Kitap ilk başta baya hoşuma gitti. Doğa, ada, hayvanlar, insanlar… Her şey gayet güzeldi. Ama sonra o başkan geldi ya, açıkçası her şeyi mahvetti. Okurken sinir oldum, yalan yok.
Başkan bana sadece bir karakter gibi gelmedi. Gerçekte de böyle insanlar var çünkü. Geldiği yeri kendi istediği gibi yönetmeye çalışan, her şeye karışan tipler… Kitapta da doğayı, insanları, hayvanları altüst etti.
Açıkçası kitap hem kolay okunuyor hem de etkiliyor. Baştaki huzurla sonundaki karmaşa arasındaki farkı görünce "insan doğaya her şeyden daha çok zarar veriyor " diye düşünüyorsun.
Düzenden rahatsız olan yalnız bir kişi vardır ve çeşitli manipülasyonlarla toplumu ikna eder. Sonra düzen de insan da hayvan da alt üst olur. Sonra siz bunu istediniz biz de yaptık derler. Yeni bir düzen kurulur. Vahşetin kol gezdiği, normalleştiği, insanın canileştiği ve yozlaştığı. Kendini kurtaran bu düzeni kurandır bir yerlerde. Karşı çıkan, devrim yapan kurban gider. Silivri hala soğuk mudur acaba? Bu kitaptaki gibi yangınlar var mıdır orda da?
“Ortaçağ’da halkın toplum içindeki yeri, çocuğun aile içindeki konumuna benziyordu. Cahilliği, ahlâki ve entelektüel geriliği nedeniyle buna çocukluk çağı da denebilir ve:
Bu çağ acımasızdır.”