Ruhun Röntgeni Yoktur
Gönlümde açılan yaranın sesi yoktu. Sessizdi. Ama insanı en çok, sessiz yaralar tüketirdi. Bir şey olmuştu. Ne zamanını biliyordum, ne de adını. Sadece, içime yavaş yavaş akan bir acının beni benden eksilttiğini hissediyordum. Ruhumun taşıdığı yük, bedenime kadar inmişti. Şimdi, usturalar değecekti tenime. İğneler, dağılan yeri toparlayacaktı belki. Beden, bir şekilde onarılırdı. Ama insanın içindeki kırığı hangi neşter bilirdi? Doktorlar etime ulaşacaktı. Oysa canımın en tenha yerine, kimsenin eli değmeyecekti. Keşke neşterler, yalnızca teni yarıp geçmeseydi. Bir yolu olsaydı da, ruhun karanlık mahzenlerine inebilseydi. Bir hekim çıkıp, göğsümün içinde yıllardır kanayan o isimsiz yaraya dokunsa, ve sessizce,
Ot kendini derde şifa sanmasın, Çare de Allah, hekim de Allah. Kul, kulu bilmeden yargılamasın, Yargıç da Allah, hâkim de Allah
1000Kitap
Reklam
Haftayı bir şiirle kapatalım:)
HİÇBİR ZAMAN ANLAMADI İNSANOĞLU Hiçbir zaman anlamadı insanoğlu Dünya birine kalacak olsaydı Süleyman’a kalırdı Ölüm satın alınsaydı Nemrut tutar alırdı Çıkmadık canlara derman bulurdu Lokman Hekim ölmedi mi? Bu yüzden hiç korkmadık biz Umudumuz hep Allah’tandı. Derdimize yüksel dedik, istediğin kadar yüksel! Nasıl olsa geçmeyecek misin? Zalimlere güçlen dedik, dilediğin kadar güçlen! Nasıl olsa düşmeyecek misin? Öyle oldu, olacak. Bu dünya iyiyle kötünün arasında bir yerde Ama günü geldiğinde iyilerden taraf olacak. İlhan Dilek
Şiir
“Reçete denen illeti her hekim bir şekilde mutlaka yazar. Ancak gerçek şifa, ruha üflenen iki tatlı kelamda gizlidir”
bırak senin varlığını bastığın yerleri bile severim ben. herkesi anladın hep onlara hekim oldun da sen. sevda bu benim sevgimi anlamasan da sen. mecnun gibi taş duvarlarla konuşurum ben KK
"Ne büyük bir trajedi! Çürüyüp gidecek beden özenle beslenirken, ebedî yaşayacak ruh ihmal ediliyor. Ne büyük bir trajedi bu! Toprağa karışacağı gün sayılı olan beden, ihtimamla beslenir, süslenir, korunur; oysa ebedî yolculuğa çıkacak olan ruh, aç bırakılır, ihmal edilir, unutulur. İnsan, aynadaki suretiyle saatlerce meşgul olur da, kalbindeki pası silmeye vakit bulamaz. Beden için kurulan sofralar zengindir; ruh için kurulan sofralar ise ya dardır ya da hiç yoktur. Beden yorulunca dinlendirilir, hastalanınca hekim aranır; ruh yorulunca "sabret" denir, hastalanınca "vakit yok" bahanesine sığınılır. Oysa ruhun ihmali, bedenin çöküşünden çok daha derin yaralar açar. İmam Gazali
Reklam
Reklam