Bir zamanlar uzak bir ülkede devlet daireleri ve dükkanlar kapanmış, insanlar şehrin girişinde toplanmış, hatta imparator bile tacını takarak şehrin kapısına kadar gelmiştir. Ahali panik içindedir. “Barbarlar geliyor!” söylentisinin yayıldığı andan itibaren aheste hayatlarının olağan akışı altüst olmuş, lafı güzaf kenara konmuş, herkes tedirgin bir ruh haline bürünmüştür. Barbarların kim olduğu, nereden ve ne zaman geleceği ise tam bir muammadır. “Barbarları bekleyen” imparatorluk, savaş moduna girmiş, olağanüstü tedbirler almıştır. Ülke, muhtemel bir saldırıya karşı hazır görünse de bu belirsizlik herkesi huzursuz etmektedir. Nihayet akşam olur fakat barbarlar bir türlü gelmez. Ülkenin sınırlarına kadar giden ulaklar, barbar diye birilerinin olmadığını haber verir.
Şair, bu haber karşısında şehrin şaşkınlığını ve hayal kırıklığına şu mısralarla anlatır: “Peki, biz ne yapacağız şimdi barbarlar olmadan? Bir çeşit çözümdü onlar sorunlarımıza.”
Sayfa 8 - Kostantin Kavafis, Kavafis’ten Kırk Şiir, s17 17. Coetzee’nin Waiting for the Barbarians·Kitabı okudu
Şunu bilmelisin ki bütün toplum(varlık alemi) bir konuda senin yararına bir şey yapmak için bir araya gelse ancak Allah yazmışsa sana destek verebilirler. Yine sana zarar vermek için bir araya gelse ancak Allah yazmışsa sana zarar verebilirler. Zira kalemler kaldırılmış, sayfalar kurumuştur.