İhtişamlı, görkemli partiler veren, hakkında çeşitli dedikodularla, partileriyle dillerden düşmeyen, kimsenin tam olarak kimin nesi olduğunu bilmediği Jay Gatsby’ i tanımakla başlıyoruz. Temeli Gatsby’nin ilk aşkına kavuşması üzerine kurulmaya çalışılsa da alt metninin başarılı olduğunu söyleyebilirim. Amerikan rüyasının yıkılışını, sonradan zengin olanların içi boş gösterişini, asıl zenginlerin gerçek yüzünü ve aslında kirli işlerini nasıl da başkalarına yaptırdıklarını açık şekilde gördüğümüz, Caz Çağı diye bildiğimiz 1920’li yılların Amerika’sının coşkusunu, aşırılıklarını ve tabiki de yıkılışını da gördüğümüz zevkle okuduğum bir kitaptı.
İhtişamın ardındaki o boşluğu kitap bize çok iyi bir şekilde yansıtmıştı. Gatsby’nin azmine, çabasına, sevgisine kimi yerde hayran kaldım ve kitabın sonunda onu yalnız bırakmak ve vefa göstermek istedim.
Anlatımından konuşacak olursam da verilmek istenen mesaj, anlatılmak istenen yalın ve başarılı şekilde verilmişti ancak daha dolu dolu, yoğun bir anlatım olsaydı çok daha büyük bir zevk duyardım. Bazı kısımlarda “eee sonra ne oldu peki” diye düşünmeden edemedim.
Şunu belirtmeden geçmek istemem tabiki de 1920 Amerika’sını yani “Caz Çağı” diye bilinen yıllarda buluyorsunuz kendinizi. Bende orda olmalıydım ve o büyüye kapılmalıydım derken buldum sürekli kendimi.