hadîste, zenginliğin getireceği zararın, fakirliğin getireceği zarardan fazla olduğuna dikkat çekmektedir. Zira çoğunlukla, zenginlik âhireti de heba eden zararlar getirmektedir. Zira kulluktan uzaklaştıran gaflet halleri, sefahetler, kötü alışkanlıklar umumiyetle zenginliğin eseridir. Fakirliğin zararı ekserî durumda dünyaya aittir. Yani ekseriyetle zenginlik dine, fakirlik dünyaya zararlı olmaktadır.
Cemiyetimiz çağ’a, ferdimiz ise hayata yetişemiyor. Sömürmemişiz, sömürülmemişiz güya. Beri tarafta kendi kendimizi ezip, hürriyet ve terakki imkanlarını heba etmişiz. Sefalet ve buhran içinde sürüklenmeyi normal telakki ediyoruz.