10/10
·98 syf.··
Beğendi
·
2026 19. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 12:31
Doğadaki bir varlığın gözünden „insanoğlu“ nasıldır acaba hiç düşündünüz mü? Bu harika eser insan dünyasını ve doğayla kurulun ilişkiyi ele alır. İnsanlığın doğaya verdiği zarardan yansıra kendi kendine verdiği zararlardan da bahseder. Yazar, „her şey insanın elinde…“ düşüncesini ve insanın dünyadaki yerini sorgulama fırsatı sunar. Başka söze gerek yok, muhakkak okumalısınız!
Ben Bir Gürgen DalıyımHasan Ali Toptaş · İletişim Yayınları · 20157,5bin okunma
Anestezi Altındaki Toplum
8/10
·80 syf.··
2026 12. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 16:50
Yazar bu kitabında da diğer kitaplarında olduğu gibi eleştirel bir dil kullanıyor. Bireyin toplumdan ve toplumun acılarından uzaklaşmasını, kendinin ve toplumun nasırlarını görmezden gelip “palyatif” bir hâl almasını izah ediyor. Heidegger, Kierkegaad, Nietzche gibi filozofların da bu konudaki düşüncelerine sıklıkla yer veriyor ve birçok atıfta bulunuyor. Günümüz dünyasında insanın sürekli kendini anestezi halinde tutarak yaşaması ve hiçbir acıya değmeden, hiçbir yara almadan yaşama mücadelesini gözler önüne seriyor. Sosyal medya, televizyon dünyası, bağ kurulmayan ilişkilerle insan gerçek insandan uzaklaşıyor. Gerçek ilişkiler kuramıyor, toplumsallaşamıyor. Bireyselleşme o kadar şiddetli ki herkes kendini yaşamaya adıyor hayatını. Kendi haz alacağı şeylere merkezleniyor. Anestezi altında yaşamayı kendine görev ediniyor. Halbuki acı çekmek insanın doğasında var, acı; büyütüyor, geliştiriyor, katmanlaştırıyor, somutlaştırıyor, hayatı çıplaklığıyla kucaklamayı öğretiyor. Yazara göre içinde yaşadığımız dünya düzeni, bize telkin edilen kişisel gelişim zırvaları ve hepimizin içine atıldığı “Covid-19 Pandemisi” ile birlikte “Sosyal Mesafe” katman katman artıyor. Kişinin diğerine olan yabancılaşması ve sonunda kendine katlanılmaz mesafede uzaklaşması bundan sebep. Acı, dünyanın içimize yıktığı beton parçalarını yonta yonta içinden çıktığımızda hafifleyebilir ancak kendimizi uyuşturmayı ve bize direnmeyi bırakırsak. Kitabı okuduğumuzda Proust, Kafka gibi büyük yazarların çekmiş oldukları acıların onları beslediğini ve yazılarının temel besinini oluşturduğunu görüyoruz. Acı çekmek normaldir, acıdan kaçmadan onu göğsümüzde yumuşatarak, dönüştürerek hayata katmak dileğiyle. Keyifli okumalar.
Palyatif ToplumByung-Chul Han · Metis Yayınları · 20244,351 okunma
Reklam
İkinci Cildin Kapanış Değerlendirmesi... :)
10/10
·416 syf.·
2026 40. kitabı
Niteliksiz Adam serisinin ilk cildinde toplumsal organizasyon şeması üzerinden kurulan, statü ve rollerinin dağılımı ile meydana gelmiş, Avusturya-Macaristan entelektüel ve aristokratlarının genel bir tasviri üzerinde durduğunu yazmıştım.Bana göre ilk ciltte Musil motivasyonunu büyük ölçüde karakterleri ve dünyalarını kurmaya ayrılmış gibiydi... #304227508 Kimdirler? Hangi sınıfa aittirler? Neyi savunurlar? Hangi ideolojik pozisyonları temsil ederler? Birbirleriyle ilişkileri nedir? İkinci ciltte ise anlatının yönü büyük oranda değişiyor. Kahramanlar ampirik düşünce ile tinsel düşünce arasındaki diyalektik gerilimin oluşturduğu bir aporianın içinde hayat buluyor. Ilk andan itibaren klasik roman kültürü anlamında kurgusal bir düzen ve olay örüntüsü olmayan roman ikinci ciltte de aynı disiplini koruyor. Ancak karakterlerin psikolojik kırılma ve içsel çözülme izleri bu ciltte çok daha fazla hissediliyor. Karakter analizi için ise yeni çatlaklar oluşturuyor. Çatlaklardan sızan fikir yansımaları Musil’in kendinden asla emin olmayan, paradokslarla dolu anlatımı ile birleştiğinde; okuyucusunu her cümlenin altını ince bir titizlikle kazımak zorunda bırakıyor. Ulrich’in karakterler karşısında düşüncesi gerçekten destrüktif mi, yoksa Musil eski anlamlari çözerek okuyucuyu üçüncü bir düşünme biçimi bulmaya mı davet ediyor?! Bu haliyle Heidegger sevenleri oldukça tatmin edecek bir okuma ki; onun üst üste binen dogmatik katmanları yıkıcı ve yeniden yapıcı diline bir adım yakın diyebilirim. Bir farkla; Musil soyduğu katmanları çıplak bırakarak yerine yeni bir kavram koymazken sorumluluğu tamamen okuyucuya bırakıyor. ilk ciltte kurulan ideolojik ve toplumsal maskeler ikinci ciltte incelip şeffaflaşiyor. Karakterlerin ilk ciltte kendini
Alıntı
Niteliksiz Adam 2Robert Musil · Aylak Adam Yayınları · 2018626 okunma
7/10
·288 syf.··
Beğendi
·
2026 24. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 02 Mayıs 2026 00:00
William Barrett’in İrrasyonel İnsan'ı, 20. yüzyıl varoluşçuluğunu özellikle Avrupa düşüncesi üzerinden Amerikan entelektüel dünyasına tanıtan erken ve etkili metinlerden biri. İlk baskısını 1958 yılında yapmış. Bu yüzden günümüz için biraz "eski" sayılabilir. Metni okurken bu eskilik duygusu hissediliyor. Kitap; aralarında Sartre, Heidegger, Nietzsche ve Camus gibi isimlerin olduğu 10 düşünürü kitapları üzerinden ele alıyor. Bunu da akademik bir tarafsızlıkla değil, daha çok, yorumlayıcı ve yer yer eleştirel bir çerçevede yapıyor. İnsan sadece mantıksal bir varlık değildir; korku, kaygı, ölüm bilinci, boşluk hissi ve anlam arayışı gibi unsurlar insanın özünü belirler. Bu nedenle kitap, “insanı makineleştiren modern akılcılığa” karşı bir itiraz olarak okunabilir. Barrett, irrasyoneli çoğu zaman anlamın dışı, korku ve varoluşsal belirsizlikle eşleştirmiş. Bu da anlaşılmasını zorlaştırmış. Varoluşçuluk hakkında daha önce bir şeyler öğrenmemiş okurların bu kitaptan başlamamaları gerektiğini düşünüyorum. Okuması zaman zaman sabır gerektiren bir kitap oldu benim için.
İrrasyonel İnsanWilliam Barrett · Hece Yayınları · 200323 okunma
Puan vermedi·56 syf.·
2026 415. kitabı
Özü itibariyle teknik, insanın kendi başına hakimiyet sağlayamadığı bir şey... Martin Heidegger Martin Heidegger’in 1966 yılında Der Spiegel dergisi editörlerinin sorularını yanıtladığı ve ölümünden sonra yayımlanmış bu söyleşi, 20. yüzyılın en etkili filozoflarından birinin düşünce dünyasına ve çağının karanlık sayfalarına ışık tutuyor. Heidegger’in Üçüncü Reich yıllarında Nazi rejimiyle işbirliğine ve üniversitedeki rektörlük dönemine dair soruları ilk kez açıkça yanıtladığı, bir yandan da siyaset ve felsefe arasındaki ilişkiyi, teknolojinin etkisini ve modern çağın krizlerini ele aldığı bu söyleşi, filozofun geç dönem düşüncesinin bir özeti niteliğinde. Der Spiegel Söyleşisi Düşünmek edimsizlik değildir, bilakis dünyanın yazgısıyla diyalog içindeki eylemin bizatihi ken­disidir. S,:39
Araştırma-İnceleme Siyaset-Politika Tarih
Der Spiegel SöyleşisiMartin Heidegger · Yapı Kredi Yayınları · 202510 okunma
Puan vermedi·264 syf.·
2026 414. kitabı
Düşünmek, varlığın huzurunda durmaktır.#y3252 Çok yönlü derin birikimli kalemi güçlü İbrahim Kalın 'in Heidegger'in Kulübesine Yolculuk 'ni okuduk, böylece Ben, Öteki ve Ötesi ile başlayan yolculuğumuz devam ediyor .. Batı düşüncesinin "Varlık" sorusunu unutup, onu sadece nesnelere indirgemesinin (varlıklara kurban etmesinin) eleştirisi yapılır. Varlığa Dönüş Çağrısı: İnsanın kendi özüne ve Varlık'a yeniden dönmesinin felsefi ve ahlaki zorunluluğu vurgulanır.Doğu-Batı Sentezi: Farklı felsefi geleneklerin (Doğu hikmeti ve Batı felsefesi) aslında aynı temel soruya cevap aradığı gösterilir. İbrahim Kalın Heidegger’in kulübesini ziyaret etmesiyle başlıyor. Kara Orman’ın eşsiz tabiatıyla bütünleşen bu kulübede yazar, Heidegger’le derin bir sohbete koyuluyor. Onu kimi zaman Nesimî’nin, Yunus Emre’nin, Âşık Veysel’in meclisine davet ediyor, kimi zaman da Molla Sadra ile yüzleştiriyor. Böylece Batı ve Doğu düşünceleri arasında felsefi bir temas alanı açılıyor ve farklı ufukların birbirini nasıl beslediğine tanık oluyoruz. Kulübede kâfi derecede vakit geçirdikten sonra Kara Or­manın iç taraflarına doğru yürüyüşe çıkıyoruz. Ağır ve sakin adım­larla ilerlerken tabiatın saf ve bakir hâlinin nasıl muhteşem bir mu­cize olduğunu düşünüyorum. Her an değişen ama hep kendi ka­lan; hiçbir rengi, dokusu, ışığı, gölgesi, dalı, yaprağı aynı olmayan; hem mikro hem makro düzeyde bakınca muazzam bir derinliğe, düzene, hayatiyete ve enerjiye sahip tabiatın bu sade ve dingin gü­zelliği karşısında aynı anda aklımın, zihnimin, kalbimin, duygu­larımın ve muhayyilemin nefes almaya başladığını hissediyorum. “Varlığa komşu olmak için bakir tabiatın en elverişli yer olduğu­nu biliyorum ama bunu tabiat romantizmine ve doğa mistisizmi­ne kapılmadan yapmanın imkânlarını araştırmak gerekiyor diyorum Kendi kendime.. S;26 İbrahim Kalın'ın
Felsefe-Düşünce
Heidegger'in Kulübesine Yolculukİbrahim Kalın · İnsan Yayınları · 2025187 okunma
Reklam
Reklam