Yuri Bezmenov’un (kod adı Tomas Schuman) 1984 yılında verdiği o meşhur röportaj, konvansiyonel askeri gücün ötesinde, bir toplumun zihinsel ve kültürel bağışıklık sisteminin içeriden nasıl çökerteceğini anlatan en net tarihi vesikalardan biridir. Bezmenov, KGB'nin bütçe ve enerjisinin yüzde 85'ini casusluktan ziyade "Psikolojik Savaş" veya "İdeolojik Sızma" (Ideological Subversion) dediği bu sürece harcadığını belirtir. Model, birbirini besleyen ve kesin bir sıra takip eden 4 ana aşamadan oluşur: 1. Demoralizasyon (Manevi Çöküş / Değerlerin Aşınması) 15 - 20 Yıl Bu aşama, bir neslin eğitilmesi için gereken süreyi (15-20 yıl) kapsar. Hedef ülkenin eğitim, medya, din, sanat ve akademi kanallarına sızılır. Toplumun rasyonel algısı öyle bir manipüle edilir ki, kişi tonlarca kanıt görse bile gerçeği algılayamaz hale gelir. Geleneksel değerler, teknik ustalık ve klasik estetik küçümsenir; yerine içi boşaltılmış kavramlar ve alt kültürler yerleştirilir. 2. Destabilizasyon (İstikrarsızlaştırma) 2 - 5 Yıl Toplumun değer algısı çöktükten sonra, doğrudan ekonomi, dış ilişkiler ve savunma sistemleri hedef alınır. Radikal gruplar ana akım haline getirilir, toplumsal kutuplaşma zirveye çıkarılır. Rasyonel tartışma ortamı tamamen kaybolur; her konu bir "kimlik ve varoluş" kavgasına dönüşür. Toplum kendi içinde mikro parçalara bölünür. 3. Kriz (Büyük Çalkantı) 2 - 6 Hafta Ülke, sistemi felç eden ani bir kriz dönemine sokulur. Bu bir ekonomik çöküş, devasa bir iç karışıklık veya hükümet krizi olabilir. Toplum o kadar yorulmuştur ve yön duygusunu o kadar kaybetmiştir ki, kaostan kurtulmak için dışarıdan veya içeriden gelecek "kurtarıcı bir otoriteye" razı hale gelir. 4. Normalleşme (Yeni Gerçekliğin Kabulü) Süresiz Dönem Kriz sonrasında yönetimi ele alan güç (veya yeni
1000Kitap
Nizâm-ı Âlem, kelime anlamı olarak "dünya düzeni" veya "evrenin asayişi" demektir. Ancak Türk-İslam devlet felsefesinde bu kavram, sadece fiziksel bir düzeni değil; ilahi, siyasi, hukuki ve ahlaki bir ideali ifade eder. ​Bu köklü mefkûreyi (ideali) tam olarak anlamak için onu kuran, besleyen ve şekillendiren temel sütunlara bakmak gerekir: ​1. İlahi ve Kozmik Temel: Adalet ve Tevhid ​Nizâm-ı âlem anlayışının merkezinde adalet yer alır. İslam inancına göre Yaratıcı, kâinatı kusursuz bir denge ve düzen (mizan) üzerine kurmuştur. İnsana ve özellikle de devleti yönetenlere düşen görev, makro düzeydeki bu kozmik dengeyi, mikro düzeyde toplum hayatına ve devlete taşımaktır. ​Düzenin bozulması (hercümerç), adaletin kaybolması demektir. ​Bu yönüyle nizâm-ı âlem, yeryüzünde hakkı hakim kılma ve zulmü engelleme gayesidir. ​2. Siyasi ve Hukuki Boyut: Kamu Düzeni ve Liyakat ​Siyaseten nizâm-ı âlem; devletin bekası, toplumun huzuru ve asayişin sağlanması anlamına gelir. Büyük Selçuklu Veziri Nizamülmülk, meşhur eseri Siyasetname’de bu kavramı devletin varlık sebebi olarak açıklar. Ona göre hükümdar, Allah’ın yeryüzündeki gölgesi olarak halkı adaletle yönetmek ve kaosu engellemekle görevlidir. ​Liyakat ve İstikrar: Devlet kademelerinde işin ehline verilmesi, nizamın korunması için şarttır. ​Kanun ve Şeriat: Düzen, şahsi keyfiyetle değil, köklü örfi hukuka ve şer'i emirlere bağlı kalınarak inşa edilir. ​3. Evrensel Vizyon: İlây-ı Kelimetullah ​Türk-İslam devletlerinde (Karahanlılar, Selçuklular ve bilhassa Osmanlılar) bu kavram, İlây-ı Kelimetullah (Allah’ın adını ve adaletini yüceltme) idealiyle birleşmiştir. ​Hedef, sadece kendi sınırları içinde asayişi sağlamak değil; tüm dünyaya adaleti, barışı ve huzuru götürmektir. ​Osmanlı'nın fetih politikasının arkasındaki temel itici güç,
1000Kitap
Reklam
İnceleme Değil, İncinme: 8Kitap 8Karakter, Ben Tek
Bölüm 1 - Dünyanın Ortasında Toplananlar Ekvator çizgisinin geçtiği yerde, Ciudad Mitad del Mundo (Dünya'nın Ortası) geceleri bambaşka bir sessizliğe bürünüyordu. Gündüz turistlerin, fotoğrafların ve rehber seslerinin doldurduğu alan, gece olduğunda sanki kendi varlığını geri çekiyor, geriye yalnızca taş ve boşluk kalıyordu. Anıtın önündeki merdivenler bu boşluğun en görünür yeriydi. Bu merdivenlerde oturanlar sıradan insanlar değildi. Her biri farklı bir romanın içinden çıkıp gelmişti ve her biri kendi zamanını geride bırakmıştı. En üst basamakta Meursault bulunuyordu. Yabancı adlı eserin bu karakteri, Albert Camus’un anlattığı dünyadan kopmuş gibi değil, o dünyayı hiçbir zaman tam olarak kabul etmemiş gibi duruyordu. Biraz aşağıda Yeraltı Adamı vardı. Yeraltından Notlar içindeki bu figür, Fyodor Dostoyevski’nin dünyasından çıkmış ama oradan tamamen ayrılmamıştı, hala kendi zihniyle çatışıyordu. C. Aylak Adam içinden gelen bir başka yalnızlıktı. Yusuf Atılgan’ın karakteri dünyaya karşı mesafesini bir tavır gibi taşımıyordu, daha çok doğal bir uzaklık gibi yaşıyordu. Selim Işık ise Tutunamayanlar dünyasının merkezindeki kırılmayı taşıyordu. Oğuz Atay’ın kurduğu o iç ses, burada bir beden haline gelmişti. Alt basamaklarda Raif Efendi ve Kemal vardı. Biri Kürk Mantolu Madonna içinde sessiz bir aşkın taşıyıcısıydı, diğeri Masumiyet Müzesi içinde hatırayı nesneye dönüştüren bir hafızaydı. Daha aşağıda Raskolnikov ve Ömer yer alıyordu. Suç ve Ceza ve İçimizdeki Şeytan üzerinden gelen bu iki karakter, düşünce ile eylem arasındaki gerilimi temsil ediyordu. Merdivenlerin orta kısmında Ravi, gölgede Hiç ve en alt basamakta Münzevi vardı. Ben ise merdivenlerin başlangıcında, bu yapının hem dışında hem içinde duruyordum. Bu düzen, aslında bir karşılaşmadan çok bir
VÂRİDÂT: NOKTALAMALAR..
Ünlü haftalık haber dergisi NOKTA... 1 Nisan 1990 tarihli sayısı... Kapağında benim portrem; içinde benimle ve Ak-Doğuş’u çıkaranlarla yapılan mülakat... Ben şöyle demişim de bir kayma olmuş, kesintilerden dolayı şurası müphem kalmış da burası bilmem ne olmuş, konuşma dili yazı diline geçirilirken biraz öyle olmuş da filân yeri böyle olmuş... Bütün bunların tashihi bir yana, aynen veriyorum: “Demokrasi bir teamül rejimidir... 3. Dünya ülkelerinde demokrasi olmuyor, olmaz da... Çünkü demokrasiyi doğuran şartlar vardır. Meselâ dünyanın hiçbir yerinde Batı’daki kadar fert hürriyeti karşısında bu kadar tedirginlik yoktur. Çünkü dünyanın hiçbir yerinde de insanlar Batı’daki kadar çile çekmemiştir... (...) Ama hiçbir rejim de kendisini yıkıcı hiçbir şeye müsaade etmez... Ölçü budur...” Bu cümleler, Ak-Doğuş adlı bir İslâmî grubun “Kumandanı” Salih Mirzabeyoğlu’na ait. Kanunî bir yayın organına da sahip olan Ak-Doğuş’cular, şeriat düzenini getirmek için silâhlı mücadele gerektiği fikrini savunuyorlar. Ve komutanları Mirzabeyoğlu da, Nokta’nın “Seçim yoluyla demokratik kanallardan geçerek iktidara gelmek mümkün değil mi?” sorusuna yukarıdaki cevabı veriyor... Hafta içinde yapılan bir dizi operasyon sonucu silâhlı sağ terör ve şeriat örgütleri, kamuoyunun odak noktası hâline gelmişti. Bu hafta Nokta’nın kapak sayfalarında yer alan Ak-Doğuş grubu da, Şeriat düzenini getirmek için silâhlı mücadelenin şart olduğunu vurguluyorlar ama şimdilik hiçbir silâhlı eyleme karışmadıklarını söylüyorlar. Mirzabeyoğlu ve grubun liderlerinin görüşlerine sayfalarımızda yer verirken “gizli bir terör örgütünü ortaya çıkarmak veya afişe etmek” mantığıyla hareket etmedik. Amacımız, İslâmî devleti silâhlı mücadele yoluyla kurmaktan başka bir çare görmeyen bir grubun düşünce tarzını, bakış
Mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu
tbr w formula era Sanghyeon.
sellammlaar🧛🏻‍♀️🙋🏻‍♀️ ben yine tbr için ay başına girmeyi beklemiş durumdayım so hemen ilk günden yapayım dedim🙏🏻. öncelikle bu ay aklımdaki gibi geçmedi neredeyse full manga okudum😪 hedefime ulaşamamış olmak üzdü ama boş geçirmemek de sevindirdi. bu da bir şey bu ay daha az hedef koyup tamamlayabileceğim umarım🙏🏻🙏🏻. öncelikle bu ay okuduklarım hakkında konuşmak istiyorum,, Vampire Knight, Vol. 1 ’ın 1&2&3&4. kitaplarını okudum güzel bir seri ele aldığı konu açısından cringe değil o yüzden okunuyor bazı sahneler fazla klişe ama onu da serinin eskiliğine verip okumaya devam ederim diye düşünüyorum. The Girl from the Other Side: Siúil, a Rún, Vol. 1 serisinin ilk 4’ünü reread yaptım bir de 5.yi okudum ÇOK güzeldi 0 abartı okuyun okutturun mükemmel bir seri 5. cilt şu an çok ayrı gözümde. Harry Potter ve Felsefe Taşı’nı dinlemeyi bitirdim🙏🏻🙏🏻 kitabın elde de saracağını düşünüyorum soluksuz gibiydi benim için full olay değildi ama her bölüm bir şeyler kendini merak ettiriyordu, kitabı beğendim güzeldi ama Rowling i hate u so seriye yakın hissedemeyeceğim pek (istemsiz valla 😔). The Little Prince’i okudm tekrar😭😭 çok güzeldi özlemişim. Hikaru'nun Veda Ettiği Yaz - Cilt 6 bu cilt daha heyecanlıydı bu arada diğerlerinden klasik Hikaru beğenmemek elde değil🙏🏻💓💘 sıra geldi bu aya✊🏻 dediğim gibi hedefi kısa koyup bitirdikten sonra+ olarak okumak istiyorum o yüzden pek uzun sürmeyecek burası😌 (ve manga, fantastik, klasik karma yapıcam üşendim.) İyi Bir Kızın Cinayet Rehberi beğenirsem serinin devamını da alacağım o yüzden bu ay okusam iyi olur. Hainin Mührü 3 ÇOK ÖZLEDİM😭😭 Aristo ve Dante Evrenin Sırlarını Keşfediyor Nana - Cilt 1 seriyi almış birileri okumasam ayıp olur✊🏻 The Guy She Was Interested In Wasn't a Guy at All, Vol. 3 okumadan önce reread yapıcam gibi. Given, Vol. 1 2. ye geçmek istiyorum ama unuttum o yüzden okuyayım dedim. sanırım bu kadardı umarım bu ay burdakiler biter🙏🏻🙏🏻 birde almak istediklerimi buraya not etmek istiyorum bkm sepetim bir anda sıfırlanmış
Mürekkep ve Köz
Herkes beni sadece o loş metro ışıklarında, apronda veya terminal gecelerinde dizelerle hesaplaşan bir şair sanıyor. Haklılar, o dizeler bugün bizi koca bir platformda dev yayınevlerinin arasından çıkarıp 3. sıraya demirletti. Ama henüz bilinmeyen bir fark var: Ben sadece şiir yazmıyorum. 40 günde, o yalıtılmış gece vardiyalarının sakin ofisinde yazılan 123 sayfalık devasa bir felsefi deneme külliyatı dipten geliyor. Hedef 230 deneme. Şimdilik şiirin o mistik aurasıyla zirveyi (son 3 stokla) zorluyoruz ama asıl edebi fırtına yeni başlıyor. Bu bağımsız yürüyüşe omuz veren, közü harlı tutan herkese selam olsun. İlk baskının son 3 parçası için link bio'da. 1 numara o koltuğa çok yakın, kokusunu alıyoruz. Mürekkep ve Köz Berkay Doğan
Reklam
Reklam