" Klasik söylenceye göre Truva Kralı Priam'ın yakışıkı oğlu Paris'in alnına, daha doğmadan önce kendi ülkesinin mahvına yol açmak yazılmıştı. Annesi Hecuba, Paris'e hamileyken rüyasında bir meşale doğurduğunu gördü. Daha sonra bir kahin bu rüyayı yorumladı, Paris'in bir gün Truva'ya felaket getireceğini söyledi. Çocuk doğunca çocuğu İda Dağı'nın korunmasız yamaçlarından birine bıraktılar. Ama anne ve babasının haberi olmadan çocuk hayatta kaldı ve çobanlar arasında büyüdü. Daha sonra tanrılar Paris'ten bir istekte bulundular, üç tanrıçadan -Hera, Athena ve Afrodit- en güzelini seçmesini istediler. Paris birinciliği -altın elmayı- Afrodit'e verdi, kendi ödülü olarak da dünyanın en güzel kadını Helen'i istedi. Helen'i Yunan kocası Meneleus'u terk edip kendisiyle birlikte Truva'ya kaçmaya razı etmişti. Hera ve Athena'yı küstürmesi, Yunanların Truva'ya düşman kesilmesine neden olması, Truva Savaşları'nın başlamasına yol açtı. Yunan sanatında Paris'in seçi mi çok sevilen bir konudur. Paris hemen hemen her zaman yakışıklı ve sakalsız bir delikanlı olarak canlandırılır, başında Frigya kukuletası, elinde de altın elma vardır. "
Kaderin tekeri döner de döner;
ben inerim, alçalırım,
başkası çıkar alçaklardan
ta göklerin yücelerine,
kral olur, oturur zirvelere;
aman dikkat etsin de düşmesin!
Çünkü şöyle yazılmış bak dingilin altına, kraliçe Hecuba (burada yatmakta)!⁴
HECUBA
Haydi gidin, gidin Yunanlar, tutun yolunu yurdunuzun barış içinde, donanmanız açsın artık yelkenlerini güven içinde, yarıp geçsin o özlediginiz denizleri.
Can verdi bir genç kız, bir delikanlı:
artık savaş sona erdi.
Nereye dökeyim bu gözyaşlarımı?
Tanrıların var olduğunu düşünerek kendimizi mi aldatıyoruz olmayan hayaller ve yalanlarla?
Dünya'yı yalnızca rastlantılar ve değişimler mi kontrol ediyor yoksa?
Euripides
(Hecuba)