Bu kitaptan önce Notre Dame'in Kamburu'nu okuduğum için biraz pozitif bir önyargı ile okudum. Ona rağmen aklımda bazı soru işaretleri kaldı. Ölmek üzere olan bir katilin hislerini, son günlerini ve saatlerini gördük fakat neden katil olduğu hakkında bir bilgi yoktu. O yüzden belki de nefret edeceğimiz bir insandı ve biz onun dokunaklı cümlelerini mi okuyacaktık? Aslında kızına bir mektup yazacaktı kendi hakkında. Belki orada anlatmıştı suçunun da ne olduğunu ve o nüsha bulunamadı. Bu mahkum yer yer ölümü ve idamı eleştirdi fakat o da bir katildi sonuçta. Nasıl ve ne şekilde katil olduğunu bilmediğimiz bir karakterdi. Victor Hugo yazmamış olsa sonuna kadar okumazdım herhalde. Sadece 76 sayfaydı zaten, ön sözleri de saymazsak. Ayrıca kitapta Notre Dame nin tasvirleri ve Paris, diğer kitaplarında olduğu gibi işleniyordu.
Coriolanus, Shakespeare'in Roma üzerine yazığı 4 tragedyasından birisi!
4 Roma tragedyasını da okudum. 4 ü de birbirinden güzeldi. Hepsinin ana teması farklıydı. Bazısı intikam, bazısı güç, bazısı ise kibir barındırıyordu. Her oyun bir şeyler anlatmak istiyordu. İngiltere Ortaçağ'ında verdiği öğütler günümüzde de harfiyen geçerliydi. İşte bu yüzden o Shakespeare'di. Benim Shakespeare'i en çok sevme nedenlerimden birisi de şairane bir dil ile hayat üzerine isabetli yorumları. Asırlar geçse de eskimeyen oyunları ve sözleri, onu biraz farklı kılacak elbette.
Julius Caesar kadar, Antonio ve Kleopatra kadar önemli bir hikaye. Plutarch'ın Lives of the Noble Grecians and Romans adlı kitabının, Coriolanus'un Yaşamı bölümünden yola çıkarak yazdığı ve kendi dokunuşlarıyla şekillendirdiği bu oyunda Roma'nın büyük komutanlarından Marcius işlenir. Shakespeare bu karakteri tarihin akışından saptırıp, hem daha karmaşık bir ruh haline büründürmüş, hem de kendi kurgusunda şekillendirmiştir. Shakespeare'in son yazdığı oyunlardan biri olan bu oyun, ingiltere halkının o zamanlarda yaşadığı açlık, kıtlık, huzursuzluk gibi nedenleri de barındırır. Bunu Roma atmosferi içinde anlatır bize. Shakespeare zaten oyunlarında kendi dönemindeki krallara, soylu ve halk kesimine göndermelerde bulunmuştur. Özdemir Nutku çevirisi ile okumak güzeldi. Bu oyun üzerinde en çok dikkatimi çeken Coriolanus'un kibri, başına buyrukluğu ve iyi bir asker olması ile karmaşık bir karaktere sahip olmasıydı. Çok tevazu gösteriyordu ve kitabın içinde de bunun kibrinin fazlalığından olduğunu diğer insanlar anlayabiliyordu. Çok iyi bir asker ve haksızlık yapıldığını düşündüğüm için bir yandan yanında olmak isterken, bir yandan da halkı küçük görmesi, bir şeyi haketmediğini düşünmesi de iyi bir yönetici olmayacağını